Sunday, 6 February 2011

New Obsession : PS3 Move




Aslında bu yazıyı tee Aralık ayında yazacaktım ama... Ancak sıra geldi :D

Efendim yeni manyaklığımızdan bahsediyorum, PS3 + Move . İlk oynadığımızda "oha gelecekte yaşıyoruz resmen!" dedim. Evet dedim bunu. Bazen olduğumdan 45 yaş daha yaşlı söylemlerde bulunabiliyorum.


Bundan böyle arkadaş ortamlarının kralıyız sayesinde... Önceden "hadi bize gelin!" dediğimiz insanlar zaman zaman türlü bahanelerle ertelerlerdi ziyaretlerini... Artık "hadi gelin Move falan takılırız..." diyoruz yarım ağızla; kimse reddetmiyor =) 

Bir adet Sports Championship oyunumuz ve Singstar Dance'imiz var ki, oynadıktan sonra 3 kilo vermiş gibi hissediyorum :D Ok atmalar, masa tenisi oynamalar, kılıç kalkan birbirimize girişmeler oyunu Sports Championship... Ama oyun gibi değil... Wii'deki gibi hiç değil. Çok ama çok gerçekçi her şey.

Singstar Dance ise benim favorim, yılbaşında bile onu oynadık yani :D Bir yandan karaoke yapıyor, bir yandan dans ediyorsun... Bir de istersen bu rezilliğini kaydediyorsun :D:D:D

Elimde ciddi görüntüler var şantaj niteliği taşıyabilecek mwhahahah :D:D:D

Kendi rezilliğimi ise belki sonra paylaşırım sizlerle :D Şimdi utandım :D


Bir kaç hafta önce hem komşumuz hem de çok yakın arkadaşlarımız olan Nilay'lara yemeğe davetliydik... Onlara da hediye gelmiş Move paketi... Dedik süper bizim konsolları da kaptık geliyoruz ! :D Efenim önce şöyle bir sofra karşıladı bizi.. Bir süre PS'e ilgi gösteremedik haliyle... 


Bu şaheserleri silip süpürdükten sonra Move eğlencesi başladı... Ne kadar kalabalık, o kadar çok eğlence, orası kesin.


Ev sahibemiz okçulukta hünerlerini gösterirken... =)

Ev partilerinde inanılmaz zevkli oluyor velhasıl... Hele PS3'ünüz zaten varsa hiç durmayın hemen alın bir Move paketi... 

Biz bir de Heavy Rain'in move compatible halini aldık, (ben yeğenimde bitirmiştim o oyunu, bunu Akın için aldım) o da ayrı şahane... O oyun zaten bir efsane, bir de Move'la tadından yenmiyor :D

Başka bir postta Move maceramızın videolarını da paylaşicim =)

Stay Tuned.

nora

Saturday, 5 February 2011

This is Rakı talking.



Normalde herhangi bir gündemi, siyasi olsun olmasın herkesin konuştuğu/konuşmaya hak gördüğü konuyu buraya, bloguma pek yansıtan bir insan değilim.

Burası daha çok bana ait yaşanmışlıklar, hatta en çok da fotoğrafların yeri. "Blogumu takip eden insanların gözü gönlü açılsın" mekanı.

Ancak son bir kaç gündür susmayı becerdiğim Defne Joy Foster konusunda sanırım bu gece tükettiğim rakı miktarı nedeniyle daha fazla susamayacağım.

Yıllar yıllar önce, ben henüz her bir boka özenen bir çocuk iken, Çat kapı diye bir program vardı TV'de. Ünlülerin evlerine giden esmer güzeli bir hatun her yeri didik didik eder, enerjisiyle televizyona bağlardı beni ve hatta ailemi.

Bir süre sonra safi ünlü evi merakından öteye geçmişti bu program. O esmer kızı dört gözle bekler olmuştuk.

Ekrandan yüz milyon enerji partikülü saçılır, biz de çekirdek çitleyerek yutardık hepsini.

Benim DJF'a dair sevgim, böyle saf bir döneme denk geliyor.

Son zamanlarda yeniden popüler olmuş, hiç de haz etmediğim Acur Bey'in programında yeniden gündeme gelmiş, inanın haberim bile yoktu.

Ha bilsem, sırf Defne için izlerdim o programı, samimi söylüyorum.

Neyse, geçtiğimiz gün CNNTürk'ün "Defne Joy Foster Ölü Bulundu" twitiyle uyandım.

Seneler evvel bir kaç hafta önce görüştüğüm bir arkadaşımın şehit ilan edildiği günkü gibi gerçek üstü bir his kapladı.

Abartmıyorum.

Ölümün soğuk elleri nah çekiyordu suratıma.

Çünkü bu kadar "hayat dolu" bir şey bu kadar "yok" olamazdı.

İster inanın, ister inanmayın, çok ama çok etkilendim.

Pırt yapsam twitini atarım ama bu konuda tek bir söz söyleyemedim.

Çocukluğum, gençliğim, havalılığım, eğlencem ölmüş o gece.

Hem de 32 gibi komik bir yaşta.

Öylesine beklenmedik, öylesine karın boşluğuna bir yumruk.

Saatler geçmeden, hakkında yazılanlar... offf.... işte bunları hiç beklemiyordum asıl...

Başkasının evindeymiş, alkol almış... vs. vs. hepiniz benden çok görmüşsünüzdür yazılanları... İşi laikliğe bağlayanlar, ahlak polisliği yapanlar, komedi üstüne komedi...

Ama bu olay hiç komik değil ki??? Bir dakika... bir durun yahu... Gencecik kadın, gencecik bir anne, gitti. Bitti. Yok artık.

Bu kadının özel hayatını da yıllardır izlemiyoruz saniyesi saniyesine... Hani bizden borç istedi de cebimizden mi verdik? Akşam geldi de bir çay mı koyduk? Yooo... Sadece eğlendirdi bizi. Hakkında doğru dürüst bir bilgiye de sahip değiliz açıkçası... Eeee??? Gidişinin ardından taziye iletmek dışında ne kalıyor bize? Ben söyleyeyim; bok yemek... Ne fazlası, ne de azı...

Rica edicem, bir sabah açın ve Müge Anlı'nın programını izleyin... "Sıradan" insanların, ailelerin nasıl "tren yaptığını" ne komplolarla kanından canından insanları katlettiğine şahitlik edin. Yurdumun en ücra köşesinde nasıl sapkınlıklar dönüyor bir görün.

Henüz yıl geçmedi, Siirt'te iki küçük kızkardeşin 2 sene boyunca düzenli olarak tecavüze uğraması ve "biz içimizde hallederiz bu meseleyi" açıklamalarının üstünden.

Her gün hayvanlara tecavüz ediliyor. Her gün. Bahsi bile geçmiyor gündemde.

DJF kocasını aldatmışmış.... Vay be ?!!! Ne mühim olay... Kadının kocası gocunmuyor, acısını yaşıyor, tüm sevenleri bir gidenin ardından saygısızlık etmemek uğruna yorum dahi yapmıyor... Ancak prim budalası bir kaç şerefsiz akbaba gibi atlıyor...

İnanın ben utanıyorum bu şerefsizler konuştukça.

Hele bir de Bay Çükükalkmaz bir yazı yazıyor ki, su testisi, su yolu bağlantılı. Oyyyy. Uzun zamandır beklediği, tüm tepkileri çekebileceği, adından konuşturabileceği fırsat geçiyor eline.

Pislik.

Bir de "kerata" diyor ya en çok o koydu bana... Erkeğin elinin kiri nasılsa...

Hatırlıyorum da, "yavşak" kelimesini ilk o adam için duymuştum hayatımda... Babam derdi; "pişmiş kelle gibi sırıtıyor, yavşak"... Gerçekten literatüre geçmeli, bu adam bu sözün karşılığı olarak.

Nokta.

Çok uzattım farkındayım. Çoğunuz buraya kadar okumadınız bile. Kalanınız da "ulan memleket meselesi için bu kadar yazmaz?!" diyorsunuzdur.

Dedim ya, bu blog daha çok pozitif enerji yüklemek için. Her yerde duyduğunuz, gördüğünüz şeyleri tekrarlamak için değil aslında. Ancak bu olay bildiğin kanıma dokundu, arkadaş. Kadınlığıma dokundu. Acıttı canımı.

Yine de susardım ya, rakı affetmedi.

Bu arada rica edicem, eğer fenalaşırsam, lütfen adam gibi 112'yi arayın ya da en kötü bi taksiye atıp en yakın hastaneye götürün beni. Tavuk gibi etrafta klinik falan aramayın... Çok saçma çünkü...

peace.

nora

Cici Ziyaret ve Şaşkın Mumuk.



Yine gecikmiş bir post ile karşınızdayım gönül tostları...

Aylar aylar önce, çoooook sevdiğimiz arkadaşlarımız Deniz+1 ile Zan ve dünyanın en yakışıklı bebeği Rüzgar bizi ziyarete gelmişlerdi... Dolu dolu bir kaç gün geçirmiştik birlikte... Misafirliklerinden hiç ama hiç sıkılmayacağım süper insanlar... Çok özledim şimdi bunları yazınca... :/

Bu vesileyle Mumuk Efendi de hayatında ilk defa bir çocukla karşılaşmış oldu... Bir saniye yanından ayrılmadı kuduruk =) Ama cidden bu kedüşler bebeğin bebek olduğunu anlıyorlar... Ben aman çizer mizer diye panik olmuştum başta ama hiçbir vukuat yaşanmadı... Şaşkın şaşkın gölgesi oldu Rüzgar bebeğin...


Bol bol gezdik... Zaten bi Denizcimler gelince bu kadar geziyoruz... Onlar yokken yapışıyoruz eve :D




Hadi yine gelin !!!! PliiizzzzzzZZZZ!!!



peace.

nora

Sunday, 23 January 2011

Protest Against Hasdal Shelter / Hasdal Barınağını Protesto

Bugün canım kocamla oradaydık elbette.


Sanırım başka hiçbir kuvvet beni yağmurlu bir Pazar sabahı 9:30'da uyandırıp Taksim'e gönderemez...

O kadar düzgün insanı başka hiçbir organizasyonda bir araya getiremezsiniz herhalde. İnanın samimi söylüyorum, orda olmak isterdiniz.

Yaşam enerjim yerine geldi, yeminle. Keşke daha sık eylem olsa, hiç usanmam.

Her gün gidebilirim.

Yeter ki bir şeyler değişsin artık.

Neyse, ben susayım, çektiğim fotoğraflar konuşsun biraz...





























Umarım atmosferi az da olsa anlatabilmişimdir... 

Gezi Parkı'ndan başlayıp, Galatasaray Lisesi'nde son bulan gümbür gümbür yürüyüşümüzün sonunda dilekçelerimize imzalarımızı da attık. Bu gece azıcık daha rahat uyuyacağız sanırım.

Tabii hayvan haklarına yönelik istediğimiz değişim yaşanmadan tamamen rahat bir uyku yok bize...



Paws.

nora


EDIT: Sophie'nin Dünyası da kocaman kalbiyle blogunda yer verdi bu protestoya... Mutlaka uğrayın >>>  Sophie'nin Dünyası .

Friday, 21 January 2011

Bu Pazar Taksim'deyiz.

Bebeklerimiz için.

Daha fazla acı çekmesinler diye.
This Sunday, we will participate in the protest against the cruelty to animals. The so-called shelters in İstanbul are a disgrace.  Enough is enough.



Siz de gelin. Tanışalım. Birlikte protesto edelim. İddia ediyorum oradaki havayı soluyunca tüyleriniz diken diken olacak.

Hasdal rezaletinden haberi olmayanlar için daha önce orada çalışmış gönüllülerin anlattıkları... Aslında daha ne fotoğraflar var ama (henüz) burada paylaşmayacağım...


Artık yeter.

nora

Thursday, 20 January 2011

A tribute to...



LOST.

Siz de benim gibi özlüyor musunuz heyecanla yeni bölümünü beklediğiniz günleri?

:(

peace

nora

NOT: Foto apartmanımızın acil çıkış kapısında çekildi ;)

Friday, 14 January 2011

Pause.



"PAUSE."


Fırından taze çıktı bu fotolar. Bakalım beğenecek misiniz... 



"Wonder."

Self-portrait işini çözdüm gibi...


"You're late."


"Singing In the Pain."


Enjoy.


nora

VanTuTriğForroooo.

Doğum günümde kociğin aldığı hediyeyle görgüsüzlük yapma zamanı geldi !!!

Gutu'm ve Hesişkom'la Imac kardeşliği kapsamında, Four In A Row serisi başlasın artık !!!

Bildiğiniz gibi Gutuchan süpersonik 4inARow'larıyla meşhur :D Zaman zaman girdiği triplerle bizleri gülmekten yarmakta... Kendisine içten içe çok pis özeniyordum zaten !

İşte ilk "Four In A Row"um gelsin benim de:


Mwahahahahah :D Noldu şaşırdınız di mi? Çakma sarışın halime alışıksınız tabii ^_^

Banaysa fenalık geldi yıllardır aynı uzunlukta olan sarı saçlardan...

Ama merak etmeyin, kestirmedim, boyatmadım... Peruğumu taktım sadece ^_^

Peace.

nora




Thursday, 13 January 2011

Final arası kaçamak.



Üstün ikna yöntemlerimi kullandım veeeee...

Bu akşam Hesişkom, Lorecuğumuz, Neşe Ablamız ve Akıncığımızla Ege Kayacan Şahsi Şov'a gidiyoruz !!!!

Evet biz Akın'la YİNE gidiyoruz!!! :D

Bu akşam 22.00'da, Taksim'de, Old City Comedy Club'da.

Bu kez önceden(!) haber veriyorum, siz de gelseniz ya beybi, gülerdik... ^_^

------------------------



Bu arada sınavlarım tam gaz devam ediyor... "Bol şans" dileklerinizin verdiği pozitif enerjiye, kendi çalışmalarımdan çok güveniyorum :D Hepinize Sissy fotosuyla birlikte kocaman bir teşekkür !!!

<3<3<3

nora

Sunday, 9 January 2011

Finaller.

Sabahın şu saatinde (05:15) başka hiçbir kuvvet kaldıramazdı beni sıcacık yatağımdan. Orası kesin. Bol şans dileyin bana, ihtiyacım var gibi... :/

Sene ikibinonbir.


90 doğumlular 21 yaşında artık. 

Böyle düşününce ne garip.



Bu yıl evdeki kedi popülasyonundan ötürü çam ağacı kurma hayalleri yalan oldu. Plastik de olsa yeni yıla bir yeşillik getiriyor. Seviyorum. Ama geçen yıldan hatırlarsınız, Cappy Sultan gerçek ağaç zannedip tırmanmıştı ağaca, dalların üstünde uyuyakalmıştı ^_^ Sonuç olarak ağacın ömrü 15 dakikayı geçmemişti =) Bu yıl hiç bulaşmadım o yüzden...



IKEA evimin herşeyi'nden tel bir ağaç figürü kaptım ben de.. Diğer ışıkları ve süsleri Praktiker'den aldım ama. Ikea süs konusunda hem daha pahalı hem de talan durumdaydı. Praktiker iyi geldi.



Yeni yıla klon çiftimizle PS3 +Move oynayarak, kafalar güzel girdik. Bir süre sonra kocalar WoW'un başına oturmuştu; biz de Hesüşümle lak lak yaptık sabahlara kadar...



Tek bir kare fotoğraf bile çekmemişim. Bir kaç tane instagramladıklarım var , o kadar... Kaptırmışım yani :D



Akın'la gaza gelip, tam 00.00'da patlatmak üzere şampanya almıştık... Beceremedik patlatmayı :D:D:D Ikına sıkıla açabildik ancak ^_^ Sonuçta içtik mi içtik .. Önemli olan niyet :P



Yeni yılın ilk gününde de hafif akşamdan kalma moddan kurtulmak için,  uyanır uyanmaz attık kendimizi dışarı ve kahvaltı ettik misler gibi...

Ben zaten "yılın 364 günü dışarı çıkayım ama yılbaşında bana dokunmayın, hayatta çıkmam !" felsefesiyle yaşayan bir insanım... Evde sevdiğimiz insanlarla yeni yıla girmek süper geldi bu yıl da... Hesi'm ve Lore'cuma kocaman öpücükler ! <3<3<3

Şimdi üstünden de 10 gün geçince yazması zor oluyor :D

İyi dileklerle sonlandırayım ben bu postu iyisi mi...

Yeni yılda herkesin beklentileri bir bir gerçekleşsin.

Sevdiklerinizle birlikte bol kahkahalı bir yıl olsun. E mi?


peace

nora