Thursday, 22 January 2009

Raid @ Beşiktaş

Geçtiğimiz haftasonu yine WoW'daki Sky adlı guildimizin nadide üyeleriyle buluştuk... Muhabbet, sohbet hiç bitmedi tabiki... Bizim oyuna asosyal ortam diyenler utansın...




Girdiğimiz instance'ın (oturduğumuz kafenin) duvarı.

Destanyah, Ozqur, Painkiller, Norajartan, Ariru, Cokimonster


Ariru, Silversky





Imba çift.... =)

---------------------------------

Arıl'ın bilgisayarı bozulmuştu... Benim finallerim vardı, oyuna giremiyordum... Biz de Arıl'ı evlat edindik 2 günlüğüne :D






Bu durum MouMouque'un sinirlerini biraz bozdu sanırım, paramparça etti çocuğun kollarını...



-------------------------------------------

Son gelişmeler böyle... Yarın Kuyaş'ın sınavı da bitti mi, Nora özgür kalıyor... Bol şans bana....

peace.

nora.

Finallerin dondurucu soğuklarında sıcacık bir mektup geldi bana Belçikalardan... Ekinovski mektubumu alır almaz cevap yazmış... Kapımda görünce yukarıdaki zarfı, ben oldum şokella.... :P


Çok sağol datlum, ben de cevabını yazmaktayım.. Beni biliyosun öyle 1 sayfa yazıp gönderemem, biraz biriksin öyle göndericem en kısa zamanda :D



-------------------------------------------------


peace.

Wednesday, 14 January 2009

narsistim ağlayanım yok :/

Ne sezon indirimleri geldi geçti... Nora tuttu kendini.. Çok uzun zamandır almadı bir çift ayakkabı kendine... Ama yetti artık ! Zaman alışveriş zamanıdır... Pamuk el cebe atıla !!! Piyasada para dönmesi lazım.. Sorumlu bir vatandaş olarak en kısa zamanda atacağım kendimi kunduracılara... Demedi demeyin...

"Ölmeye değil, Öldürülmeye ihtiyacım var..." ***


Blog dünyası 2sıfırsıfır9 içerikli yazılarla çalkalanırken, ben yaya kaldım, farkındayım. Iııh-ıh henüz girmedim, ne yeni yıla, ne de yeni yaşıma... Hazır olduğumda bu konuyla ilgili bir şeyler yazacağım elbet. Zamanı gelene kadar shushhhh.... !


----------------------------------------------------


Tüm klişemi giyinip "finaller kapıda" desem, çok mu yavan olur? Öyle ya da böyle, bu hafta ve onu takip eden diğer 5 gün atlatılmayı bekleyen bir eziyet. Şimdiye kadar hiç de fena gitmedi şaşırtıcı bir şekilde. Ailecek umudumuz başarılarımın devamı. Haydi kızlar okula, zira finaller beklemez...



Bu final sınavının hamurunu birkaç hafta önceden açmaya başladım bu kez. Beni tanıyanlar bilir ne denli tembel olduğumu. Akşam yatmak bilmez, sabah kalkmak bilmez bu bünye bu yıl sınavlara hazırlıklı girdi. Kendime kendimce bir düzen(!) oturttum. Her akşam 19:00 bilemedin 20:00 gibi uyuyup sabah en geç 05:00'te kalkıyorum. Tabi bunu yapabilmek için geçtiğimiz haftalarda 1 tam gün hiç uyumadan geçirmek durumunda kaldım ki bu konuyu ayrı bir platformda tartışalım. Gün henüz başlamamışken "zınk" diye uykunu almış bir biçimde uyanmak, gözünü açtığında herhangi bir yere geç kalmadığını fark etmek inanılmaz gurur verici bir olgu benim için. Tek olumsuz yanı, energizer tavşanı olmadığını farkedip akşam üzeri oldu mu erkenden yorgunluğun omuzlara çökmesi ve geceyi göremeden sızmak. Hal böyle olunca hayatım sadece okuldan ibaretmiş gibi oluyor. Bir kaç hafta yaşanılası bir durum ancak her gününü böyle yaşayan insanlardan uzak durmam gerektiğini anladım.



-----------------------------------------------------







Ve bugün sınavdan çıktıktan sonra Mewişko'mun kolundan tuttuğum gibi doğru Beşiktaş'a... "Kitabım geldi... !" nidalarıyla... (kitap alasım geldi manasında) Aslında ilk amacım 2. dönem zorunlu YÖK dersi olan Türkçe hocasının -a.k.a menopoz teyze- zorla okutacağı kitaplardan birini alıp erkenden başlamaktı ancak Kabalcı'dan çıktığımda onun kitabı hariç herşeyi aldığımı farkettim ^^



Bir blogger emsali olmanın altın kurallarından olan "okuduğun kitabı/ izlediğin filmi tavsiye et" furyasına ben de katılıyorum sonunda...




Orjinal adı "Cosmetique de l'ennemi" olan bu eğlenceli ve zekice kurgulanmış kitabın Fransızcasını okulda Méthodologie dersinde, pek sevdiğim hocam Aurélie okutuyor. Hatta bugün sınavına bile girdim ^^ Şiddetle tavsiye ediyorum, diyaloglardan oluşan bu kısacık roman, elinize aldıktan maksimum 2 saat sonra bitecek. İnternetten öğrendiğime göre, 2005 yılından beri tiyatro oyunu olarak ülkemizde de pek ilgi görmüş. Kitabın fiyatı 7 TL.

Evet, doğrudur, kapağını görünce hiç düşünmeden aldım, ayıp olmasın diye de şöyle bir arka kapağını okudum. Bir süredir elimde sürünmesine karşın, komplo teorisi meraklılarının bir solukta okuyacağı türden. Konu kahve olunca, ucu bizlere de dokunan tarihi, içeriğinde barındıran öykü, günümüz Almanya'sında geçiyor. En ünlü iki kahve zincirine düzenlenen sabotaj insanların kahveden uzaklaşmasına neden oluyor. Kitabın problematiği ; kahveden mahrum bırakılan bir topluma ne olur? Fiyatı 13 TL.

"Bildiğinizi düşündüğünüz herşey yanlış" sloganıyla NTV yayınları tarafından hazırlanan bu kitap oldukça ilginç. Akın'ın isteği üzerine aldım ancak Beşiktaş'tan eve gelene kadar oldukça eğlendirdi bizi. Soru-cevap şeklinde ilerleyen kitabı görüp de kayıtsız kalmak mümkün değil. " Şampanyayı köpürten şey nedir? - Şampanyayı karbondioksit değil, pislik köpürtür." , "İnsanın kaç duyusu vardır? - En az 9." gibi geniş bir yelpazede sorduğu sorular ve dahası, verdiği yanıtlar açısından oldukça ilgi uyandırıcı. Fiyatı 13 TL.

Oldukça fazla insanın elinde gördüğüm, "plaj kitabı" kategorisine sokup önyargıyla yaklaştığım ödüllü bir bestseller. Çok satanlarla aram pek iyi olmamakla beraber, "arkadaşlık, dostluk" gibi temalar da beni pek açmaz. Ancak Meval'in tavsiyesi (çok da ısrar etmedi ama ) beni biraz gaza getirdi ve bu kadar insan yanılıyor olabilir mi acaba? sorusunu kitabı okuduktan sonra yanıtlamaya karar verdim. Daha sonra paylaşacağım izlenimlerimden yoksun bir açıklama; ".. Arkadaşlık, ihanet ve sadakatin bedeline ilişkin bir roman... Anlatılan olağanüstü bir dostluk..." Arka kapağın yalancısıyım. Fiyatı 9.90 TL.
Nora'nın kitaplığından adlı bölümümüz sona eriyor sevgili kitap dostları... mwahauahaha :D Çok yavan... çoooook.....
Neyse en azından 1-2 bişi yazdım kafam dağıldı...
Peace.
nora.

***Başlık "Kara Sohbet" ten alıntıdır. Pek hoşuma gitti bu ifade, kitabın içinde de cuk oturmuştu belki de ondan...






Thursday, 25 December 2008

checklist

a Noel kartlarını hazırla.

a Ekin'in mektubunu at.

a Pazara git.

a Yeni yaşına girmeye hazırlan.

a Hayata karşı çıkma, uzlaş.

a Dedikodu yapma ama yapanları dinle.

a bloguna yeni şeyler giricem diye yeni şeyler yaşamaya çalışma.

r evi temizleyip yeniyıl için süsle.

a Meyve ye.



peace.


nora.

Thursday, 11 December 2008

NorMaldiya-rı


Uzun zamandır takip ettiğim hicivli hareket... Hazırlayan ekibin ellerine binbir sağlık... siz beni güldürdünüz ya... Ve... siz beni düşündürdünüz ya... denilesi gözüpek Normaldiya vatandaşları... selam olsun size....


Nostalcik : Yarıldığım anlar 1




Sanıyorum lisedeydim daha... Ordu semalarında süzülüyordum ve o zamanlar memleketimde dinlenebilen radyo kanalları pek azdı. Çoğu kanal "çıkmıyordu". Şanslı bir çocuk olarak ben, evdeki uyduyu gazeteden bilmem kaç kuponla alınmış müzik setime bağlatmıştım ve Radyo 5 dinliyordum ölümüne... Hastası olduğum program tabi ki ; Ayça Şen Başkan 'dı.







Dün bir yandan WoW oynarken bir yandan da skype'ta Erdem'le muhabbet ediyorduk.. Bi şekilde laf telefon şakalarına geldi ve ben "aaaağğğbbiiii ayçaşen vardı eskiden ne manyaktı yaaaaa" dedim. Erdem de; " aaa ne ilginç ya ayçayı tanıo musun? o benim kuzenim yaa..." deyince dumur oldum. Sanki " aaa angelina jolie yi tanıo musun? o benim kuzenim yaa.." demiş gibi :D Benim için o kadar ilahtı kendisi ^^



Bu konuşmaların üstüne hemen tabi internette bi arama moduna girdim ve Ayça Şen'in telefon şakalarından birkaç tanesini dinleme şansını buldum. Sonuç: yarıldım =)



Şu an hala bir program yapıyor mu emin değilim ama araştırmalarıma devam edicem. Bilmeyenler ya da tekrar o hınzır sesi duymak isteyenler illegal yoldan Utube'a girip aratmak suretiyle tatmin olabilirler.



---------------------------------------




Bir diğer nostalcik anımı da alkislarlayasiyorum.com ' da yaşadım bugün. 3-4 yıl önce baya takip ederdim, uzun zamandır hiç bakmamıştım.. İçerik biraz genişlemiş, istediklerimi pek kolay bulamadım ama hala komik ^^ tavsiye edilir... ---> browsera yazmaya üşeniyorum buraya tıklim





MouMouQue








Özel istek üzerine kısa bir Mumuk show...










nora:bayram temizlikçisi




Bundan bir kaç hafta önce kocam Oprah izlerken, kulak misafiri olmuştum... "Evinizdeki fazlalıklardan kurtulup, yaşadığınız yeri temizlediğinizde kilo vermeniz mümkün ! " Tam bir Oprah malzemesi haber... Konuk uzman, kilolu bir kadına zorla evindeki ıvır zıvır ne varsa attırıyor diyetine başlamadan önce...




Fazla sallamamakla beraber aklımda kalmış demek ki; ben de vizelerin bitmesiyle birlikte kendi kendimin temizlikçisi oldum...




Evimizin en küçük odası ( dizüstü bilgisayarımın bozulmasıyla benim yaşam alanım haline gelen ) çalışma odasına bi gece yarısı giriştim. Meğer biz bu odayı kullanmazken, oda kendi medeniyetini kurmuş, farklı yaşam belirtileri çıkarmış ortaya.




İşime yarayacağını düşündüğüm ama asla yaramamış ve yaramayacak ne varsa kurtuldum hepsinden. Ertesi gün Akın da aynı medeniyete ayak basıp kendi fazlalıklarından kurtuldu.




Üstüne temizlik.




Akın'ın Ankara ziyaretini fırsat bilip, evin tamamına açıldım sonra.




2 kilo vermişimdir.




Oprah'da bahsedilen "manevi" yüklerden kurtulduğum için değil, bildiğin amele performansım sebebiyle. Dizlerim kanıt olarak laboratuvara gönderilebilir: "bu dizler temizlik amacıyla yerle temas etmiş" raporu şak diye çıkacaktır.




Pek cici görünen evin aynı hızla bir felakete dönüşmemesi umuduyla...




Monday, 1 December 2008

Beynim tutuldu ...


4. haftanın sonunda vizeler bitmiştir....


ye-hu !

Saturday, 29 November 2008


Sigara yasağıyla ilgili en absürd sahnelerden birine şahit olmak istiyorsanız; Ikea evinizin herşeyine bi gidin ve giriş kapısının önünde bir sigara yakın ...
- Hanfendi burda sigara yasaghh....
- Pardon? (hatta hönk?!)
- Sigaranızı... burda... içemezsiniz...
Bir an için, ulan ben dışarda sanıyorum kendimi... yoksa içerde miyim? diye kendinizden şüphe edip, salakça sağınıza solusuna baktıktan sonra...
- Anlamadım, neden?
- Burda yassaghh... Şurda* içebilirsiniz....
*Yazar "şurda" derken bulunduğunuz noktadan 3 adım ilerisini kastediyor.
- Orasıyla burasının farkı nedir?? ya da şöyle sorim... gizli kamera nerde?? almanyadaki akrabalarıma el sallamak istiyorum...
- Burası kapalı alan... Hanfendi... Şu tarafta için... ( zıkkımlanın dese samimiyetine inanıp hanımefendi olduğuma ikna olucam..)
Duman avcılarından birinin serseri bir kurşununa hedef olmaktan korktuğumdan mıdır nedir, geçiyorum öbür tarafa ve ancak o zaman anlıyorum açık/kapalı mantığını (!)... Efendim, benim terbiyesizce sigaramı yaktığımın alanın 5 metre kadar üstünde bir tente uzantısı var... Yarı kapalı (ya da yarı açık- bardağın yarısını dolu görüp içindeki suyu boca etmek isteyenlerdenim-... ) alan sınırları içindeymişim haberim yok...
Ancak unutuyorlar benim de onlar gibi bu memleketin suyunda büyüdüğümü... 3 adım gittiğim öteden, fosur fosur dumanımı 3 adım beriye üflüyorum her seferinde...
Ben gencin akıllı, çevik ve inatçı olanını severim...
Peace.
nora.

Wednesday, 26 November 2008

Mr.and Mrs. NoLife



Wrath of the Lich King awaits dediler... biz de ayıp olmasın dedik , üşenmedik, expansion paketin çıktığı gece Etiler D&R 'ın önünde bizim gibi hayatı olmayanlarla buluştuk ^^

Akşam 8 civarı gittik, sıra numaramızı aldık... Her ne kadar erkenden gittiğimizi düşünsek de, 217. sıradaydım =)




Yoldan geçenlerin meraklı bakışları, "pardon kim gelmiş buraya?" soruları... bizim " Serdar Ortaç geldi, imza dağıtıyo!!!" deme isteklerimiz... Arabaların yavaşlayarak aynı soruları sormaları...

Beraber beklediğimiz insanların birbirine Raid anılarını, askerlik anısı gibi usanmadan anlatmaları...

Benim sanki Etiler'e değil de, yokluğa gittiğimizi zannedip, bir Mage sorumluluğuyla termosuma kahvemi doldurup koca çantayla oralara kadar taşıdıktan sonra; D&R'ın 4 bir yanının Starfucks, GloriaCins ve CaféClown la çevrili olduğunu gördüğümdeki dumur halim... (yine de önce benim kahvemi içtik ^^)

Herkesin sıra numarası olmasına rağmen, yurdum gençliğinin kapı önünde oluşturdukları güruh....

Her haliyle tarihi bir andı ve orda olmaya değerdi ^^


*** Dünya tatlısı kankimiz Cokiemonster bu kadar zorlamasaydı bizi, hayatta gecenin köründe gitmezdik oralara :D Kendisine burdan /thank demek istiyorum :D






Bu durumu fırsat bilip kendi reklamını da araya sıkıştıran bi oyun dergisinin polymorph yaptığım sorumlularından biri :P


Conjured Termos Coffee :P


Bahsi geçen güruh ^^

Deniz ve Zan 'ın son ziyaretleri ile ilgili kareleri geç de olsa paylaşalım..... ^^


Yüksek yüksek tepelere ev kurduk....



-----------
Moda'da bol bol tıkınmak suretiyle bir pazar akşamüstüsü keyfisi çıkardık... Zincirleme cisim tamamlaması :S





Saturday, 22 November 2008

Taşınabilir Yaratıcılık Arayışı...

Dizüstü bilgisayarım bozuldu... Doğal olarak moralim de... Önemli bir uzvumu kaybetmiş gibiyim... Blogger'ı bi ara kapatmakla sakalımı kesmişlerdi ama şimdi bilgisayarımı bozmakla kolumu kestiler.. :(

Uzun zamandır yapışık yaşadığım bilgisayar denen şeytan icadı bozulunca modum da direk değişti... İçimden bi şeyler üretmek geliyor ^^

İçinde kendimi kaybedebileceğim her türlü renk ve çeşit yünün satıldığı bir pasaj vs. var mıdır canım İstanbul'da? Zannediyorum vardır, ancak nerde ? Bilenlerden yorum bekliyorum...

Emektar masaüstü bilgisayara oturmuşken de bu amacıma yönelik bi şeyler bakındım... Karşıma çıkan görülesi ıvır zıvır fotoları paylaşalım hemen...