Thursday, 18 April 2013

1st b'day!


Geçtiğimiz Cumartesi Ardan Bey'in ilk doğum gününü kutladık!

Yengesi olarak parti süslemelerini üstlenmiştim ve tabii ki beyfendinin özel fotoğrafçısı olarak tüm parti boyunca da çalıştım ^_^



Misafirleri girişte Ardancığın kanvas baskısı karşıladı :) Masanın üstündekiler de kuzucuğun davetiyeleri ile yuvarlak süslemeleri :)


Parti için sitemizin kafesi tutuldu, mekanın iç kısmında yemek yendikten sonra bahçeye geçildi. Şansımıza hava çok güzeldi, gelen misafirler de keyifli bir Cumartesi günü geçirmiş oldu :)


Süslemeler için iki hafta öncesinden çalışmaya başladım :) Önce bilgisayarda parti temasını renkleri vs. belirleyip, şablonları çizdim. Zeyneplerle aramızda "astronot olacak bu çocuk!" diye bir espri vardı bu nedenle partinin temasının roketler olmasına karar verdim :) Arka plandaki roketli çizimi shutterstock'tan satın aldım ve tüm süsleri bu arka planı da kullanarak Ardan'a özel tasarladım :)

Hazırladığım tasarımları internetten bulduğum şablonlara giydirdim :) Örneğin internetten "pop corn box template"i bulup, üzerini kendi temamızla doldurdum.




Bilgisayarda her şeyi hazırladıktan sonra Kavacık'ta bir baskı merkezi bulduk ve tüm hazırladıklarımı bastırdık. Amerikan servislerden, bardak ve su şişesi stickerlarına; dev üçgen flamalardan, karton süslemelere bir sürü ıvır zıvır hazırlamıştım :) Büyük boy kapaklı plastik bardakları internetten sipariş etmiştim, çok komik bir fiyata aldım 100 tanesini... (15-20 TL gibi bir şeydi yanılmıyorsam) Marketlerde, parti malzemecilerinde satılan hazır bardakları kullanmak yerine, bu plastik bardaklara Ardan stickerlarını yapıştırmak çok daha hoş oldu!


Zeynep'in evinde bakliyat saklamak için kullandığı kavanozları çalıp atıştırmalık nomnomlarla doldurduk ^_^ Ancak kavanozlardan stickerlar belki çıkmaz diye, karton süslerin arkasına bant yapıştırarak süslemek zorunda kaldım :)


Artan malzemelerden de kürdan yardımıyla minik bayraklar hazırladım :) Eti pufflara çok yakıştılar!


Flamaları çekmeyi unutmuşum o günkü telaşla :( Zeynep onları toplayıp Ardan'ın odasına asacağını söyledi, artık gidip evde çekerim bir ara :)



Ardan'a "1. yaş" broşunu temamıza uygun renklerde keçeden yaptım :) Basitçe kahverengi fırfırlı bir yuvarlak kesip mavi düz yuvarlağı üzerine kabaca diktim ve yine kahverengi keçeden kestiğim 1 rakamını soğuk silikonla en üste yapıştırdım. Gömleğine tutturmak için arkasına iğne koymak istemediğimizden çözümü çift taraflı bantta bulduk :) Süper sağlam oldu diyemem, 2-3 kez düştü ama 1 yaşındaki çocuğa iğne takmak bana pek mantıklı gelmedi... :/


Annesi pinçuğun gömleğini ve şapkasını Zara'dan almış, bayıldık! Tabii şapka bir saniye bile düz durmadı kuduruğun başında o ayrı konu! ^_^




Veeeee pasta! Kuzucuğun pastası frambuaz ve muzlu, dış süslemesi ise şeker hamurundan temamıza uygun olarak Bağ Pastanesi tarafından yapıldı. Tadı gerçekten muhteşemdi! *drool* Gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim Bağ Pastanesi'ni, çok başarılılar gerçekten!






Dayısıyla Pinçuk rockin'!


İşte böyle efenim... Çok güzel bir gün oldu...

Ardancık için tüm bu süslemeleri seve seve yaptım ama ne yalan söyleyeyim, bastırdıklarımı tek tek elle kesmek 3 günümü aldı! Bir süre makas, kağıt görmek istemiyorum! ^_^

Veee gördüğünüz gibi yine benim tek bir fotoğrafım yok! :) Kaderim bu sanırım =)

Benim için günün en güzel kısmı, parti bittikten sonra eşim ve kayınvalidemin bana yaptığı Samsung Galaxy Note II süprizi oldu! Ehehehehe :) Onunla ilgili ayrı bir posta hazırlicim, şimdi konuyu karıştırmayalım!

İyi ki doğdun Ardan! diyelim, güzel dileklerimizi kuzucuğun yanaklarına birer öpücükle konduralım!


peace


nora


Friday, 12 April 2013

Ardan 1 yaşında!

           
             Eşimin dayı, benim de yenge olduğum günü hatırlarsınız, Bienvenue au monde, Ardan diye buradan da duyurmuştum hani.



İşte o pinçuk 1 yaşına basıyor bu hafta. (zaman ne çabuk geçiy....arrgghhh tamam vurmayın!)

Yarın aile ve yakın dostların toplandığı minik bir doğum günü organizasyonu var beyfendinin...

Ben de dayanamadım ve süsleme olayına el attım :)

Son 2 haftadır uğraşıyorum bakalım, umarım beğenirler :)

Zeynep'le konuşuyorduk da, 1.yaş günü partisinin cidden de çocuktan çok büyükler için planlanan bir şey olduğuna karar verdik ^_^ Henüz tüm bu organizasyonu anlayacak ya da keyfini sürecek bir bilinçte olmuyor bebişler. Daha çok "doğum yapmamın 1. yılını kutlayacağız" dedi görümcük :) Haksız da değil hani :)

Yarın bol bol foto çekmeyi planlıyorum, sizi de haberdar ederim bir kaç güne!

Şimdilik geçen gün bize gelip kedüşleri mıncıklayan Ardancık fotolarıyla idare edin silvuple!



Cappy'm Ardan'ın "tough love" anlayışından biraz korksa da bir dakika ayrılamadı yanından :) Ardan'ın da zaten Mabel diye bir kedisi var biliyorsunuz (zamanında Mumuk'un kabul etmediği dünya güzelinden bahsediyorum!) , o yüzden hiç korkmuyor hayvanlardan!




Kedi bahçesinde bir pinçuk! Benim kuduruklar bayılıyor çocuklara! Eve misafir bir bebiş gelince hemen sarıyorlar etrafını ve genel olarak korkulanın aksine hiçbir zarar vermiyorlar (niye versinler ki zaten!) Hatta anaçlıkta sınır tanımayan Sissy'm diğerlerinden korumaya çalışıyor bebişi :) Bir gün, Ardan ağlıyor diye yanında duran Zebuşko bir şey yaptı zannedip döve döve uzaklaştırmıştı güzel kızım benim :) 



Şimdilik bu kadar!

Yarın için son hazırlıkları tamamlamaya gidiyorum, 

Hadi bana çüz!



peace



nora

Tuesday, 2 April 2013

norajartan.com yayında!

So-nun-da!!!

Aylardır erteliyoruz, aylardır uğraşıyoruz kociyle...

Dün gece artık elini yüzünü düzelttik benim portfolio sitesinin...

Her yaptığım işi koymadım açıkçası, fotoğrafları eleme kısmı biraz sancılı oldu ama benim içime sindi...

Linkini vermeye utanıyorum diyordum ya hani :) Artık özgürce paylaşabilirim sanırım :)




Sitede sağ üstteki menüden kategorilere ulaşabilir, işlerin tamamına göz atabilirsiniz :)

Üstte ortada görünen minik oka tıklarsanız üst menü gidiyor ve fotoğraflara tam ekranımsı bakmış oluyorsunuz ^_^ Alt ortadaki minik ok ile de fotoğraf listesini "thumb" olarak görüntüleyebilirsiniz!

Nasıl olmuş?



cheers

nora

Thursday, 28 March 2013

Nays Sörprayz

Evet kendi adını google'da aratanlardanım.

Sapık gibi zırt pırt değil ama ayda yılda bir aklıma gelince.

Az önce de google çubuğuna "nora jartan" yazdım.

İlk sırada hala açılışını yapamadığımız, portfoliomu bir türlü yükleyemediğimiz websitem çıktı. ( Koci örnek fotolar koymuş bir kaç tane lorem ipsum stayla, ama linkini vermeye utanacağım bir halde şu anda site! )

İkinci sırada ise bir ekşi sözlük linki gördüm.

Alla allah.

Hatta hayırdır inşallah?!

Bağlantıya tıklamadan bir kaç saniye öncesinde hafiften tırstım ne yalan söyleyeyim :) Ekşi sözlüğe girmişim, şahane! Ama acaba ne yapmışım da girmişim?

Hani insan suçlu olmasa da trafikte bile polis çevirince bir suçlu psikolojisine girer ya?

Bilse de masum olduğunu, bir kaç saniye için düşünür; ya bir şey yaptıysam? 

İşte aynı o hislerle tıkladım ben de.

Gördüğüm entry karşısında ağzım yayıldı kulaklarıma ^____^


Her kim yazdıysa kendisine buradan teşekkür edeyim yanağından bir makas alayım istedim!

İnsanlık için küçük, benim için devasa bir şey. :)


Made my day!


cheers!


nora


Wednesday, 13 March 2013

Nouvelle Vague İstanbul Konseri


Geçtiğimiz yaz başında Nouvelle Vague İstanbul'daydı.

Küçükçiftlik Park'taki konserlerinde hepimizi mest etmeyi elbette ki başardılar. Kendileriyle sahne arkasında tanışma fırsatım da oldu, inanılmaz tatlı ve bir o kadar eğlenceli bir grup :) 

Konser esnasında basın mensuplarının sadece bir şarkı görüntülemelerine izin verilmişti, ama benim tüm konser boyunca çekim yapmam serbestti, Marc Collin'in özel isteğiyle ^_^ 

Çok da uzatmadan sizi o büyülü anlara götürmek istiyorum...

















peace!



nora

Tuesday, 12 March 2013

Tie the knot!

Heya!

Bugün Salı.

Hava şahane.

Mumuk bile attı kendini bahçeye, güneşin tadını çıkarıyor!

Şu an Mumuk kadar şanslı olmayıp, bilgisayar başında çalışan, bu güzel havayı en iyi ihtimalle penceresinden izleyenler için bir dakika saygı duruşu... :(

Benim ise yapılacaklar listem öylesine kabardı ki, hiçbirine elim gitmiyor. Vicdan azabıyla boş boş oturuyorum sabahtan beri. Başka bir şey ile uğraşsam keyif alamıyorum, aklım hep yapmam gerekenlerde. :/ Öğrencilik bitince bu huyumdan kurtulurum sanmıştım ama nerdeeeee?!

Bak bloga post bile giriyorum durup dururken! Yeter ki yapmam gerekenleri yapmayayım! Procrastination ftw!



Geçtiğimiz Kasım ayında, kankilerin kankisi Mewişkom dünya evine girdi! O zamandan beri de New York'ta yaşıyor.. 6 yıldır neredeyse her gün görüştüğüm, her türlü kaprisimi insan üstü bir sakinlikle çeken canım arkadaşım, sayesinde mezun olduğum kuzucum artık çoook uzakta! :/ Ama ben biliyorum, aradan yıllar da geçse, görüştüğümüz an kaldığımız yerden hiçbir şey olmamış gibi devam edebiliriz her türlü şebekliğe!

Canım arkadaşımın düğün fotoğraflarını tabii ki ben çektim :) İçimden geldi bir kaç tanesini paylaşayım istiyorum!


















Nedimeler olarak o gün hepimiz siyah renk giymiştik! Yalnız benim tek bir kare fotoğrafım yok Mewoşumla, bir tek ona üzülüyorum! >.<

Kuzuma buradan da ömür boyu mutluluklar diliyorum!

Darısı bahar yaklaşırken düğün hazırlığı stresi içinde olanların başına! ^_^

peace!



nora


Wednesday, 6 February 2013

Meet Zuzu.

Son günlerde blogu iyice dükkana çevirdim, farkındayım :)

Ama ürünler sayesinde zırt pırt bloga girince, yazasım da daha çok geliyor. Ürünler beni daha iyi bir blogger yaptı.

Yes.

Güne Zuzu'mla başlayın diye gecenin bu saatinde gevelemek geldi içimden.

Zuzu'yla resmi olarak tanışmadınız. Tanıştırayım.

Kendisi bir Ağustos gecesi eşimin kullandığı arabanın önüne atlıyor. Gece ağzından kanlar gelerek eşimin kucağında acı içinde bağıran kediyi görünce kapıda, neler hissettiğimi anlatamam. Gerçekten beceremem anlatmayı, sanmıyorum.


24 saat açık veterineri Kadıköy'de bulup apar topar gidiyoruz.

Kimse umutlu konuşmuyor.

Üzerinden iki tekerlek geçmiş, umutlu olunacak bir durum olduğunu ben de düşünmüyorum. Karı-koca şoktayız.

O gece orada kalıyor, ilk müdahalesi yapılıyor, iç kanama için enjeksiyon, nefesi için oksijen veriyorlar vs.

Ertesi gün kendi veterinerimizi arayıp anlatıyoruz durumu. Görmemiz lazım diyorlar haklı olarak.

Zaten gece götürdüğümüz kliniğe gittiğimizde dünyadan bihaber insanlar karşılıyorlar bizi. Sorduğumuz sorulara cevap bile veremiyorlar. Yaptıkları işlemleri yazılı olarak istiyoruz ki kendi veterinerimize bilgi olsun, ama bunu bile yarım ağız, salla pati bir şekilde veriyorlar bize.

Borcumuzu ödeyip, kaçıyoruz oradan. Doğruca kendi veterinerlerimize gidiyoruz.



Orada gerekli müdahaleler yapılıyor, röntgeni çekiliyor vs.

Sonra biraz zor bir dönem bizi bekliyor.

Çünkü Zuzu felç kalıyor. Ama veterinerimiz daha ilk günden bize şunu söylüyor "Bu çocuk toparlar, 1-2 aya kalmaz tekrar yürür." 

Karşınızda ön patileriyle sürünerek ilerleyebilen, çişini kakasını bilinçsizce altına yapan ve bundan inanılmaz rahatsız olan bir hayvan var. Ama en azından nefes alışları düzeldi. Umutlanıyoruz. Yeter ki yaşasın, yürüse de yürümese de bakarız biz ona.

Her gün bize çok da yakın olmayan vetimize yolculuğa çıkıyoruz, eşim işten geliyor, arabadan dahi inmeden ben Zuzu'yla biniyorum ve gidiyoruz. Bir kaç saat orada kalıyoruz, tedavileri yapılıyor ve dönüyoruz.

Tam da Sushi'min doğum yaptığı dönem. Evin her yeri dolu. Ayakkabılığın olduğu evin girişinde minicik bir alan var. Orada bakıyoruz Zuzu'ya. Kimse gelmesin istiyoruz eve, oğlumuzun rahatı bozulmasın. Bir de "yuh artık, evin girişinde bile kedi mi bakıyorsunuz?" demesinler. Kendimiz de gülüyoruz halimize :)



Bir buçuk ay gibi komik bir sürede Zuzu yürümeye başlıyor. İnanılır gibi değil.

2-3 ay kadar sonra sadece kuyruğu çalışmıyor, ama onun dışında hiçbir sıkıntısı kalmıyor.

Çok kısa bir süre sonra kuyruk da tepki vermeye başlıyor.







Mucize demek isterdim ama değil.

Eğer eşim çarptıktan sonra basıp eve gelseydi ve o hayvan yolu sürünerek geçip, 2-3 ay kadar yol kenarında uzansaydı, ve tabii gökten yemeği düşseydi, kaka yaptığında mucizevi bir şekilde yara olmasın diye poposu temizlenseydi ve en önemlisi hiçbir tıbbi yardıma ihtiyaç duymaksızın kendi kendine iyileşseydi mucize olurdu, evet.

Çünkü bir hayvana arabayla çarptığınızda değil, onu alıp bir veterinere götürmediğinizde öldürüyorsunuz. Bilinçsizce çarpıyorsunuz ama bilerek öldürüyorsunuz. 

Ben bir taksinin bir yavru köpeğe çarpıp, aracından inip, arabasına bir şey oldu mu diye bakıp, hiçbir şey olmamış gibi binip gittiğini bile gördüm gözlerimle.

Şu anda Zuzu, 3 kilodan 5 kiloya çıkmış, sağlıklı, atletik ve kısırlaştırılmış bir erkek kedi. Deyim yerindeyse sapasağlam.

Geçenlerde zatürre olmayı başardı ve bizi yine biraz üzdü ama şu anda gayet iyi durumda. Tedavisi devam ediyor. Dışarı çıkması yasak.

Ve ben eşime hep aynı şeyi söylüyorum;


"Doğru arabanın önüne atlamış!"



peace

nora