Showing posts with label Sushi. Show all posts
Showing posts with label Sushi. Show all posts

Tuesday, 7 January 2014

Anneeğğ Gaffam Yanıyo anneeğğğ!

Uzun süredir her bir dakikamı verimli geçirmeye çalışma kafasındayım.

Fotoğraf işlerinden boş kalan zamanları da Noramore ile doldurdum üzerinize afiyet.

Eğer bi şekilde ondan da artan zaman değil zamancık olursa, bunu da tutorial falan izleyerek dolduruyordum; aman boşa vakit geçmesin stayla.

Devreler yandı, tabii :S

Bugün dedim ki; anlamsızca bir şey yapacağım.

Ve yaptım da.

İşin daha anlamsız kısmı bunu sizlerle paylaşmak sanırım ama you know I'm crazy like that. ;)

Efenim bilgisayarımdaki fotolarımı kurcalarken, Sushi'min şu fotosunu buldum:


Bizim bahçede çekmişim güzel kızımı. Nasıl da tatlı şapşitto :)


Yaptığım saçmalığa gelecek olursak;


Taa---daaaaa!!!




Niye yani? Niçin???

Ne bilim.


Bazı insanların tablet kalemine erişimi engellenmeli bence...


İşte öyle.


peace

nora



Friday, 22 November 2013

Kaç olduk?

Etrafımdakilerin bana en sık sordukları soru:

"Evdeki pati sayısı kaç oldu şimdi?"

Mumuk The Kuduruk

İki basamaklı rakamlara geçtiğimizden beri bu soruyu hep geçiştiriyorum, ya da *politically correct* cevaplar vermeye çalışıyorum. ;)



Niye kasıyorsam?

3. kediden sonra zaten "manyak" gözüyle bakmaya başlamıştı herkes bize... ^_^

İşin aslı şu; hani siz bir hamur işi yaparken alabildiğine un koyuyorsunuz ya, heh biz de işte evimiz alabildiğince sokaktaki muhtaç durumdakilere açıyoruz kapımızı. ^_^

Ama artık bahçeli bir evde oturuyor olduğumuzdan, eskisi kadar zor olmuyor... Çoğu evi otel gibi kullanıyor zaten. Mesela Sushi zillisi artık sadece yemek yemek için uğruyor, iki sevdirip kaçıyor. Bazı günler gelmiyor bile...

Torunlardan sadece Avatar eve bağlı çıktı... O da garip bir bağlılık... Üst kapının önünde "Açın şu kapıyyyaaaaa!" diye ağlar, açarız, koşarak çıkar... Hooop dışardan alt kapıya dolanır, "Bu kapıyı da açıııııaaaannn!"... Ta ki bizi hayattan soğutana dek, bu şekilde bütün kapıların önünde isyandadır kendisi...

Son ütücü - Avatar ^_^

Cappy-licious

Bu kadar çok evcil hayvanla yaşamak elbette herkese göre bir şey değil... Tek bir hayvanın bile size nasıl bir sorumluluk yüklediğini düşünün... Bildiğin mesai harcıyoruz eşimle... Benim stüdyom evimin alt katı olduğundan, yani işim gereği kendileriyle daha çok haşır neşir oluyorum :) Ama zorlukları yok dersem yalan olur.

Doğal ortamında Sissy :)

En büyük sıkıntı tabii ki, temizlik! O_O Aslında çocuklarımı bahçeye salmadan önce sadece tüy problemimiz vardı... Onlar döküyorlardı, ben temizliyordum. Sonuçta kedi gerçekten de temiz bir hayvanat türü :) Şimdiyse tüy sorununa ek olarak, özellikle kışın, bir de çamur sorunumuz eklendi :) Hadi köpüşlerin patisini siliyorum dışardan girdiklerinde falan ama sıkıysa kedüşlerinkini sil :) Herhalde denesem hastanelik ederler beni ahahah ^_^ Zaten 10 küsür kedinin günde 1586 kez eve girip çıktığını düşünürseniz, matematiksel olarak da mümkün değil bu yöntem :) (Hala tam kedüş sayısını söylemiyorum yalnız ;)) 

Nana, nam-ı diğer Nanik!

O sebeple daha kolay olan, evin ortasında duran vileda yöntemini kullanıyorum :) Her bir kedüş eve giriş yaptığında "Kakılmıştır benim adım...!" anlayacağınız... :)

Mumuk'un pencere Qeyfi ^_^

Bir de bu kudurukları bırakıp bir yere gidememek gibi bir durum var tabii ki... Eğer şehir dışına gidilmesi gerekiyorsa eyvah! Birimizin evde kalması şart... Tatil falan? Zaten mümkün değil!

Sushi & Zeus

Sadece kedüşler varken yine de bir kaç gün bırakabiliyorduk da, Zeus'la Lulu'yu evde bırakıp gitmek diye bir alternatifimiz yok :)

Lulu & Zebuşka

Dışarı çıkan bir kedinizin olmasının bir diğer güzelliği (!) de, size olan sevgisini gösterme biçimi olarak, hediyeler getirmesidir... :/


Ben ki, bu eve taşınmadan önce böcek görsem tavana zıplardım, artık tam bir Amazon kadını oldum diyebilirim... Yukarıda görmüş olduğunuz gibi zavallılar bizim kedilerin kadrajına girdikleri an, işleri bitiyor... " Annecim sen bize çok iyi bakıyorsun, al ben de sana bunu avladım!" hediyesiymiş bunlar... Bence düşünmeleri yeter, gerçekten getirmeseler de olur!!! >.<



Aslında bu yazı daha çooook uzun sürer ama ben biraz yoruldum, şu Nanik gibi serileyim biraz koltuğa diyorum :) 

Siz de bu arada tahmin edin bakalım, evde kaç kişi olduk biz en son?

^_^

peace

nora


Saturday, 22 September 2012

Ne var ne yok?! Kedüsler // special edition (=^.^=)



Evet suçluyum yine.

Arayı çok açtım.

Her zamanki gibi.

^_^

Bu özür faslını hızlıca geçiyorum zira yüzüm kalmadı =)

Kendimi affettirmek için 10 dakikada bi video hazırladım sizlere ^_^ Bu da yeni seri olacak üşenmezsem! Masaüstü Saçmalıkları!

Bilgisayar başında otururken kucağımdan kedi eksik olmuyor tahmin edersiniz ki... Bu da her gün ayrı macera demek... Ben de kaydetmeye başladım bu maceraları =)

 Pazar gününüzü Mumuk Efendi şenlendirsin bakalım!



Şapşik ya!


Efenim iş güç derken zaman nasıl geçiyor anlamadım. İrili ufaklı bir şeyler yapıyorum, kocik websitemi açmadan paylaşmak istemiyorum ama :/ O yüzden şikayeti/sitemi olan varsa kendisine bildirsin lütfen. ( Hooop sıyrıldık )

Evdeki kedi sayısını artık telafuz edemiyorum iki basamaklı sayılara geçtiğimizden beri. Torunlarımdan birine süper bir yuva bulduk ama diğerleri kaldılar başımıza! Bu arada bir tane de minnak mı minnak bir bebik kurtarmıştık şöyle bir tip;



Onu da Ankara'ya götürdük, yeni evine, üvey kardeşine alışabilirse şahane olacak.

Bizim torunlar da baya büyüdü ve şu an en çirkin dönemlerini yaşıyorlar... Bir kaç aya kalmaz tosunlaşırlar kuzucuklarım...






Torunlar, anneleri Sushi ve mecburen Sissy'yi ( hanfendi kendini süt anne ilan ettiğinden beri yavruların manyağı oldu! Bir dakika ayrı kalamıyor!) gündüzleri evin bahçesine salmaya başladık... Benim için büyük cesaret açıkçası ama ev artık yaşanılabilirlikten çıktığı için mecbur kaldık. Açıkçası onlar zaten bayıla bayıla çıkıyorlar, hatta ben içeride tutmakta oldukça zorlanıyordum diyebilirim... Şimdilik evden pek uzaklaşmıyorlar ama kedi milletini iyi tanıdığımdan bunun asla garantisi olmadığını biliyorum... Neyse ki oturduğumuz site genel anlamda hayvansever, herkesin köpeği kedisi var, sokaktakiler bile dobi dobi, dandik mama alırsan beğenmiyorlar falan. O yüzden içim bir nebze de olsa rahat. Şimdilik geceleri soğuk oluyor diye içeri alıyorum (gıcık oluyor tipsizler) ama en kısa zamanda bahçede onlara korunaklı bir yer yapalım diyoruz... Çünkü biliyorum bir kaç ay sonra toplayamicam zillileri her gece her gece... Du bakalım...


Geçen gün sitenin köftecisinin önünden geçiyordum bir tosuncuk gördüm ve dükkanın sahibinden öğrendim ki kendisi 4 senedir orda yaşıyormuş... Benim evdekilerden mutlu ve şişman görünüyordu ^_^

Bir maceraya atıldık bakalım...


Ha tabii bu arada evini açmak isteyen olursa elbette ki en iyisi o olur... Ama artık o kadar eminim ki tekir oldukları için yuva bulamayacaklarına... İnanır mısınız bana hala "Nana'yı vermeyi düşünür müsün?" diye soran var! Yuh artık! Sırf siyam diye... Bilmiyolar ki en problemli, depresyona meyilli, hassas kedimiz o... Üstelik kaç sene olmuş bizimle yaşıyor, ben o hayvanı niye ayırayım yuvasından? Niye vereyim ben çocuğumu? Saçma sapan işler... Neyse sinirlenmicim...


Videoydu, yazıydı derken sabahı bulduk bu arada... :S Yarın da çok işim var... Bu aralar çok yoğunum ama hiç şikayetçi değilim açıkçası... Okul bittiğinden beri boş geçen 1 dakika bile rahatsız eder oldu beni... Yeni mezun kafası herhalde...

Neyse.

Bi gecede iki ayrı posta hazırladım artık affetmişsinizdir beni? ^_^



peace.


nora



Monday, 28 May 2012

Ne Var Ne Yok?!

Hallo millet!

Ne var, ne yok onları yazmaya geldim.


Bugün resmen hayatımın son final dönemine girdim. Kendimden bu kadar emin "son" diyebiliyorum çünkü ne yalan söyleyeyim, bu yaştan sonra artık Harvard'dan dahi gelseler, gel bi de bizde oku, üstüne para vereceğiz deseler benim vereceğim tepki açık ve net olarak "Olum bak git!" olur ^_^ ( Bu espriyi yapmayanı dövüyolar da bu aralar! Mih mih ^____^)


Finallerin can sıkıcılığının yanında çoook süper bir projeyle ilgilenmekteyim bu aralar! Şu an ne yazık ki paylaşamıyorum ama ticari bir iş değil, onun ipucunu vereyim... Zamanı gelince hiç vakit kaybetmeden buradan da paylaşacağım söz!





Bu arada websitemin yapımı uzadığı için ( hain koca! ) ve fotoğraflar elimde biriktiği için ve eski facebook sayfamın adını değiştiremediğimden, bir cinnet anında yeni bir sayfa açtım! Henüz çok fazla bir şey yok  ama yavaş yavaş ekliyorum, takip ederseniz çoooook mutlu olurum! Linki de verelim,

Nora Jartan Facebook Sahifesi :P Tıkk & Like plizz!!!


Tüm bunların dışında, cici arkadaşım Melikoşumla gaza gelip aldığımız etamin malzemelerini değerlendirmeye çalışıyorum fırsat buldukça... Kendisi 2 gün sonra elindekileri bitirmeyi başardı ancak benimki sürünmeye devam ediyor... :/ Elbet bitecek.. Bitince çok güzel olacak ama ^_^ Örnek, Cross Stitch dergisinden, Enhar sayesinde haberim olmuştu böyle bir derginin varlığından... İnanılmaz güzel modeller var... Sanırım bazı kitapçılarda mevcut bu dergi ama ben Ipad versiyonunu kullanıyorum... 2.99 gibi bir ücreti var her sayının. Her bir kuruşuna değer! Etamin / Cross Stitch severlere duyurulur!


Torunlarıma gelince ^_^ Yeminle ömrüm uzadı bu bızdıkların tatlılıkları sayesinde!!! Gerçekten anlatılması çok zor, tekrar ediyorum, görmeniz lazım!!! Düne kadar Sushi yanlarından ayrılmamak için sepetten çıkmıyordu, ben de yanlarına yaptım bi yatak (yer yatağı stayla!), kociyle dönüşümlü kızımızı doyurduk, ettik, sıkılmasın diye vakit geçirdik yanında =)


Bebişler inanılmaz hızlı büyüyorlar! 2 gün önce esnemeyi öğrendiler *cuteness level 25000!* ve şimdi zırt pırt esniyorlar =) Ağızlarında tek bir dişleri bile olmadığı için çok komik görünüyorlar =) Son bir kaç gündür çok yoğundum çekemedim yeni fotolarını ama o hallerini mutlaka size göstericem ^_^

Yukarıdaki fotoyu 3. ya da 4. gün çektim, şimdi biraz daha kediye benzemeye başladılar, fare formundan çıkıp =) Hatta tüyler pofurmaya bile başladı! Anneleri tüm gün yalıyor, temizliyor, emziriyor... Aslan kızım benim... Ama hala sürünerek ilerliyorlar ve gözleri henüz açılmadı hiçbirinin =)


İyi ki caaaanım eski evimizi bırakıp bahçeli diye bu eve taşındık! Bu sene yaz mevsiminin de gelmeyeceği tuttu!!! :/ Arada güneş yüzünü gösterirse atıyoruz kendimizi dışarı... Onun dışında Zeus Bey'in dev tuvaleti işlevinde güzelim bahçe... 

Madem bu yıl yaz gelmiyor, ben de bu sene rejime girmiyorum o zaman kardeşim! *atar**atar* Bir büyükbaş edasıyla ne bulursam yiyorum! Hıh!


------------------


Tam bir ortaya karışık posta oldu bu kez... Daha fazla uzatmayayım... Eurovision'la ilgili düşüncelerimi de bir sonraki postaya saklayayım! ^_^


Eeeee izlediniz mi Cumartesi gecesi milli mücadelemiz olan Örovizyonu? =) 



Peace.


nora




Wednesday, 23 May 2012

Sushi anne oldu! Cute overload!


Uzun uzun yazacak kadar fazla vaktim yok ama dünki maceramızı özetlemeye çalışayım ^_^


Dün sabah Sushi kuzum beni oturduğum yerden zorla kaldırarak viyaklaya viyaklaya onun için hazırladığım doğum yatağına götürdü... Bir süre zorla kendini sevdirdi torlaya torlaya... Yorulup karşısındaki kanepeye oturmaya kalktığımda yıktı ortalığı; "hayır şu an beni sevmek zorundasın!" şeklinde =) Hatırlarsanız haftalar öncesinde hazırlamıştım o yatağı evin az kullanılan bir odasında... Benim için sorun değildi açıkçası, evin istediği köşesinde doğurabilirdi ama orayı hazırlamamın sebebi kapısını kapatıp diğer canavar kedüşlerden rahatça ayrı tutabilmekti.

Kızım normalde de kucağıma gelir (Akın'a hiç gitmez mihihih) ama dün bi sapık gibi ilgi isteyince dedim galiba bebikler geliyor =) 



Hemen odadaki kumu temizledim, ortalığı sildim, temiz havlular vs. ayarladım ve kızımı sevmeye devam ettim... Ufaktan kasılma benzeri şeyler de görmeye başlayınca veterinerimizi aradım, son tüyoları da aldıktan sonra artık hazırdım ^_^ ( bana ne oluyorsa, sanki ben doğuracaktım) 


İlk bebekte biraz panik oldu kızım, ne olduğunu pek anlamadı, kasılmalarda itme işini yarım yamalak yaptı... Ben de bebişi kese içinde görebildiğimden süre tutmaya başladım, Çünkü bebiş göründükten sonra 15-20 dakika içerisinde dışarı çıkmış olması gerekiyor, yoksa oksijen alamadığından sıkıntı olabiliyor. Özellikle hiç müdahale etmemeye çalıştım, hatta biraz uzaklaştım ki rahat etsin Sushi ama benim sevgi böceği kızım yanında istedi beni, açtı karnını okşayayım diye... Karnını sevdire sevdire tek bir miyav sesi dahi çıkarmadan doğurdu ilk bebeğini <3


Büyük bir titizlikle temizledi bebeğini, önce ağzını burnunu yaladı rahat nefes alabilsin diye... Sonra da tüm tüylerini yaladı kurutmak için... Resmen bir kez daha hayran kaldım kedi milletine... O kadar büyülü anlardı ki...

Bir saat kadar sonra tekrar kasılmalar başladı... Bu kez rahattı Sushi, ilkinin şokunu atlatmıştı ^_^ Kasılmalar artınca ikinci bebeği çıkarmak için azıcık uzaklaştı ilk yavrudan... Huysuz bızdık kıyameti koparınca panik oldu bizimki de, yarısı çıkmış ikinciyi unutup ilkini yalamaya başladı... İkinci de arkasında kesenin içinde kaldı öylece... Onu azıcık çekip keseyi patlatmak zorunda kaldım. Hemen döndü ve onu temizlemeye başladı neyse ki...


Diğer yavrularda ise hiç bir sıkıntı yaşamadık... Tabiri caizse "çatır çatır" doğurdu kızım... Gıkı bile çıkmadan... Akşam 7-7.30'a kadar sürdü doğum... Hep tortor, sakin sakin kavuştu bebeklerine... Ben de gurur duydum yavrumla ^_^


Yavrulara gelince... Yemin ederim aklımı yitirmek üzereyim... Böyle bir tatlılık o-la-maz!!! Fotolarda büyükmiş gibi çıkıyorlar, gözlerinizle görseniz siz de çıldırırsınız =) O kadar minik ve narinler ki, insan bakmaya kıyamıyor... Yürümeyi geçtim henüz kafalarını bile dik tutamıyorlar ama bir meme savaşı var görmeniz lazım ^_^ 

Bir kez daha içim parçalandı Sushi kadar şanslı olmayan, bu mucizeyi dışarıda berbat koşullarda yaşamak zorunda kalan yavrular için... Bizim gücümüz yettiği müddetçe çocuklarımız hep güvende olacak, karınları tok olacak... Diğerleri içinse, kapımızın önünde de hep bir kap mama, bir kap su ve hatta bir kap süt olacak... Ama yine de gözümüzün görmediği ulaşamadığımız canlar için içimizde bir burukluk... Ne fena bir şey...

"Your argument is invalid." pozu vermiş bızdık ^_^

Sonuç olarak toplamda 5 adet torunumuz oldu, cörk cörk annelerini emiyorlar... Şu an için hepsinin sağlık durumu iyi görünüyor... Umarım böyle de gider...

2 ay kadar anne sütüyle beslenecekler, sonrasında onları en az bizim kadar sevecek yuvalar bulmamız lazım! Yoksa düşünürseniz 5 kedimiz varken bir anda populasyon iki katına çıktı ^_^ 

Şu anda evde 10 kedi var :O Whaaaaaaaaaaaat???!!! 

Böyle yüksek sesle söyleyince çok garip geliyor =) 




Monday, 30 April 2012

B*ku Yidik!


Boku yidik sayın seyirciler!

Bizim 5 nolu kedüşümüz Sushi Hanım kızımız yeni evimize ilk taşındığımız günlerde acemiliğimizden faydalanıp bahçeye kaçmıştı...

2-3 saat sonra ancak bulup yakalayabilmiştik, bir kaç ev ötede...

İşte o 2-3 saat içinde mahallenin aşufteliğini yapmış ve çiftleşmiş bizimki!

Ve şimdi hamile!!! ^O^

Normalde biliyorsunuz, bütün kedüşlerimizi kısırlaştıran sorumlu ebeveynleriz ama bu bızdığın yaşı henüz küçük diye (8. aydan sonra genelde kısırlaştırıyoruz) ve kendisi de pek bir minyon olduğundan Mayıs gibi düşünüyorduk ameliyatını... :(

İyi de sürekli alt alta üstüste yaşadığımız bi kedüşün hamile olduğunu biz nasıl anlamadık?





Genel olarak kedilerin hamile olup olmadığının ilk belirtisi göğüs uçlarının şişmesi ve kızarması. Karnın belirgin bir biçimde büyümesi ise hamileliğin son 10-15 gününe tekabül ediyormuş!

Paranoyak bir crazy cat lady olarak, bu bızdığın bir kaç saatlik kaçamağından sonra şüphelendim elbette çiftleşmiş olabileceğinden.. Zırt-pırt muayene ediyordum kendi çapımda... Ama göğüslerde zerre bir şişlik ya da pembeleşme yoktu... Bir oh çekip devam ediyordum tasasız dertsiz hayatıma... 

Ancak geçen hafta kuzumu kucağıma aldığımda göbeğinin büyüklüğü dikkatimi çekince, eyvah! dedim... O haftasonu hemen veterinerimize gittik ve aldık "mutlu" haberi... Üstelik çok geç kaldığımız için, bebeklerin alınması da mümkün değildi.. 

Siz de biliyorsunuz, bizim kafamız "sokaklarda bi sürü yardıma muhtaç bebe varken, kendi çocuklarımızı çoğaltmamalıyız" şeklinde çalışıyor... Ama bu kez korktuğumuz başımıza geldi resmen.. 

:(

Evdeki nüfusumuz 5 kedüş 1 kopiş... Yani yavrulara yuva bulmak zo-run-da-yım!!!

Hani şöyle 2-3 tane doğursa yine bir şekilde yuva bulunur da... 6-7 tane doğurursa ne yaparız bilmiyoruz! *panik**panik**panik*

Özet olarak boku yidik gönül tostları... 

Veterinerimiz iyi beslenen tekirlerin daha çok sayıda yavruladığını söyledi... 

Sizce kaç tane doğuracak Sushiko? Yorumlarda tahminleri bekliyorum! 

Bahisleri açalım =)



Cheers!


nora



Wednesday, 4 April 2012

Royal Family.

Benim çocuklarımın hepsi birer asilzade! 


Bakınız Şekil A.


Mumuk Efendi

Cappy Sultan

Sissy Hanım

Nana Hatun

Bi de aramıza son katılan

Sushi Hanım Kız


Gördüğünüz gibi hepsi birer paşa torunu, hepsinden asalet akıyor...

Tabii biri hariç!!!



Her sarayın bir de soytarısı olmalı ama değil mi? ^_^




Pawz.


nora