Showing posts with label Zeus. Show all posts
Showing posts with label Zeus. Show all posts

Friday, 20 February 2015

Kar Tatili!

Sanırım her yerin bembeyaz olmasını, kar yağmasını sevmeyen çok az kişi var.

İşte ben o az kişiden biriyimdir.

Herkes bir sabah uyandığında, bembeyaz bir manzarayla karşılaşmayı sevse de, ben o manzarayı görünce mutsuz oluyorum.

Tabii ki böyle hissetmemde bu soğukta sokakta kalmak zorunda kalan insan/hayvan her türlü canlıyı düşünüp vicdan azabı çekmenin de etkisi var.

Ama bu sene bana bir haller oldu sevgili seyirciler :)

Zannediyorum hormonların da etkisiyle, bir çok insan için kabusa dönüşen kar beni inanılmaz mutlu etti!

Ve kendime izin verdim, bu yıl kar yüzünden mutsuz olmayacağım!

( Yanlış anlaşılmasın, tabii ki bahçede baktığım kedüşleri sağlama aldım, ekstra korunaklı sığınma alanlarına her gün sıcak su torbalarıyla destekler, açık büfe mamalar, hatta onlara özel pişen tavuklar vs. yaptıktan sonra)

Ve geçen gün bahçenin tamamı kar altında kalınca ailecek keyif yaptık!

Zeus zaten tam bir kar köpüşü... İnanılmaz mutlu oluyor... Lulu ilk başta hoşlanmamıştı ama baktı biricik aşkı Zeus çok mutlu, onun da korkusu geçti :) Sissy'yi zaten önceki yıllardan hatırlarsınız, kar manyağı bir kedüş... Karnımda da bebiş, tam bir aile keyfi oldu...

Kısa bir video çekmiştik o gün, ben de iMovie'nin yardımıyla montajladım basitçe...

The Tanguns Gururla Sunar ^_^

NOT: Hiçbir kıyafetime artık giremediğimden rezil bir haldeyim, bir de hamile halimle hasta olmayayım diye ne bulduysam geçirmişim üstüme lütfen tipsizliğimi görmezden geliniz :)



Enjoy!

nora

Tuesday, 9 December 2014

Yazdan Kalma.

Yazdan kalma bir kare.

Akşam akşam karşıma çıktı.

Biri 2, diğeri 12 yaşında.

İkisi de hiç büyümeyen çocuklarım benim.

Baksanıza suratlarındaki ifadelere... Aynı heyecan, aynı saftiriklik.

Büyümesinler, yaşlanmasınlar hep böyle kuduruk kalsınlar istiyorum, tabii ki.

Hımmpff.


peace


nora



Friday, 22 November 2013

Kaç olduk?

Etrafımdakilerin bana en sık sordukları soru:

"Evdeki pati sayısı kaç oldu şimdi?"

Mumuk The Kuduruk

İki basamaklı rakamlara geçtiğimizden beri bu soruyu hep geçiştiriyorum, ya da *politically correct* cevaplar vermeye çalışıyorum. ;)



Niye kasıyorsam?

3. kediden sonra zaten "manyak" gözüyle bakmaya başlamıştı herkes bize... ^_^

İşin aslı şu; hani siz bir hamur işi yaparken alabildiğine un koyuyorsunuz ya, heh biz de işte evimiz alabildiğince sokaktaki muhtaç durumdakilere açıyoruz kapımızı. ^_^

Ama artık bahçeli bir evde oturuyor olduğumuzdan, eskisi kadar zor olmuyor... Çoğu evi otel gibi kullanıyor zaten. Mesela Sushi zillisi artık sadece yemek yemek için uğruyor, iki sevdirip kaçıyor. Bazı günler gelmiyor bile...

Torunlardan sadece Avatar eve bağlı çıktı... O da garip bir bağlılık... Üst kapının önünde "Açın şu kapıyyyaaaaa!" diye ağlar, açarız, koşarak çıkar... Hooop dışardan alt kapıya dolanır, "Bu kapıyı da açıııııaaaannn!"... Ta ki bizi hayattan soğutana dek, bu şekilde bütün kapıların önünde isyandadır kendisi...

Son ütücü - Avatar ^_^

Cappy-licious

Bu kadar çok evcil hayvanla yaşamak elbette herkese göre bir şey değil... Tek bir hayvanın bile size nasıl bir sorumluluk yüklediğini düşünün... Bildiğin mesai harcıyoruz eşimle... Benim stüdyom evimin alt katı olduğundan, yani işim gereği kendileriyle daha çok haşır neşir oluyorum :) Ama zorlukları yok dersem yalan olur.

Doğal ortamında Sissy :)

En büyük sıkıntı tabii ki, temizlik! O_O Aslında çocuklarımı bahçeye salmadan önce sadece tüy problemimiz vardı... Onlar döküyorlardı, ben temizliyordum. Sonuçta kedi gerçekten de temiz bir hayvanat türü :) Şimdiyse tüy sorununa ek olarak, özellikle kışın, bir de çamur sorunumuz eklendi :) Hadi köpüşlerin patisini siliyorum dışardan girdiklerinde falan ama sıkıysa kedüşlerinkini sil :) Herhalde denesem hastanelik ederler beni ahahah ^_^ Zaten 10 küsür kedinin günde 1586 kez eve girip çıktığını düşünürseniz, matematiksel olarak da mümkün değil bu yöntem :) (Hala tam kedüş sayısını söylemiyorum yalnız ;)) 

Nana, nam-ı diğer Nanik!

O sebeple daha kolay olan, evin ortasında duran vileda yöntemini kullanıyorum :) Her bir kedüş eve giriş yaptığında "Kakılmıştır benim adım...!" anlayacağınız... :)

Mumuk'un pencere Qeyfi ^_^

Bir de bu kudurukları bırakıp bir yere gidememek gibi bir durum var tabii ki... Eğer şehir dışına gidilmesi gerekiyorsa eyvah! Birimizin evde kalması şart... Tatil falan? Zaten mümkün değil!

Sushi & Zeus

Sadece kedüşler varken yine de bir kaç gün bırakabiliyorduk da, Zeus'la Lulu'yu evde bırakıp gitmek diye bir alternatifimiz yok :)

Lulu & Zebuşka

Dışarı çıkan bir kedinizin olmasının bir diğer güzelliği (!) de, size olan sevgisini gösterme biçimi olarak, hediyeler getirmesidir... :/


Ben ki, bu eve taşınmadan önce böcek görsem tavana zıplardım, artık tam bir Amazon kadını oldum diyebilirim... Yukarıda görmüş olduğunuz gibi zavallılar bizim kedilerin kadrajına girdikleri an, işleri bitiyor... " Annecim sen bize çok iyi bakıyorsun, al ben de sana bunu avladım!" hediyesiymiş bunlar... Bence düşünmeleri yeter, gerçekten getirmeseler de olur!!! >.<



Aslında bu yazı daha çooook uzun sürer ama ben biraz yoruldum, şu Nanik gibi serileyim biraz koltuğa diyorum :) 

Siz de bu arada tahmin edin bakalım, evde kaç kişi olduk biz en son?

^_^

peace

nora


Wednesday, 4 April 2012

Royal Family.

Benim çocuklarımın hepsi birer asilzade! 


Bakınız Şekil A.


Mumuk Efendi

Cappy Sultan

Sissy Hanım

Nana Hatun

Bi de aramıza son katılan

Sushi Hanım Kız


Gördüğünüz gibi hepsi birer paşa torunu, hepsinden asalet akıyor...

Tabii biri hariç!!!



Her sarayın bir de soytarısı olmalı ama değil mi? ^_^




Pawz.


nora

Friday, 9 December 2011

Ortaya karışık.

Yazacak çok şey var ama tahmin edersiniz ki bunları yazacak adam yok ;) Biriktikçe birikiyor, biriktikçe bayatlıyor, bayatladıkça yazasım gelmiyor.


( En sevdiğim fotolarımdan biri olan bu eseri canım yeğenim Berk'im çekmişti! )


O yüzden bir yerinden başlamak lazım diyerek bodoslama giriyorum =)
13 Ağustos'ta Nana'mın ameliyatından sonraki kontrolleri için gittiğimiz veterinerimize sığınmış bir dobiş bulduk. Kendisi 5-6 yaşlarında bir "Golden Retriever". Bir pet shoptan dolarlar sayılarak alınmış elbette. Ama bu kendisini sokakta bulmasına engel olmamış belli ki.

Neyse efendim, uzatmayayım, artık dilimde tüy bitti bazı şeyleri anlatmaktan. 

Çok uslu, "otur-kalk" gibi basit komutları bilen dünya tatlısı bir şey. 

Getirdik eve :D

Kedilerle zerre sıkıntı yaşatmadı bize. Hatta bizim zilli kedüşler baya bi patakladı Zeus'u ^_^

İlk haftalarda sahibini çok aradık, tüm ilanlara baktık, telefon ettik vs. ama bir şey çıkmadı.

Geçenlerde geçmişe dönük bir ilan buldum, aradım, %100 emin olmasak da detaylar tutuyordu ancak adam geri istemedi :S Zaten bahçede bakıyormuş da, aylardır kayıp olunca ümidi kesmiş de... falan.

Twitter'dan takip edenler biliyorlardı zaten ama sonunda bloguma da yazayım dedim.. Zeus da artık kocaman ailemizin bir üyesi ^_^
Kedi bakımı konusunda uzmanlaştıktan sonra köpek bakmak çok garip geldi bana :) Zeus hiç zor bir köpek değil, tuvalet eğitimi vs. her şeyi var, ama yine de kedüşlere göre o kadar pis ki :D Sürekli horlayan, geğiren, pırt yapan 40 kiloluk bir şey :D 

Ama o kadar saftirik ki, insan yine de kızamıyor hiçbir şeyine :) 

Zaten bizim kuduruk kedilerin yanında Zeus evin en uslu adamı oldu =) 




Köpek bakmanın en zor kısmından bahsederken herkes "ayyy günde en az 2 kere gezdirceksin, dert yaaa!" falan der. Size bir sır vereyim mi; işin en zevkli kısmı o gezmeler aslında!

Zeus sayesinde 2 yıldır oturduğum sitede hiç tanımadığım kadar çok insan tanıdım, her gün istesem de istemesem de yürüdüm, temiz hava aldım...

Çok şapşirik bir oğlumuz oldu işte velhasıl... Bizi bu ev bir süre daha idare eder ama böyle gidersek seneye bir şatoya taşınmamız gerekebilir :D


Efendim bir diğer mevzu da, benim vize sınavlarım... :( Aslında sınıf arkadaşlarımın vizeleri bitti ama ben geçen hafta belimi YİNE sakatlayıp hastanelik olunca 2 sınavıma giremedim ve bu hafta onlara girmem lazım.. Pöf!

Böyle daraldığım zamanlarda okuldaki son yılım olduğunu hatırlatıyorum kendime ve sıkıyorum dişimi... Ama o kadar bıktım ki okumaktan! :D Neyse ki 30'umdan önce, (29'umda) mezun olacağım eğer kırmızı karlar falan yağmazsa !


Neeeeeexxxxtttt! Bu aralar çekimleri devam eden bir aksiyon filminin sahne arkası fotoğraflarını çekiyorum fırsat buldukça... Çok keyifli bir iş ve elimde canavar pozlar var... Beni bıraksalar sette sabahlayabilirim o derece keyif aldığım bir iş... Ama bununla ilgili ayrı bir posta hazırlamalıyım. Stay tuned.


Aslında her yıl nerdeyse Kasım ayından başlar yeni yıl ruhu beni sarmaya ama bu yıl bir türlü giremedim havaya :(  Maddi-manevi bir sürü ıvır zıvır var kafamda... Kemiriyorum kendimi biraz bu aralar... Hani hep üstüste gelir ya aksilikler, şanssızlıklar, hah o dönemden geçiyoruz işte ailecek biz de... 

Neyse, sevmiyorum burda ağlak postalar yazmayı... 

Siz ne durumdasınız görüşmeyeli? Yeni yıl ruhuna girebildiniz mi?

cheers.

nora