Showing posts with label mumuk. Show all posts
Showing posts with label mumuk. Show all posts

Monday, 2 March 2015

...




Tam 1 yıl önce bugün kayboldu Mumuk. 

Kahretsin ki bulamadık. 

Dönmedi. 

Çok aradık, çok ağladık. 

Bir daha göremeyeceğiz belli ki şaşkın oğlumu. 

Hala inanmakta zorlanıyorum. 

Çok zor.

N.

Monday, 14 July 2014

Mumuk.



Hep sıradan sebepler sıralardım blogumu neden ihmal ettiğime dair.

Ya "yoğunluktan",

Ya da "tembellikten yazamadım" derdim özetle, ve özür dilerdim sizden.

Bu kez "tatsızlıktan", "eksiklikten" yazamadım.

Evimizin ilk kedisi, eğlence ve ilham kaynağımız Mumuk kayboldu Mart ayında.

6 yıldır her anımızın birlikte geçtiği oğlumuz, bir pazar günü Göksu Evleri'nde, evden çıktı ve bir daha gelmedi.

Sosyal medyadan takip edenler zaten biliyor, aramadığımız delik, girmediğimiz ilan kalmadı.

Perişan olduk.

Kapı kapı gezdik.

Gecenin karanlığından, sabahın körlerine kadar.

Bulamadık.

Nispeten hayvansever bir sitede oturduğumuz için, yardımcı olmak isteyen de çok oldu. Hala arada ihbar telefonları geliyor, "Bu Mumuk mu?" diye.

Hiçbiri oğlum çıkmadı.

Kahrolduk.

Mart ayından beri her gün aklımızda.

Her gün ya internette aratıyoruz, ya da eve girmeden sitede bir tur atıyoruz, belki denk geliriz diye.

Çok yorulduk, çok üzüldük ama günlük hayatımıza da bir şekilde dönmek zorunda kaldık.

Evde ilgi ve sevgi bekleyen çok fazla çocuğumuz var. Onlar da perişan oldu günlerce biz sokaklarda sabahlarken...

Her haliyle çok özel bir kediydi Mumuk ve onunla yıllar geçirebildiğimiz için çok şanslıydık. Daha uzun yıllar birlikte olacağımızı zannederken... Başımıza bu geldi...

Bu süreçte, kaybolduktan 6 ay sonra, 2 sene sonra evine dönen kediler hakkında mucize hikayeler dinledik.

Artık bizim hikayemiz de mucizesini bekliyor.

Ah bir dönse...


nora

Friday, 22 November 2013

Kaç olduk?

Etrafımdakilerin bana en sık sordukları soru:

"Evdeki pati sayısı kaç oldu şimdi?"

Mumuk The Kuduruk

İki basamaklı rakamlara geçtiğimizden beri bu soruyu hep geçiştiriyorum, ya da *politically correct* cevaplar vermeye çalışıyorum. ;)



Niye kasıyorsam?

3. kediden sonra zaten "manyak" gözüyle bakmaya başlamıştı herkes bize... ^_^

İşin aslı şu; hani siz bir hamur işi yaparken alabildiğine un koyuyorsunuz ya, heh biz de işte evimiz alabildiğince sokaktaki muhtaç durumdakilere açıyoruz kapımızı. ^_^

Ama artık bahçeli bir evde oturuyor olduğumuzdan, eskisi kadar zor olmuyor... Çoğu evi otel gibi kullanıyor zaten. Mesela Sushi zillisi artık sadece yemek yemek için uğruyor, iki sevdirip kaçıyor. Bazı günler gelmiyor bile...

Torunlardan sadece Avatar eve bağlı çıktı... O da garip bir bağlılık... Üst kapının önünde "Açın şu kapıyyyaaaaa!" diye ağlar, açarız, koşarak çıkar... Hooop dışardan alt kapıya dolanır, "Bu kapıyı da açıııııaaaannn!"... Ta ki bizi hayattan soğutana dek, bu şekilde bütün kapıların önünde isyandadır kendisi...

Son ütücü - Avatar ^_^

Cappy-licious

Bu kadar çok evcil hayvanla yaşamak elbette herkese göre bir şey değil... Tek bir hayvanın bile size nasıl bir sorumluluk yüklediğini düşünün... Bildiğin mesai harcıyoruz eşimle... Benim stüdyom evimin alt katı olduğundan, yani işim gereği kendileriyle daha çok haşır neşir oluyorum :) Ama zorlukları yok dersem yalan olur.

Doğal ortamında Sissy :)

En büyük sıkıntı tabii ki, temizlik! O_O Aslında çocuklarımı bahçeye salmadan önce sadece tüy problemimiz vardı... Onlar döküyorlardı, ben temizliyordum. Sonuçta kedi gerçekten de temiz bir hayvanat türü :) Şimdiyse tüy sorununa ek olarak, özellikle kışın, bir de çamur sorunumuz eklendi :) Hadi köpüşlerin patisini siliyorum dışardan girdiklerinde falan ama sıkıysa kedüşlerinkini sil :) Herhalde denesem hastanelik ederler beni ahahah ^_^ Zaten 10 küsür kedinin günde 1586 kez eve girip çıktığını düşünürseniz, matematiksel olarak da mümkün değil bu yöntem :) (Hala tam kedüş sayısını söylemiyorum yalnız ;)) 

Nana, nam-ı diğer Nanik!

O sebeple daha kolay olan, evin ortasında duran vileda yöntemini kullanıyorum :) Her bir kedüş eve giriş yaptığında "Kakılmıştır benim adım...!" anlayacağınız... :)

Mumuk'un pencere Qeyfi ^_^

Bir de bu kudurukları bırakıp bir yere gidememek gibi bir durum var tabii ki... Eğer şehir dışına gidilmesi gerekiyorsa eyvah! Birimizin evde kalması şart... Tatil falan? Zaten mümkün değil!

Sushi & Zeus

Sadece kedüşler varken yine de bir kaç gün bırakabiliyorduk da, Zeus'la Lulu'yu evde bırakıp gitmek diye bir alternatifimiz yok :)

Lulu & Zebuşka

Dışarı çıkan bir kedinizin olmasının bir diğer güzelliği (!) de, size olan sevgisini gösterme biçimi olarak, hediyeler getirmesidir... :/


Ben ki, bu eve taşınmadan önce böcek görsem tavana zıplardım, artık tam bir Amazon kadını oldum diyebilirim... Yukarıda görmüş olduğunuz gibi zavallılar bizim kedilerin kadrajına girdikleri an, işleri bitiyor... " Annecim sen bize çok iyi bakıyorsun, al ben de sana bunu avladım!" hediyesiymiş bunlar... Bence düşünmeleri yeter, gerçekten getirmeseler de olur!!! >.<



Aslında bu yazı daha çooook uzun sürer ama ben biraz yoruldum, şu Nanik gibi serileyim biraz koltuğa diyorum :) 

Siz de bu arada tahmin edin bakalım, evde kaç kişi olduk biz en son?

^_^

peace

nora


Saturday, 22 September 2012

Ne var ne yok?! Kedüsler // special edition (=^.^=)



Evet suçluyum yine.

Arayı çok açtım.

Her zamanki gibi.

^_^

Bu özür faslını hızlıca geçiyorum zira yüzüm kalmadı =)

Kendimi affettirmek için 10 dakikada bi video hazırladım sizlere ^_^ Bu da yeni seri olacak üşenmezsem! Masaüstü Saçmalıkları!

Bilgisayar başında otururken kucağımdan kedi eksik olmuyor tahmin edersiniz ki... Bu da her gün ayrı macera demek... Ben de kaydetmeye başladım bu maceraları =)

 Pazar gününüzü Mumuk Efendi şenlendirsin bakalım!



Şapşik ya!


Efenim iş güç derken zaman nasıl geçiyor anlamadım. İrili ufaklı bir şeyler yapıyorum, kocik websitemi açmadan paylaşmak istemiyorum ama :/ O yüzden şikayeti/sitemi olan varsa kendisine bildirsin lütfen. ( Hooop sıyrıldık )

Evdeki kedi sayısını artık telafuz edemiyorum iki basamaklı sayılara geçtiğimizden beri. Torunlarımdan birine süper bir yuva bulduk ama diğerleri kaldılar başımıza! Bu arada bir tane de minnak mı minnak bir bebik kurtarmıştık şöyle bir tip;



Onu da Ankara'ya götürdük, yeni evine, üvey kardeşine alışabilirse şahane olacak.

Bizim torunlar da baya büyüdü ve şu an en çirkin dönemlerini yaşıyorlar... Bir kaç aya kalmaz tosunlaşırlar kuzucuklarım...






Torunlar, anneleri Sushi ve mecburen Sissy'yi ( hanfendi kendini süt anne ilan ettiğinden beri yavruların manyağı oldu! Bir dakika ayrı kalamıyor!) gündüzleri evin bahçesine salmaya başladık... Benim için büyük cesaret açıkçası ama ev artık yaşanılabilirlikten çıktığı için mecbur kaldık. Açıkçası onlar zaten bayıla bayıla çıkıyorlar, hatta ben içeride tutmakta oldukça zorlanıyordum diyebilirim... Şimdilik evden pek uzaklaşmıyorlar ama kedi milletini iyi tanıdığımdan bunun asla garantisi olmadığını biliyorum... Neyse ki oturduğumuz site genel anlamda hayvansever, herkesin köpeği kedisi var, sokaktakiler bile dobi dobi, dandik mama alırsan beğenmiyorlar falan. O yüzden içim bir nebze de olsa rahat. Şimdilik geceleri soğuk oluyor diye içeri alıyorum (gıcık oluyor tipsizler) ama en kısa zamanda bahçede onlara korunaklı bir yer yapalım diyoruz... Çünkü biliyorum bir kaç ay sonra toplayamicam zillileri her gece her gece... Du bakalım...


Geçen gün sitenin köftecisinin önünden geçiyordum bir tosuncuk gördüm ve dükkanın sahibinden öğrendim ki kendisi 4 senedir orda yaşıyormuş... Benim evdekilerden mutlu ve şişman görünüyordu ^_^

Bir maceraya atıldık bakalım...


Ha tabii bu arada evini açmak isteyen olursa elbette ki en iyisi o olur... Ama artık o kadar eminim ki tekir oldukları için yuva bulamayacaklarına... İnanır mısınız bana hala "Nana'yı vermeyi düşünür müsün?" diye soran var! Yuh artık! Sırf siyam diye... Bilmiyolar ki en problemli, depresyona meyilli, hassas kedimiz o... Üstelik kaç sene olmuş bizimle yaşıyor, ben o hayvanı niye ayırayım yuvasından? Niye vereyim ben çocuğumu? Saçma sapan işler... Neyse sinirlenmicim...


Videoydu, yazıydı derken sabahı bulduk bu arada... :S Yarın da çok işim var... Bu aralar çok yoğunum ama hiç şikayetçi değilim açıkçası... Okul bittiğinden beri boş geçen 1 dakika bile rahatsız eder oldu beni... Yeni mezun kafası herhalde...

Neyse.

Bi gecede iki ayrı posta hazırladım artık affetmişsinizdir beni? ^_^



peace.


nora