Monday, 9 April 2012

Pazartesi sendromuna gel.

Fiber internet teknolojisinin olduğu bir yılda yaşayıp, eve çekilen kablonun bir kaç blok ötemizde fareler tarafından 10 günde bir kemirildiği bir ironide yaşıyoruz bu sıralar.

İnternetimiz bir varmış, bir yokmuş kampanyasında, Turkcell Superonline ise dağa kaçmış.

Evden çalışan biri olarak belirtmeliyim ki, sadece Facebook'ta oyun oynamak gibi bir şımarıklıktan bahsetmiyorum... Ciddi ciddi ihtiyacım var. I need you like a rap video needs a hot chick. Period.

"A-ha buraya yazıyorum" derler ya, ben gerçekten de yazıyorum buraya; çıldırmamıza az kaldı!


Bir de yüzyıl süren kış mevsiminin üstüne yeni yeni havalar ısınmaya başlıyordu ki, bugün dünyanın en gri, en uyuz yağmurlu gününü geçirdik...

Bir de üstüne bu akşam sınavım olunca... 6'da çıkıp rezalet köprü trafiğini çekince... Ggggrrrrrrr....!!!

Şimdi normalde böyle bir durumda cep telefonunun internetini sadece acil işler için kullanıyoruz. Ama evrende bir kırılma yaratayım, cigolayt, megolayt gıdım gıdım saydığımız internetimizi tamamen fuzuli bir şekilde buraya içimi dökmek için kullanayım dedim. Belki teknolojiden yana şansımız döner.

Neyse efendim, görselsiz post olmasın diye dün çektiğim bir kaç kareyi de bu postaya çaktım =) Benim içim fena kararmış vaziyette belki sizin içiniz açılır ^_^

StudioNora'nın kapıları hafiften aralanmaya başladı... Royal Family'den bahsediyordum ya bir önceki postada... :) İşte devamı :

Sir Koci & Nana Hatun
Sir Koci & Sissy Hanım

(En en en yukarıdaki fotoğrafta da Akın'ın kızkardeşini görüyorsunuz)


İşte böyle.

Oh yazdım rahatladım :) Bugünlerde bloguma dönüş yaptım galiba :) Zırt pırt yazmak geliyor içimden ^_^

Eeee sizin Pazartesi'niz nasıl geçti? İyi geçen bir Pazartesi duymaya ihtiyacım var da!!!


Cheers.



nora 


Wednesday, 4 April 2012

Royal Family.

Benim çocuklarımın hepsi birer asilzade! 


Bakınız Şekil A.


Mumuk Efendi

Cappy Sultan

Sissy Hanım

Nana Hatun

Bi de aramıza son katılan

Sushi Hanım Kız


Gördüğünüz gibi hepsi birer paşa torunu, hepsinden asalet akıyor...

Tabii biri hariç!!!



Her sarayın bir de soytarısı olmalı ama değil mi? ^_^




Pawz.


nora

Tuesday, 27 March 2012

KAOS: Örümcek Ağı Gala + Afişler


Ayağımın tozuyla, galadan kocinin telefonla çektiği pozumla karşınızdayım ^_^ ( Arkamdaki posterin fotoları da bana ait, onu da belirtelim :P ) Ve bunun gazıyla sizleri daha fazla bekletmeden paylaşmak istedim bu heyecanı ^_^

Gala Hillside Etiler'de yapıldı ve çok keyifliydi! Filmde emeği geçen bir çok insan ve Tabir-i caizse "basın ordusu" da ordaydı diğer davetlilerle birlikte... Tıklım tıklımdı diyebilirim!

Televizyonda da görürsünüz ama ben önceden söyleyeyim, Rojda resmen göz kamaştırıyordu! Zaten sette ve afiş çekimlerinde de cidden beğendiğim güzellik, bu gece aşmıştı diyebilirim! Elbisesine ba-yıl-dım! Saçı, makyajı kıyafeti, her şeyiyle Oscar törenine layık bir görüntüydü.. Kendisine de bunu ısrarla belirttim bu gece! ^_^

Neyse çok uzatmayayım =)

Bir de fotoğraf çekimlerini yaptığım afişlerin sözünü vermiştim son postada, onları da hemen koyalım:






30 Mart'ta, yani bu Cuma vizyona giriyor film! Biz bu gece izledik, filmin ilk 10-15 dakikası içinde bi yerlerde beni de görüceksiniz mihihihihi ^_^ (Sesimi dublajladılar ama benim sesim zannetmeyin) Ha bi de kamera fazladan bi 150 kilo koyuyo, onu da görmezden gelin lütfen! =) Benim çektiğim bir kaç sahne de filmde mevcut bu arada, o da ayrı bir gurur oldu benim için! Film bitiminde isimlerin aktığı jenerikte de adımı (Nora Jartan) bir kaç yerde göreceksiniz! Öyle bitti diye hemen ayaklanmayın pliz! :P

Filme gidecekler yorum kısmında parmak kaldırsın, belki minnak bir sürprizim olabilir!!!

cheers.

nora

Saturday, 24 March 2012

Bi Nora vardı n'oldu ona?


Benim bir blogum vardı değil mi?

Unutmadım unutmadım... Eskiden tembellikten güncelleyemezdim, şimdiyse yoğunluktan yazamaz oldum... :/

Ne var ne yok bir yerinden dalıp anlatmaya çalışayım bakalım...


30 Mart'ta vizyona girecek olan Kaos Örümcek Ağı filminin set arkası fotoğraflarını çektikten sonra afiş çekimlerini de Gökhan Mumcu, Rojda Demirer ve Cemal Hünal'la birlikte gerçekleştirdik. Birazdan o afişlere özel bir posta hazırlayacağım :) Stay tuned.


Bir de billboard ve diğer tanıtım mecralarında kullanılmak üzere ayrı bir çekim gerçekleştirdik bir kaç hafta önce Stuntmax Team ile birlikte... Bu çocukların yapamayacağı şey yok! Uçuyorlar, dövüyorlar, dayak yiyorlar, atlıyorlar, zıplıyorlar... Onlarla çalışmak ayrı bir zevkli!

Geçtiğimiz günlere bir de Hayko Cepkin çekimi sığdırdım  ^_^ Bomba fotolar var... Paylaşmak için sabırsızlanıyorum!


Ha bir de bu aralar televizyonda TTNET Vitamin paketlerinin bir reklam dizisi dönüyor görmüşsünüzdür... O kampanyanın ve onun dışında yakında yine televizyonda göreceğiniz DAP Yapı'nın tango temalı reklam filminin ilan ve tanıtım fotoğraflarını da çektim. Yani bu aralar non-stop çekiyorum anlayacağınız :)

Tüm bu işlerden örnekleri (bu sefer gerçekten çok yakında) websiteme koyacağım ^_^ Söz! -_^

---------------

Bu kadar işin arasında bir de evimizi taşıdık biz!!! :O Ayrı bir yorgunluk, ayrı bir heyecan! Sonunda "müstakil" bir yaşam modülüne geçtik =) Zaten evin popülasyonu sebebiyle ( son rakamlara göre 5 kedi bir köpek) apartman dairesi zorluyordu bizi.. Eski evimi çok sevsem de artık zamanı gelmişti... ^_^

Taşındığımız ilk gün travmadan travmaya girseler de, artık alıştılar, Dobikler yeni evin keyfini çıkarıyorlar...

Like A Sir!

Cici evin en sevdiğim köşesi olmaya aday ^_^

Tabii dobiklerden bana fırsat kalırsa! =)


---------------

Ve bu arada okulun bitmesine 2 buçuk ay kaldı!!! Hala inanamıyorum! İçimden bir his kırmızı karlar yağacak, dünyanın sonu gelecek ve mezun olamayacaksın diyor! Eğer bunlar olmazsa 30 yaşıma çok az kala mezun olmuş olacağım hehehe ^_^ *wink**wink*


Şimdilik bu kadar gönül tostları! 

Eeee siz neler yaptınız ben ortalarda yokken?



Thursday, 16 February 2012

Duydunuz mu?






Canım arkadaşım Hesişkom'un biz muffinlerine son bombasını duydunuz mu???


En sağlam müşterilerinden biri olmayı düşünüyorum şahsen!!! Yıllardır ağlar dururum "bizde niye yogh?" diye ^_^ Her şeye üşendiğim gibi yurtdışından getirtmeye de üşeniyordum tahmin edersiniz ki ^_^

Bildiğin hizmet ayağımıza geldi yahu! Bu yaz sokakta rengarenk saçlar göreceğiz bence! =O_O= O çok kıskandığımız Hesionka pembesi de dahil!

Gökkuşağının her rengini denemeye hazırım ben!

Kozmoz by Hesionka ile ilgili daha fazla bilgi için:


cheers.

nora

Friday, 16 December 2011

Kaos: Örümcek Ağı Set Arkası Fotolar.

Arayı çok da açmayalım ^_^

Bugünlerde çekimleri devam eden aksiyon filmi Kaos: Örümcek Ağı'nın set arkası fotoğraflarını çektiğimden bahsetmiştim...

Nur Acar Tangün Photography'yi takip edenler çoktan gördüler örneklerini ama blogda yayınlamadan da olmaz!

Cem Gül'ün yönetmenliğini yaptığı filmde Gökhan Mumcu, Rojda Demirer ve Cemal Hünal başrollerde.


Gerisi fotoroman:














Tahmin edersiniz ki elimde bunlar gibi tonlarca fotoğraf var :) Hepsini bir postaya sığdırmak imkansız... Daha bol bol yazı çıkar bu set arkası fotolardan ;) İlla ki biraz daha fazlasını görmek istiyorsanız da sizi Nur Acar Tangün Facebook sayfasına alalım ^_^

Bu arada film sağlam aksiyon! Ben merakla bekliyorum açıkçası... 9 Mart 2012'de vizyona girecek...

Aaa! Bu arada, eğer sayın yönetmenim montajda atmazsa(!) filmde ben de minnacık bir rolde oynuyorum ^_^ Ama uyarayım, minnacık diyorum, pek bir şey beklemeyin! ;)

Eeee fotoğrafları gördükten sonra siz de merak ediyor musunuz artık? ^_^

Cheers.

nora

Friday, 9 December 2011

Ortaya karışık.

Yazacak çok şey var ama tahmin edersiniz ki bunları yazacak adam yok ;) Biriktikçe birikiyor, biriktikçe bayatlıyor, bayatladıkça yazasım gelmiyor.


( En sevdiğim fotolarımdan biri olan bu eseri canım yeğenim Berk'im çekmişti! )


O yüzden bir yerinden başlamak lazım diyerek bodoslama giriyorum =)
13 Ağustos'ta Nana'mın ameliyatından sonraki kontrolleri için gittiğimiz veterinerimize sığınmış bir dobiş bulduk. Kendisi 5-6 yaşlarında bir "Golden Retriever". Bir pet shoptan dolarlar sayılarak alınmış elbette. Ama bu kendisini sokakta bulmasına engel olmamış belli ki.

Neyse efendim, uzatmayayım, artık dilimde tüy bitti bazı şeyleri anlatmaktan. 

Çok uslu, "otur-kalk" gibi basit komutları bilen dünya tatlısı bir şey. 

Getirdik eve :D

Kedilerle zerre sıkıntı yaşatmadı bize. Hatta bizim zilli kedüşler baya bi patakladı Zeus'u ^_^

İlk haftalarda sahibini çok aradık, tüm ilanlara baktık, telefon ettik vs. ama bir şey çıkmadı.

Geçenlerde geçmişe dönük bir ilan buldum, aradım, %100 emin olmasak da detaylar tutuyordu ancak adam geri istemedi :S Zaten bahçede bakıyormuş da, aylardır kayıp olunca ümidi kesmiş de... falan.

Twitter'dan takip edenler biliyorlardı zaten ama sonunda bloguma da yazayım dedim.. Zeus da artık kocaman ailemizin bir üyesi ^_^
Kedi bakımı konusunda uzmanlaştıktan sonra köpek bakmak çok garip geldi bana :) Zeus hiç zor bir köpek değil, tuvalet eğitimi vs. her şeyi var, ama yine de kedüşlere göre o kadar pis ki :D Sürekli horlayan, geğiren, pırt yapan 40 kiloluk bir şey :D 

Ama o kadar saftirik ki, insan yine de kızamıyor hiçbir şeyine :) 

Zaten bizim kuduruk kedilerin yanında Zeus evin en uslu adamı oldu =) 




Köpek bakmanın en zor kısmından bahsederken herkes "ayyy günde en az 2 kere gezdirceksin, dert yaaa!" falan der. Size bir sır vereyim mi; işin en zevkli kısmı o gezmeler aslında!

Zeus sayesinde 2 yıldır oturduğum sitede hiç tanımadığım kadar çok insan tanıdım, her gün istesem de istemesem de yürüdüm, temiz hava aldım...

Çok şapşirik bir oğlumuz oldu işte velhasıl... Bizi bu ev bir süre daha idare eder ama böyle gidersek seneye bir şatoya taşınmamız gerekebilir :D


Efendim bir diğer mevzu da, benim vize sınavlarım... :( Aslında sınıf arkadaşlarımın vizeleri bitti ama ben geçen hafta belimi YİNE sakatlayıp hastanelik olunca 2 sınavıma giremedim ve bu hafta onlara girmem lazım.. Pöf!

Böyle daraldığım zamanlarda okuldaki son yılım olduğunu hatırlatıyorum kendime ve sıkıyorum dişimi... Ama o kadar bıktım ki okumaktan! :D Neyse ki 30'umdan önce, (29'umda) mezun olacağım eğer kırmızı karlar falan yağmazsa !


Neeeeeexxxxtttt! Bu aralar çekimleri devam eden bir aksiyon filminin sahne arkası fotoğraflarını çekiyorum fırsat buldukça... Çok keyifli bir iş ve elimde canavar pozlar var... Beni bıraksalar sette sabahlayabilirim o derece keyif aldığım bir iş... Ama bununla ilgili ayrı bir posta hazırlamalıyım. Stay tuned.


Aslında her yıl nerdeyse Kasım ayından başlar yeni yıl ruhu beni sarmaya ama bu yıl bir türlü giremedim havaya :(  Maddi-manevi bir sürü ıvır zıvır var kafamda... Kemiriyorum kendimi biraz bu aralar... Hani hep üstüste gelir ya aksilikler, şanssızlıklar, hah o dönemden geçiyoruz işte ailecek biz de... 

Neyse, sevmiyorum burda ağlak postalar yazmayı... 

Siz ne durumdasınız görüşmeyeli? Yeni yıl ruhuna girebildiniz mi?

cheers.

nora



Monday, 31 October 2011

Gıcık Pazartesi.

Pazar ertesi gıcıklığını ya da popüler deyimle "sendromu"nu yaşayanlara ithafen bu posta.

Hiç şikayet etmeyin!!! Tam bir "tabula rasa" kafayla sınava gidiyorum ben şimdi, halinize şükredin lütfen!!!

Ha inatla keyifsizseniz, sabah sabah keyfinizi yerine getirecek bir foto koyayım hemen...

Karşınızda Nanik!!!

(telefondan posta bu kadar oluyor)


Thursday, 29 September 2011

ETS TUR vs. bahtsız çift.


Şu anda bu postada ne güzel fotoğraflar paylaşacaktım.

Paris'ten, Amsterdam'dan içinizi açacak kareler görecektiniz.

Ama olmadı. 

ETS TUR profesyonellikten uzak, kendinden bihaber tutumuyla bu hayalimizi, eşimin bana evlilik yıldönümü hediyesini, bu yılki tatilimizi elimizden aldı. 

Nasıl mı?

Özetlemeye çalışayım.

8 Eylül tarihinde turu satın aldık.

12 Eylül tarihinde bizden istenen tüm evrakları acenteye teslim ettik. 

19 Eylül tarihinde akşam 18.00 civarı acente eşime acilen imzalaması gereken bir evrak gönderdi. Evrak, eşimle vizeci arasında, red alınırsa vizeciden para talep etmemek ile ilgili bir belgeydi. Zaten evrakları teslim ettiğimizden beri sık sık acenteyi arayıp bir sorun olup olmadığını soruyorduk, bize "her şey yolunda" deniliyordu. Böyle bir evrak gönderdiklerinde kıllandık doğal olarak, tekrar sorduk:

- bakın, vize çıkmadı da bu yüzden mi böyle bir belge gönderiyorsunuz? 

"Hayır" dediler, "Onunla ilgili değil, bir sorun yok... Bu belgeyi imzalatmayı unutmuşuz..."

20 Eylül tarihinde, öğleden sonra aradılar ve dediler ki; 

"Vizeniz ret almış."

20 Eylül akşam 17.00 civarında ret yemiş pasaportlarımıza kavuştuk.

Ve neyi farkettik biliyor musunuz?

Vize reddini konsolosluğun ayın 16'sında verdiğini.

Bize 4 gün geç haber verildiğini ve daha ilginci, ret kararını bildikleri halde, ayın 19'unda bize o belgeyi imzalattıklarını.

Dumur.

Bu sayede sadece tekrar vizeye başvurma hakkımızı değil, aynı zamanda turu iptal etme hakkımızı da kaybetmiş olduk. Ya da kaybettirilmiş oldu diyeyim. 19'unda imzalatılan belgeyi düşününce kasıt aramadan duramıyor insan.

Vizenin reddine gelince; Galatasaray Üniversitesi'nde okuyan bir öğrenci olduğum halde, acente ısrarla öğrenci belgeme gerek olmadığını, beni evhanımı olarak çıkaracaklarını, bu işi hep bu şekilde yaptıklarını söylediler. Bana çok garip geldi. Defalarca sordum. Israrla gerek yok dediler. Schengen vizesi için Fransa'ya başvuruyorlardı. Ben bir frankofon üniversitede okuyorum dedim. "Iı-ıh, gerek yok." dediler.

Verdiğimiz banka ekstresi için "bankaya para koymalı mıyız?" diye de sorduk. Kulaktan dolma öyle bir bilgi vardı kafamızda. Ona da "yooo, 6 ay geçmişli hesap görünsün vs." gibi geçiştirilen yanıtlar aldık. Biz de euro almak üzere paramızı elimizde tutuyorduk, önemli bir şey olsa acentemiz bizi yönlendirir diye düşünüyorduk. O kadar para bayılmıştık nasılsa kendilerine. İşleri buydu.

Bu olaylardan sonra direkt olarak Fransız vize başvuru merkezine gittiğimizde aldığımız yanıt "keşke kendiniz başvursaydınız" oldu.

Çok da uzatmayayım... 

ETS Tur dedik, ilk kez yurtdışına çıkacağız, aman pürüz çıkmasın dedik ama anlaşılan büyük hata etmişiz.

Bu olaylardan sonra zannediyoruz ki, müşteri memnuniyeti falan bir şekilde tur şirketimizle çözeriz, hatta onlar mağdur olduk diye kesin jest de yaparlar... 

Ne kadar safmışız...

Bize demezler mi bütün paranız yandı...

Bi daha dumur.

Burda söylemek istemediğim, ciddi bir rakamdan bahsediyorum "yanan".

Üstelik bizim hiçbir hatamız yokken. Zamanında tüm evrakları eksiksiz teslim etmişken. Ne dedilerse yapmışken.

Bir çuval para ver, karşılığında HİÇBİR hizmet alma. Bir de üstüne yanlış yönlendirsinler ve pasaportuna ret ye.

Üstelik tatile gideceğiz diye, eşim işyerinden yıllık iznini almış, ben Ankara'dan erken dönmüş, kedilerimize, köpeğimize (bu ayrı bir post konusu) bakıcı vs. ayarlamışken. Bavulumuz hazır, salonun ortasında duruyorken. 16'sında belli olan ret sonucu bize 20'sinde bildirilmişken.

Çıldırdık tabii ki.

Ulaşabildiğimiz her yere mağduriyetimizi anlattık. Tabiri caizse ortalığı ayağa kaldırdık. Bunun üzerine Ets Tur tarafından bize en son teklif edilen; "uçak biletleriniz yansın (kişi başı 245 euro) ama konaklama + rehberlik hakkınız saklı kalsın başka bir zaman kullanmak üzere".

Dolandırılmış gibi hissettik. 

Sadece bu olayların peşinde koştururken yaşadığımız stresi burada kelimelerle ifade etmem bile cidden zor.


Üstelik olayın başından beri takındıkları tavırdan hoşnut olmadığımızı, böyle büyük bir şirketin müşteri memnuniyeti konusunda bu kadar zayıf davranmasının kendilerine yakışmadığını da belirttik. 

Elbette bu tekliflerini kabul etmedik.

Gerekli yerlere şikayetimizi yaptık, avukatımıza evraklarımızı gönderdik. 

Hakkımızı yargıda arayacağız.

Maddi olarak kuruşumuza kadar geri alsak dahi, bazı şeyler geri gelmeyecek.

Evliliğimizin 5. yılını Paris'te kutlayamayacağız mesela.



peace.


nora



Blogger App Deneme.

Yine Doorstepping sayesinde haberim oldu.

Daha önceki uygulamalar çok da kullanışlı değildi açıkçası, bir de bunu deneyelim bakalım..



Friday, 16 September 2011

The Crazy Dance.

Evet yüzyıllardır kayıplardayım.

Bir dolu olay var anlatabileceğim. Kimi güzel, kimi değil.

Ama ben şimdi onları anlatmak yerine (kesinlikle üşendiğimden değil :P) ,  bu güneşli Cuma gününe uygun bir şey paylaşmak istiyorum.

Arşivimde bulduğum kırıntılardan hazırladım bu vidyoyu. Gutu'yu tanıyorsunuz artık, kankilerin kankisi.

Geçen yaz çekmişim. Unutmuşum bile. 

Üzerinden zaman geçtikten sonra karşıma çıktığında bu tarz şeyler, daha da çok gülüyorum :)

Enjoy!

Friday, 5 August 2011

Fingerscrossed for NANA.

Her yaz tatiline "ohhh 3 ay bir o yana yuvarlanacağım, bir bu yana" felsefesiyle giriyorum ama yıl içerisinde kimlerin ahını alıyorsam, okulların kapanmasıyla benim de koşturmam başlıyor...

İkiyüzlülük etmeyeyim, koşturmayı iyi bir şey olarak da görüyorum, nerde hareket orda bereket falan... Ama bu yıl biraz abarttım galiba! ^_^

Neyse efenim, bu gece içimi dökmek için gelmedim, çok daha önemli bir mevzu için burdayım; Nana'mla ilgili bir şeyler yazmak istedim.
Yarın sabah, yani aslında yaklaşık 6-7 saat sonra huysuz kızımı kısırlaştırmak üzere veterinere götüreceğiz. En sevmediğim şey de bu işte, sapasağlam kediyi kendi ellerinle teslim ediyorsun.. :( Ama sahip olduğumuz şartlarda aksi mümkün olmadığından bunu yapmak zorundayız.

Bu kısırlaştırma konusu üzerine yıllardır kara kara düşünmekteyim. Keşke insan ırkı hayvanlara olması gerektiği gibi davransa, eziyet etmese, sahip çıksa da ben de oturup kendi kendime "sokaklarda her gün yüzlerce bebek acı içinde can verirken ben tutup da evimdeki çocuklarımın çoğalmasına izin vermemeliyim..." gibi cümleler kurmasam. Şu anki koşullarımızda 4 kedi ile zaten maksimum noktadayız. Eğer illa ki bu rakamı çoğaltmak istiyorsak yeni bebekler dünyaya getireceğimize sokaktaki bebeklerden birinin hayatını kurtarmayı tercih ediyoruz.

Bu kadar net. Aksi herhangi bir argüman bu fikrimizden daha güçlü değil.

Hal böyle olunca işin bir de sağlık boyutu var. Kısırlaştırmadığınız dişi evcil hayvanınız doğum da yapmıyorsa rahim ve meme kanseri ve benzeri hastalıklara davetiye çıkarıyorsunuz. Üstelik %80lerde gezen bir ortalamayla...

Kızgınlığı bastıran hormon iğnelerinin ne kadar zararlı olduklarından bahsetmiyorum bile...
Sonuç olarak, güzel kızım yarın ameliyat olacak.  Huysuz kızım pek mıymıntı olduğundan korkuyorum ben de. Gözüme uyku girmeyecek gibi. :(

Bu arada ilk fotoyu geçen gün çektim, ikinci fotoyu ise ailemize katıldıktan kısa bir süre sonra çekmiştim... Yaklaşık 8 aydır bizimle Nanachan... Bebeğim çok güzel toparlandı, eskisi gibi çiroz değil, kilosu normale döndü daha da önemlisi psikolojisi düzeldi... Artık ne yaşadıysa sokaklarda yavrum, ilk aylarda çok zorladı bizi... Adam gibi sevemiyorduk bile, dokundurmuyordu... Son bir aydır travmayı tamamen atlattı diyebilirim, artık sadece koynumda uyuyor  ^_^  Yanımdan 5 saniye bile ayrılmayan bir tortor makinesine döndü !!! O boş, anlamsız bakışlar gitti, yerine şapşirik bakışlar geldi... Öyle mesuduz ki =)




Yarın için bize bol şans dilemeyi unutmayın.



peace


nora