Showing posts with label annelik. Show all posts
Showing posts with label annelik. Show all posts

Monday, 15 February 2016

Uzay'da Yeni Gelişmeler

Creative minds are rarely tidy!

Günler çok hızlı geçiyor! 

Neden?

Çünkü bizimki geçen hafta emeklemeyi öğrendi! :O

7 aylık olmasına 10 gün kala çözdü işi!

Zincirinden kurtulmuş bir mahkum gibi son 6 ayın acısını çıkarıyor :) Gece uykusundan bile uyanıp emekleyerek bir yerlere gitmeye çalışıyor... >.<

Haftalarca dizlerinin üstünde yaylandı, bir günde çözdü tam olarak ne yapması gerektiğini :)

Instagram hesabımı takip edenler oradan videolarını izleyebilir tostos oğlumun...


Bu halleri daha dün gibiyken, hangi ara büyüdün de pati pati gidiyorsun be çocuk!


Artık kendi kendine oturmak da bebek işi! ^_^ Gün içerisinde sürekli, ordan oraya gidip, o minik poposunu devirerek oturur pozisyona geçiyor... 


Tabii ki anası olduğumdan her hali, her hareketi dünyanın en sevimli şeyiymiş gibi geliyor bana :)


Çirkin ördek yavrum benim!


Şimdilik son gelişmeler böyle... Bakalım daha ne maceralar bekliyor bizi!

Ben çok anlamıyorum ama duyan erken emeklemiş diyor, tecrübeli anneler nedir bunun ortalaması? Sizinkiler ne zaman emekledi/yürüdü?



peace


nora

Thursday, 28 January 2016

Kobay Faresi Nora



Bugün Kavacık'ta bir araştırma şirketine gittim.

Bir kaç ay önce Facebook'ta listemden birisinin paylaşımı üzerine bilgilerimi bırakmıştım çünkü kriterlerine cuk oturduğum bir araştırma gibi görünmüştü. Mesleğimiz gereği hep işin müşteri tarafında oluyorduk, bu kez fokus grubunun göbeğindeydim :) Farklı bir deneyim olacağını düşündüğüm için atladım açıkçası ^_^

Konu pişik kremiydi, şimdi burda markasını yazmayayım, gereksiz reklam olmasın :)

Gittim, belli bir yaş aralığında bebeği olan yoplam 8 anne idik. Önce bilgilerimizin üzerinden geçildi, kaç yaşındayız, ne sıklıkla pişik kremi kullanıyoruz vs. Sonra bizi içeriden arkası görünmeyen, ancak dışarıdan müşterinin ve diğer yetkililerin bizi görebildiği dev bir aynanın olduğu odaya aldılar. Filmlerdeki sorgu odaları vardır ya hani, o şekil :)

Ve oturduk sohbet ettik ^_^ 1-2 döküman üzerinden konu ile ilgili neler düşündüğümüzü anlattık...

Açıkçası orada diğer annelerden çok farklı bir yaklaşımım olduğunu farkettim. Genel olarak biraz muhalefet kaldım diğerlerine göre..

Örneğin bir çoğu söylediklerine göre nerdeyse her alt açmada ortada pişik dahi yokken düzenli pişik kremi kullanıyorlarmış. Hatta her banyodan sonra losyonlar, bebek yağları falan..

Ne yalan söylim çok garip geldi.. Ben Uzay'ın cildini minimum derecede yabancı maddeye maruz bırakmaya çalışırken, baktım insanlar gururla anlatıyorlar bir de, yok şunu da kullanırım, yok bunu da sürerim... Hatta bir kaçı bebek kremini nasıl da kendi yüzlerine de uyguladıklarını falan anlatmaya başladı ^_^

Sanki ne kadar çok ürün kullanıyorsan o kadar daha iyi annesin gibi bir hava... Dedim orda bi durun... Ben hiçbir şey kullanmıyorum, çünkü çocuğumun herhangi bir cilt problemi yok, arada pişik gibi bir kızarıklık gördüğümde kremini sürüyorum bir kaç saate geçiyor..

Hah odadaki "rahat" anne ortaya çıktı :)

Sebebini de dilim döndüğünce anlattım, aralarından bir kaç tanesi hak verir gibi oldu.. Sonra bir tanesi, diğer konuşmalarından da biraz patavatsız olduğunu farkettiğim, " Yani bazı anneler vardır, çok da umrunda olmaz, amaaaan çocuk ne yaparsa yapsın gibi rahattırlar.." dedi.

Bana :)

"Hanıııımmm hanııııım!!! Senin o çemçük ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu??? Oraya gelirsem o ağzını caaaart diye yırtarım!" demeye hazırlanıyordum ki, diğerleri müdahale edip, "Yok canım, tam tersi, bu tarz düşünce farklı bi şekilde çocuğunu daha fazla koruma içgüdüsü.." falan diye olayı gayet düzgün bir seviyeye çektiler :)

Sonuç olarak benim için gerçekten ilginç bir tecrübe oldu, keyif aldım.. Bi de üstüne para verdiler ahahaha! :))) Sembolik bir miktar yalnız, öyle gözlerinizde dolar işaretleri çıkmasın hemen! ^_^

Sonra çıkışta eve dönmeden yiyecek bi şeyler alayım dedim.. Dışarda bekliyorum siparişimin hazırlanmasını.. Dilenciden hallice bi kadın geldi, 2 aylık bebeğime mama alıcam yardım eder misiniz dedi.. Eskiden olsa yemezdim bu numaraları ama kadın ben terslemeyince para değil mama alır mısınız? deyince, kalktım yandaki eczaneden aldım en büyüğünden verdim kadına... Dedim afiyet olsun.. Akın'a anlatınca bunu, dedi ki o kesin dönüp geri satmıştır mamayı :)

Ama ya satmadıysa? Ya gerçekten 2 aylık yavrusuna götürdüyse? İşte bu ihtimal yeterli benim için.

Neyse, sonuç olarak her günümün birbirinin aynısı olduğu bir dönemde gayet ilginç bir gündü bugün :)

Napim sıkıcı hayatıma renk gelsin diye bundan sonra gideyim de gündüz programlarına profesyonel seyirci mi olayım ya, ne dersiniz??? ^_^


Peace!


Nora
posted from Bloggeroid

Wednesday, 27 January 2016

İlk Vukuat



Yukarıda suretini gördüğünüz Chucky bugün kaşla göz arasında telefonuma salya banyosu yaptırarak ilk vukuatını gerçekleştirmiş oldu ^_^

Tam da kulaklık girişine, gerekli miktarda tükürüğünü özenle akıttığı için telefonum sanki kulaklık takmışım gibi davranmaya başladı. Bu ne demek? Görüntü var, ses yok! :O

Hemen pirinç kabına tıktık telefonu, 6-7 saat kaldı orda ve ta-taaam! Düzeldi!

Hep duyuyorduk, görüyorduk ama ilk defa işimiz düştü, cidden de işe yarıyormuş pirinç!



Uzay şu anda her gördüğünü istisnasız eline alıp ağzına sokma safhasında, sanırım daha da yorucu günler bizi bekliyor! Hele bir de emeklemeye başlayınca direkt Lulu'nun tasmasını takayım boynuna diyorum ;)

Tecbüreli anneler kıs kıs gülüyosunuz di mi şimdi bana, "you have no idea" bakışları, gülüşleri bunlar, biliyorum!

Peace

Nora

posted from Bloggeroid

Saturday, 23 January 2016

Cumartesi Queyfi



Efendim ayıptır söylemesi, şu an Ortaköy Starbucks’ın 2. katında, White Chocolate Mocha’mı yudumlarken karşımda boğaz manzarası, keyif yapıyorum. :)

Burada kişi başına bir MacBook düşüyor ^_^ 

Genelde ders çalışan öğrenciler var benim gibi kartolozlar pek bu üst katlara çıkmıyorlar sanırım, ya da Cumartesi sabahları evde aileleriyle takılıyorlardır büyük ihtimalle. Kütüphaneden hallice bir ortam. 

Ben ise bundan böyle her Cumartesi oğluşu babaya kilitleyip buraya geleceğim. 

6 ayın sonunda sanırım hakettim haftada bir gün tamamen kendime ait zaman geçirmeyi?

Bu sırada hem yazmak istediklerimi sakin kafayla yazabilir, hem de ne zamandır yapmak istediğim gibi unuttuğum fransızcama çalışabilirim. 

Bilgisayarın üstüne yatan kedi yok, tam konsantre olmuşken ağlayan bebe yok :)

Bi garip geldi aslında ne yalan söyleyeyim ahahah :)

Dışarıda da güya güneş var ama yalan. İnanılmaz soğuk. Soğuk ötesi. Donanza.

Aldanmayın, doğan görünümlü şahin gibi, güneş var ama buz gibi.

Neyse şikayet etmeyeyim, hava meteorolojiye uyup her yeri karla da kaplayabilirdi. Yaşasın ki yollar açık, kar mini mini uzun aralıklarla kısacık yağıyor.

Daha fazla da yağmasın zaten.

İki kardan adam yapacaksınız diye hepimizin rezillik çekmesinin manası yok. Hadi yılbaşında yağdı, tamam. 

Yeter! 

^_^


Cheers


nora

Tuesday, 19 January 2016

Para Üstünü Almayan Var Mı?


Biz yürüteç diye aldık ama içine Uzay'ı koyunca bildiğin dolmuşçu oldu çocuk ^_^

Seçme şansım olsaydı, çocuk büyütürken internetin olmamasını tercih ederdim sanırım. Her konuda birbirine tamamen zıt görüşlerin ısrarla savunulduğu bir mekan internet.

Yürüteç diye aratıyorsun, "Asla kullanmayın!" ile "Yürüteç olmasaydı ne yapardım?" arasında yüzlerce birbirinden farklı görüş karşısında tırnak kemirmeye başlıyorsun.

Emzik konusu da aynı şekilde mesela.

Böyle durumlarda, bizim zamanımızda nasıldı? diye soruyorum kendime. Eğer kendi çocukluğumda varsa, tamamdır. Sonuçta normal bir insan olarak büyüdüğüme göre sorun yok.

Ben bu aletin adını "Anneye Özgürlük" koydum.

En azından tuvalete gidebileceğim artık.

Ve tabii ki bütün gün çocuğu bunun üzerinde tutmayacağım, merak etmeyin her şeyin en iyisini bilen anneler.

Relax.

Yarın 6 Aylık oluyor bizim tostos. Ve evet gerçekten de "ne çabuk büyüyorlar!" 

Adam gibi 1-2 kare dışında fotoğrafını çekemedim oğlumun. Sanırım büyüyünce kızacak bana. Yarın 6. ayın şerefine bir kaç kare çekmek istiyorum aslında. 

Bol bol video çekiyorum doğduğundan beri. Belki bir gün montajlarım. Dönüp aylar önceki videoları izlemek daha keyifli geliyor.

Üstelik ne yalan söyleyeyim, hani şu yenidoğan bebekleri ecüş bücüş şekilden şekle sokup kollarını kafasının altında toplayıp fotoğraflarını çekiyorsunuz ya, bana çok itici geliyor o kareler. Son 3-5 yıldır moda oldu, her bebeğin bu tarz fotoğrafı var, birbirinden ayırt bile edilmiyorlar. Bebek fotoğrafçısı arkadaşlar kızmasın, siz mesleğinizi yapıyorsunuz, arz-talep meselesi, belki ben de o alanda fotoğrafçılık yapsaydım, ben de çekerdim. Sadece kendi bebeğimi o tarz doğallıktan uzak pozlarda sevmediğimi farkettim anne olunca. Bizim çocukluğumuzda fotoğraf stüdyosuna gidip garip fonlarda fotoğraflarımızı çektirmişler ya hani anne-babalarımız, yıllar sonra kendi çocuklarımız da bu fotoğraflara bakıp gülecekler gibime geliyor.

Bak ben de bu konuda ukalalık yaptım taze anne olarak.

Çünkü annelik müessesesi bilmiş olmayı gerektirir.  Öğrenin bunları ;)

Cheers.


nora



Thursday, 14 January 2016

Uzay'da Bugün



Bugün de böyle geçti.


Uzay dönmeyi öğrendiğinden beri koltukta oturmak haram oldu. Ailecek yerde sürünüyoruz.

Hangi anne-babayla konuşsam "Ayy dur bu daha iyi günleriniz" diyor :/ Doğumdan 6. aya kadar her ay için böyle dediler. 

Bence aslında gittikçe zorlaşmıyor olay, her ayın farklı zorlukları var, insanlar atlattıkları evreleri unutuyorlar gibime geliyor.

Mesela ben gaz sancısı dönemi geçtiği için çok mutluyum. 2. aydan 4. aya kadar her gece, istisnasız 19.00-21.00 arası non-stop ağlama. Kabus gibiydi gerçekten. Bazı günler sabaha kadar.

Şimdi ise farklı zorlukları var, bir an bile yalnız bırakamıyorsun, aman onu ağzına atar, aman ordan düşer vs. Bir yandan artık iletişimde olduğumuz için çok keyifli bir yandan da yok dişi kaşınıyor bugün çok huysuz, yok 5. ay atak dönemi bilmem ne derken günler geçiyor işte. 



Bu aralar genel olarak yerdeyiz. Tabiri caizse "kıçım çıktı" ama olsun.

Televizyonun karşısına seriyorum bir çarşaf, bi yanımda Uzay, bir yanımda Netflix oohhh keyif.. Tabi bi bölüm diziyi izlemem 36 saat sürebiliyor bazen ama olsun buna da şükür :)

Özetle yorucu ama keyifli bir dönemdeyiz.

Paşazadenin emekleme çabaları hızla devam ediyor, 

Bakalım mobil versiyonu nasıl olacak ^_^



Ailecek yerdeyiz derken tabii ki kedi-köpek kim varsa birlikte sürünüyoruz! 

Eksik kalırlar mı hiç? ^_^



peace


nora

Sunday, 10 January 2016

Herkesin Pazartesi'si Kendine



Çok büyük ihtimalle siz bu yazıyı okuduğunuzda sendromların vazgeçilmez günü Pazartesi olmuş olacak.

Evet, Pazartesi diye bir gerçek var ve siz ondan nefret ediyorsunuz.

Beyaz yakaların kabusu olarak da bilinen Pazartesi'nin stresi Pazar gününden başlıyor kabul edin...

Halbuki Cumartesi ne güzeldi, sanki hiç bitmeyecekmiş gibi ne yapacağınızı şaşırmıştınız :) Hatta Cuma akşamı iş çıkışı nasıl da bir "ohhh beee!" demiştiniz, hatırlasanıza?

Ne çabuk geçti haftasonu?

Been there, done that.

Siz çalışanlar için Cuma-Pazartesi arası yaşanan duygu iniş çıkışları neyse, benim gibi evde oturup el kadar bebesine bakan anneler için her gün bu durumun hızlandırılmış versiyonu!

Sabahın köründe başlayan mesaimiz, gün içerisindeki yüksek stres ve tempo sebebiyle akşama doğru yerini aşırı yorgunluğa bırakıyor. Yani bu durumda sabahtan akşama kadar bebekle geçen zamanı Pazartesi-Cuma arası mesainiz gibi düşünün.

Akşam olunca enerjinizin son damlasıyla saatleri saymaya başlıyorsunuz. Tıpkı siz çalışanların trafikte dakikaları saydığı gibi.

Ve sonunda yavrunuz uyuduğunda, ki bu sizin Cuma akşamı ruh halinize denk geliyor, bir ohh çekiyorsunuz... Sizin Cumartesiniz gibi biz de, gün içerisinde aklımıza gelip de yapamadığımız her şeyi bi anda yapmaya çalışıyoruz. Çocuğun uyuduğu saatleri nasıl değerlendireceğimizi şaşırıyoruz!

Evi mi toparlasam? Kaç gündür duş almadım, banyoya mı girsem? Şu tırnaklarımı artık keseyim! Ayy mutfağa gireyim en iyisi... Benim dizi noldu ya? Ne zamandır bi film izlemedim... Dur iki dakika Lulu'yla oynayayım... Offf saat kaç oldu, bir kaç saate uyanacak bu çocuk?!

Ve bizim Pazartesi'miz hiçbir şey yapamadan geldi bile.

Uykumuzu bile tam alamadık. :/

Her gün böyle.

Üstelik sizin işyerinde en azından molalarınız, öğle tatiliniz var. Tamam cennet değil belki işyeriniz ama en azından istediğiniz an kahvenizi de içebiliyorsunuz :)

O yüzden hiç şikayet etmeyin.

Bırakın müdürünüz söylensin, "deadline"lar sıkıştırsın, mail kutunuz dolsun taşsın...

Söylemesi kolay ama stres yapmayın!

Çünkü işler bitmez. O proje biter, yenisi gelir. Hepsi de eminim çok acil "finalize" edilmelidir.

Hiçbiri sizden, huzurunuzdan, akıl sağlığınızdan önemli değil.


O ZAMAN DANS!



RENK!




peace :)


nora


Tuesday, 5 January 2016

Kedi, Köpek ve Bebek

"Eeee akşama ne yemek yapsam?" gibi "Yarın bloga ne yazsam?" diye düşünür oldum ^___^

Hatta dürüst olmam gerekirse, tanıyanlar bilir; akşama ne yemek yapsam diye düşündüğüm pek görülmedi bugüne kadar ;) Kıymetinizi bilin!

Aslında elimde yazılmayı bekleyen çok sağlam hikayeler var... Bunlardan en bombası elbette ki doğum hikayem... Kendi doğumum değil tabii ki, Uzay'ın doğum hikayesi. Öyle ya, neden "doğum hikayem" diyoruz? "Doğurma hikayem" denmeli aslında. Neyse.

Doğurma hikayemi hemen yazamayacağımı biliyordum aslında ama çocuk nerdeyse 6 aylık olacak, bu kadar gecikeceğimi tahmin etmiyordum. Hoş, bu süreçle ilgili hemen hemen hiçbir şeyi doğru tahmin edemediğimi bir bir başıma gelince anladım ya... Şimdi daha iyi anlıyorum, markette sokakta hamile halimi görüp bana acıyan gözlerle bakan diğer anneleri ^_^

O bakış aslında "You have no idea!" bakışıymış :)

Siz siz olun, çocuk sahibi değilseniz, hiç atıp tutmayın.

Ben çok atıp tuttum.

Hepsi patladı :)

Doğum macerasını ayrıca yazacağım. Söz. Her hamile gibi ben de başka insanların hikayesini okumaya can atıyordum. Sadece bu sebeple bile yazmam gerek.


Evde bir sürü pati varken bir de çocuk gelince noldu? 



Daha fazla yorucu oldu. Hepsi bu. Önceleri %100 benim ilgimi gören tipitoşlar, ben Uzay'a kilitlenince, triplerden triplere girdiler. Kıskananlar oldu tabii, ama kıskanmak deyince çocuğa zarar verecek bir kıskanma gibi düşünmeyin, işte yukardaki gibi, ana kucağını paylaşamamak mesela :) Cappy'i indiriyorum, çocuğu alıyorum koymak için, hoooop o arada Nana oturmuş bile! 

Ailenize yeni katılan bir bebek olduğunda evdeki hayvanlarınızı göndermek zorunda değilsiniz. Bu saçma düşünceyi atın kafanızdan. 



Kediniz / köpeğiniz kasıtlı olarak bebeğinize zarar verecek hiçbir şey yapmaz. Elbette ki bebeğinizi gözünüzün önünden bir saniye bile ayırmamalısınız; ancak zaten evde bir hayvanınız olmasa da bebeğinizi gözünüzün önünden bir saniye bile ayırmamalısınız :)

Bizim asıl kadromuz artık Cappy, Sissy, Nana ve Lulu. (Zeus bir kaç ay önce bizi terk etti, o konuyla ilgili elim pek gitmiyor klavyeye ama yazıcam bir ara..) Ama bunların dışında hem eve girip çıkan 10 kadar kediden oluşan bi seri var (Avatar, Sushi, Ponpon, Karamel, İrmik vs. ), bir de üstüne bir bu kadar daha eve girmeyen, bahçede baktıklarımız. 

Böyle bir eve bir de bebek doğunca, bana da sadece kafaya huniyi geçirmek kaldı ^_^



Evimiz büyük, yer sıkıntımız yok aslında. Zaten zamanında hayvanlar rahat etsin diye böyle bir eve taşınmıştık. Ama tabii ki de evin büyük olması evdeki bütün hayvanların ben neredeysem orada olma isteğini değiştirmiyordu ^_^

Her an benimle alt alta üst üste olmaya alışık kedilerim ve Lulu, sezaryen sonrası iyileşmeye çalışan, 7/24 kucağında bebek olan, bu insanlıktan çıkmış vaziyetteki annelerini pek bir yadırgadılar. 

Eve gelen giden de cabası.

Normal şartlarda da misafir olayına pek sıcak bakmayan kedilerim iyice telef oldular :) 

Neyse ki ilk tantanalar geçince her şey normale döndü.

Tabii ki bu süreçte birbirinden fantastik şeyler duymadım değil... Aman tüy kaçar, aman bebeğin suratına otururlar (niyeyse?) aman şöyle yapar, böyle yapar... Bunları diyenler de hayatı boyunca evinde tek bir hayvan beslememiş insanlar... 

"Çok afedersiniz de, benden iyi mi bileceksiniz?" demedim. 

Onun yerine çocuğuma, aileme odaklandım. Onlarla savaşarak harcayacağım enerjiyi, oğluma kullandım. 

"Hıı.. hıı.. evet... tabii tabii... Yok zaten almıyoruz biz kedileri o odaya... " falan :)

Bu yazıyı okuyan hayvan sahibi hamileler varsa, tavsiye ederim, hiç uğraşmayın, ağzınız onları onaylarken, kafanızın içinde minik bir maymuncuk trampet çalsın :)

  Dinlemeyin, geçin.

İçinize endişe tohumları ekmelerine izin vermeyin.


Hayvanlarınızın düzenli aşılarını, iç-dış parazitlerini yaptırın, sizin de aklınızda bir soru işareti kalmasın.

Siz zaten annelik içgüdülerinizle yavrunuzu her türlü tehlikeden koruyacaksınız, bırakın çocuğunuz hayvan sevgisinden mahrum kalmasın.

Bir süre sonra bebişiniz ayaklandığında hayvanları ondan nasıl koruyacaksınız onu düşünün :)


peace

nora



Tuesday, 29 December 2015

Üşütüceksin Çocuğu!


Bir Türk annesinden kızına en büyük miras nedir biliyor musunuz?

Çocuğunuzun her daim üşüdüğünü düşünmeniz!



Geçtiğimiz yaz İstanbul nasıl sıcaktı hatırlıyor musunuz? İşte ben o yazın tam ortasında, cehennem sıcaklarının yeryüzü provasında doğurdum oğlumu.

Kendi üstümde incecik bir gecelik, geberiyorum sıcaktan... Kucağımda Uzay 7/24 emziriyorum...

Klima? Yasak!

Vantilatör? Sakın ha!

Nefes alamıyorum? Onu ne yapacağız?!

Çocuk daha bir kaç günlük, bi annem geliyor örtüyor üstünü, bi ablam geliyor kat kat giydiriyor... 

Çok acemiyim, bi bildikleri vardır diyorum.. Bi de ben sarıyorum yavruyu...

Serpil Ebe kontrole geliyor o hafta...

Çocuğun halini görünce, "siz ne yapıyorsunuz yahu? " deyip, soyuyor çocuğu... 

Ayy bari çoraplar kalsaydı, üşütecek çocuk!

"Saçmalamayın, kendinizden bir kat fazla giydirseniz yeter.." diyor.

Sanırım haklı, çocuk ter içinde kalmış, sıcaktan isilik olmak üzere... :)

O günden beri giydirme işini abartmamaya çalışıyorum...

Ama ne mümkün!

İliklerime işlemiş bir kere "üşütme" kavramı...

Sokağa çıkıyorum, daha kış gelmeden çocuklarının ağzını yüzünü sarmış anneler görüyorum... 

Çocuğun gazı var dediğimde bile hala "üşütmüşsündür çocuğu" tepkisi alıyorum.

Her gün kendi içimde bir savaş... Durmadan yavrumu yeterince giydirdim mi acaba diye sorguluyorum anneliğimi... :)

Sürekli bir vicdan muhasebesi...

Eeee bu durumda yarın 30cm kar geliyor haberini okuduğumda neler hissettiğimi tahmin ediyorsunuzdur! >.<

Üşütmesem bari çocuğu!

^_^



Peace!

nora