Thursday, 31 January 2013

Yuvamız kül oldu.


Geçen hafta hepimiz canlı yayında izledik.

Canım okulum cayır cayır yandı.

Hem de herhangi bir binası değil, en güzel binası, 500 yıllık sarayı yandı.

Her "Galatasaray Üniversitesi yanıyor!" alt başlığını gördüğüm kanalda ağladım o gün.

Tarihin yanmasına insan kahroluyor zaten de, oranın benim için ayrı bir de yeri vardı.

Hatırlarsanız 2011'de "Début" adlı ilk sergimi açmıştım, büyük bir heyecanla.

İşte o heyecanıma sizin haberlerde izlediğiniz, alevler içindeki sarayın Süslü Salon'u ev sahipliği yapmıştı.

Ne zaman okulda bir fotoğraf çekecek olsam, dekorum orasıydı.



Muhteşem görkemiyle ve bir o kadar eski halinin verdiği mütevazilikle, her fotoğrafı özel yapıyordu benim gözümde.

O saatlerce söndürülemeyen bina, okula ilk kayıt yaptırdığınız ve 6 yıl sonunda mezun olurken son çıktığınız binadır.

Aynı salonda hazırlandık biz de mezuniyetimize geçen yıl. Cübbeli fotoğraflarımız orada çekildi. Diplomalarımızı almaya gitmeden o binada toplanıp inletmiştik şimdi hatırlamadığım tezahüratlarla orayı.

Süslü Salon'un son mezunlarıyız biz.



peace.



nora







Evlililer Günü

Heya!

Depresyon havasını yaşadığımız şu günlerde, bir de sevgililer günü yaklaşıyor farkındayım! Henüz beyaz atlı prensini / prensesini bulamamışlar için kara günler kapıda sanki :/

Benim az sonraki şikayetimi bu arkadaşlar okkalı bir küfürle karşılayabilir, ses etmicim kendilerine, go ahead!

Efenim tabii bizden hafiften geçti, Sevgililer Günü değil de, Evlililer Günü diyorum ben 14 Şubat'a artık.



Azıcık şımarıklık yapayım.

Ben bu sevgililer gününde kociye ne alacağım?!!!

Bizi yakından tanıyanlar bilir ki, birlikte olduğumuz yıllar içerisinde, hediye çizgisini kocikle biraz yükselttik. Karı-koca elektronik eşyalara meraklı olunca, yaklaşan her hediye mevsimi bünyede ve bütçede sarsıntılara yol açmaya başladı :)

İkimiz de 30 üstü ve 5 yıllık evli olmamıza rağmen, (allahım yeni yaşıma hala alışamadım!) öğrenci kafası yaşamayı becerebilen bir çiftiz. Daha düne kadar gecenin köründe WoW oynayan, eve ne kadar para girerse girsin ay sonunda bir şekilde parasız kalmayı becerebilen, akşam yatmak, sabah kalkmak bilmeyen tipleriz.

Hal böyle olunca, hediyeler de, playstation'dan imac'lere, intuos tabletten ipad'e, bayağı aştık kendimizi :S ( artistlik yapıyorum sanmayın, ay sonuna para kalmıyor dedik! )

Şimdi ne piyasada istediğimiz bir şey kaldı almadığımız, ne de bu tarz hediyelerin bir heyecanı...

Bu kez farklı bir şey almak / yapmak istiyorum.

Daha yaratıcı bir şeyler sanki.

Uzundur kocik bloguma pek bakmıyor, bunu fırsat bilip, size sorayım dedim.

Var mı aklınıza gelen, astronomik fiyatlara patlamayacak (Yoksa biz de biliyoruz uçak kiralayıp dünya turu yapmayı!)  yaratıcı bir sevgililer günü hediyesi? ^_^

Yardım pliz!

(Ha bu arada aşk tanrısı benim tükkanı da vuracak, Sevgililer Günü'ne özel ürünler giricim bu hafta, stay tuned!)

Cheers.

nora

Wednesday, 16 January 2013

Busy bee!

Hola!

Şu an ne yapıyorum biliyor musunuz?

Ertelenen yarınki çekim işi için mutluluk dansı yapıyorum :)

Çekim Studio Nora'da yapılacak, ve şu an orası benim stüdyomdan atölyeme dönüşmüş durumda :)

Toplamaya çok üşeniyordum, bir sürü de paket hazırlamam lazım zaten.. :)

Oooohh süper oldu, şu an çayımı alıp bloglayacağıma, sağı solu topluyor olacaktım ki beni tanıyanlar bu konularda ne kadar üşengeç bir insan olduğumu bilir ^_^


Geçtiğimiz günlerde yağan karla ilgili tweet atmak, ne bileyim instagramda kahve fincanımızın kadraja girdiği pencere önü pozlar paylaşmak hepimizin göreviydi. :} 

Biz Sissy kızımla bir değişiklik yapıp kendimizi attık bahçeye =) 

Bu kadar güzel olunur diyorum! Evimizin en zeki kızıdır kendisi, dolayısıyla hep bi belaya bulaşmayı da başarır!


Sissy a.k.a Hover Cat ^o^

Zilli Sissy'm nasıl deli deli oynadı görmeniz lazımdı =) Kendisi hakkında bir meme yapmamı bile sağladı kuduruk!


Daha bir sürü canavar fotolar var, bi elden geçireyim onları da paylaşicim! ^_^


Bu arada kolyesine kavuşan paylaşıyor! Ben de inanılmaz mutlu oluyorum insanlarının boynunda benim elimden çıkan cicileri gördükçe!

Üretmek, ürettiğinin beğenilmesi, böyle bir şımartılma olamaz! ^_^





Trust Me I'm A Blogger en sevilenlerden :) 

Yeni yeni ürünler üzerinde çalışıyorum, çok yakında yepisyeni ciciler giricim! Azıcık sabır!

Bu arada Trust Me I'm A Blogger ve Batman kolyeler tükenmek üzere, son adetler! Kapanın elinde kalacak!

Farkındayım bu aralar sürekli bunlar hakkında konuşuyorum ama dedim ya, beni cidden heyecanlandıran bir proje.. İlgi görüyor olması da ayrı bir heyecan katıyor :) Bozuk plak gibi sadece bununla ilgili konuşmak, düşünmek geliyor içimden eheheh :)

Bu konuyla ilgili spamlerime katlanan sizlere ve başta Gutu'm, Hesi'm, Nes'im olmak üzere her türlü desteğini gösteren canım arkadaşlarıma buradan da teşekkür etmeliyim. Unuttuğum birileri varsa, ne olur kusuruma bakmasın, internet trafiğim o kadar yoğunlaştı ki, kafa oldu pelte! ^_^

Ha! Bir de bugün dünyalar cicisi Yeliz'in Dünyası'ndan paketim geldiiii!!! Şu an paylaşmicim çünkü kendisini ürünlerin çekiminde giymek istiyorum ^_^ Hani Mars'a falan gitmiş olabilirsiniz, gezegenimizden binlerce ışık yılı uzaktaysanız son yıllarda duymamış olabilirsiniz, aksi taktirde bu güzelliklerden bihaber olmanızı anlayamayacağım, Style Butik rocks!!!


Şimdilik bu kadar, folks!


cheers


nora



Monday, 7 January 2013

Gratz!




Bir önceki postanın yarışmasını kazanan belli oldu!

Nora Ashira 10. yorumu yaptı ve Facebook'ta linki paylaşarak Drama Queen'e kondu :) Kargosu hazırlanıyor, bir kaç gün içerisinde boynunda olacak! ^_^

Ben de bu arada bir kaç ürünün daha fotoğraflarını hazırladım, arayı açmadan bir an önce listelemek istiyorum :)

Ayrıca, belirtmeliyim ki yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz kutuları da tek tek renkli kartonlardan ellerimle hazırlıyorum :) Fırsat bulursam bir ara nasıl yapıldığını gösteren bir video hazırlayabilirim :)

Bu arada yarışmalar bitmeyecek merak etmeyin :) Hediye almak kadar vermek de cidden çok eğlenceli,  takipte kalın yeter :)

Veeee cicileri listelemek üzere kaçıyorum, birazdan görüşürüz!


cheers

nora

Friday, 4 January 2013

Yeni yıl / Yeni proje!

Heya millet!

Sizi tasarımından montajına her şeyiyle bana ait olan yeni ürünlerimle tanıştırmak istiyorum!

Bir süredir çekimlerden kalan boş vakitlerimde bu işle uğraşıyordum... Artık sizin de fikrinizi almanın zamanı geldi bence! Çok heyecanlı ^_^

Drumroll please!!!


STACHE!

Önce kişisel favorim olan, yaptığımdan beri boynumdan çıkarmadığım bıyık kolyemle tanışın! Hipster'lığın şanındandır, bir moustache aksesuarınız olmalı! Uzun süre aradım ama canım yurdumda bu tarz bir şeye bir türlü denk gelemedim.. Ta ki kendim üretene kadar!


Pose like a sir!



Önce sadece kendim için üretiyordum... Sonra sevdiklerime hediye etmeye başladım... Arkadaşlarımın beğendiklerini görmek ve onların benim ürettiğim bir şeyi takıyor olmaları inanılmaz mutlu etti beni :) Ben de daha fazla tasarım yapmaya başladım :)

DRAMA QUEEN!


Bu kolyeyi özel olarak kendim için çizdim ve ürettim :) Kişi kendini bilmeli ama değil mi? ^_^ 

Her bir ürünümle birebir şebeklik yapmak suretiyle poz veriyorum, boyunda nasıl durduğunu da görmeniz için :)


Kameranın her zaman arkasında olmayı tercih eden biri olarak biraz fazla havalara girmişim meh :)

Efenim daha bir sürü ürün var elimde... Bir çok farklı renkte ve tasarımda bayılacağınızı düşündüğüm şeyler... Sadece kolye de değil elbette... Bir sürü sürpriz hazırladım size :) Henüz hepsini fotoğraflamadım ama elimde canavar şeyler mevcut, hepsini bir postaya sıkıştırmayayım dedim...

Bu tarz takılar, ürünler genelde yurtdışında oluyor, yabancı sitelerde satılıyor ve ben ürünün fiyatından fazla kargo parası vermeyi sevmiyorum açıkçası...  

Eğer beğendiyseniz, çok yakında gayet makul fiyatlara bu cicilerden siz de satın alabileceksiniz! ^_^ 

Veeeee son bir süprik olarak, bu postun altına yorum yazan 10. kişi eğer facebook ya da twitter'da da bu postanın linkini paylaşırsa, kendisine yukarıdaki kolyelerden birini hediye edicim! Paylaştığınız linki vermeyi de unutmayın! Yoksa saylanmaz he! :P

Eeeeee nasıl buldunuz yeni cicileri? Devamını görmek ister misiniz?


cheers


nora



Tuesday, 18 December 2012

Thir-f*ckin-ty!

(Tüm bir yıl heyecanla beklediğim Aralık ayı geldi de geçiyor ve ben hala buraya bir şeyler yazmamışım! Hemen telafi edelim)

before

Bu yıl ne yazık ki en korktuğum şey gerçekleşiyor ve ben 30 ( yazıyla otuz! ) oluyorum... >.<

Bu seferlik 27 Aralık'tan direk 29'a geçsek, ben de 20lerimi terk etmemiş olsam? Grrrrrrrrr.......!

Tam bir old-fart edasıyla " ama ben hala 21-22'imde hissediyorum?!" diyeceğim, iyice ironiler kraliçesi olacağım...

OFFFFF! 

Şimdi 30 ve üzeri olan okuyucular içlerinden, "amaaan amma abarttı, şımarık şımarık konuşuyo 30 da neymiş?" diyorlardır ve de büyük ihtimal haklılardır ama bu bloga senelerdir içimi döktüğüme göre, bu konudaki anlamsız hassasiyetimi de döksem sorun olmaz herhalde? Döke döke bulamaç yapmışım zaten :)

Neyse efenim, sonuç olarak şu yukarıdaki kıza sorsanız büyüyünce ne olacaksın diye en iyi ihtimalle dansöz derdi... 30 yaşıma geldiğimde bakıyorum da pek bir dansözlüğüm görülmedi bugüne kadar...

after

Üniversite yeni bitti... İş hayatında yıllardır varım ama hep bir yanım öğrenci olduğundan başarısızlıklarımın bahanesi hazırdı, başarılarım ise gerektiğinden daha çok takdir ediliyordu... Biraz şımartıyormuşum kendimi sanırım :)

Şimdi bir kariyer çabası içinde, bir ne yapıyorum ben? sorusu altında, eskisinden daha akıllı belki ama daha az enerjili bir şekilde heyheyleniyorum desem yeridir.

Hayatımdan asla şikayet edemem. Sağlıklıyım, sevdiğim adamla evliyim, maddi bir sıkıntımız yok falan.

Ama henüz istediğim yerde değilim sanki.

Oldum olası bu eksiklik hissini yaşıyorum. Eminim herkes yaşıyordur. Özellikle 10lu ve 20li yaşlarda hani istediğin her şeyi yapabileceğine inanırsın ya. Şu yaşıma kadar hiç birazcık da olsa geç kaldığımı düşünmemiştim. 

Korkutucu.

Neyse.

Çok da dibe dalmayacağım, merak etmeyin.

Hem 30lu yaşlar için bir kadının en güzel yaşları derler, değil mi? ^_^ Madem kaçış yok, ben de bu klişelerin arkasına koşup keyfini çıkarayım o zaman!



cheers.


nora



Saturday, 22 September 2012

Ne var ne yok?! Kedüsler // special edition (=^.^=)



Evet suçluyum yine.

Arayı çok açtım.

Her zamanki gibi.

^_^

Bu özür faslını hızlıca geçiyorum zira yüzüm kalmadı =)

Kendimi affettirmek için 10 dakikada bi video hazırladım sizlere ^_^ Bu da yeni seri olacak üşenmezsem! Masaüstü Saçmalıkları!

Bilgisayar başında otururken kucağımdan kedi eksik olmuyor tahmin edersiniz ki... Bu da her gün ayrı macera demek... Ben de kaydetmeye başladım bu maceraları =)

 Pazar gününüzü Mumuk Efendi şenlendirsin bakalım!



Şapşik ya!


Efenim iş güç derken zaman nasıl geçiyor anlamadım. İrili ufaklı bir şeyler yapıyorum, kocik websitemi açmadan paylaşmak istemiyorum ama :/ O yüzden şikayeti/sitemi olan varsa kendisine bildirsin lütfen. ( Hooop sıyrıldık )

Evdeki kedi sayısını artık telafuz edemiyorum iki basamaklı sayılara geçtiğimizden beri. Torunlarımdan birine süper bir yuva bulduk ama diğerleri kaldılar başımıza! Bu arada bir tane de minnak mı minnak bir bebik kurtarmıştık şöyle bir tip;



Onu da Ankara'ya götürdük, yeni evine, üvey kardeşine alışabilirse şahane olacak.

Bizim torunlar da baya büyüdü ve şu an en çirkin dönemlerini yaşıyorlar... Bir kaç aya kalmaz tosunlaşırlar kuzucuklarım...






Torunlar, anneleri Sushi ve mecburen Sissy'yi ( hanfendi kendini süt anne ilan ettiğinden beri yavruların manyağı oldu! Bir dakika ayrı kalamıyor!) gündüzleri evin bahçesine salmaya başladık... Benim için büyük cesaret açıkçası ama ev artık yaşanılabilirlikten çıktığı için mecbur kaldık. Açıkçası onlar zaten bayıla bayıla çıkıyorlar, hatta ben içeride tutmakta oldukça zorlanıyordum diyebilirim... Şimdilik evden pek uzaklaşmıyorlar ama kedi milletini iyi tanıdığımdan bunun asla garantisi olmadığını biliyorum... Neyse ki oturduğumuz site genel anlamda hayvansever, herkesin köpeği kedisi var, sokaktakiler bile dobi dobi, dandik mama alırsan beğenmiyorlar falan. O yüzden içim bir nebze de olsa rahat. Şimdilik geceleri soğuk oluyor diye içeri alıyorum (gıcık oluyor tipsizler) ama en kısa zamanda bahçede onlara korunaklı bir yer yapalım diyoruz... Çünkü biliyorum bir kaç ay sonra toplayamicam zillileri her gece her gece... Du bakalım...


Geçen gün sitenin köftecisinin önünden geçiyordum bir tosuncuk gördüm ve dükkanın sahibinden öğrendim ki kendisi 4 senedir orda yaşıyormuş... Benim evdekilerden mutlu ve şişman görünüyordu ^_^

Bir maceraya atıldık bakalım...


Ha tabii bu arada evini açmak isteyen olursa elbette ki en iyisi o olur... Ama artık o kadar eminim ki tekir oldukları için yuva bulamayacaklarına... İnanır mısınız bana hala "Nana'yı vermeyi düşünür müsün?" diye soran var! Yuh artık! Sırf siyam diye... Bilmiyolar ki en problemli, depresyona meyilli, hassas kedimiz o... Üstelik kaç sene olmuş bizimle yaşıyor, ben o hayvanı niye ayırayım yuvasından? Niye vereyim ben çocuğumu? Saçma sapan işler... Neyse sinirlenmicim...


Videoydu, yazıydı derken sabahı bulduk bu arada... :S Yarın da çok işim var... Bu aralar çok yoğunum ama hiç şikayetçi değilim açıkçası... Okul bittiğinden beri boş geçen 1 dakika bile rahatsız eder oldu beni... Yeni mezun kafası herhalde...

Neyse.

Bi gecede iki ayrı posta hazırladım artık affetmişsinizdir beni? ^_^



peace.


nora



Ehliyet Macerası!






Bir kaç ay önce ehliyet kursuna yazılmıştım yüzyıllık inadı bırakıp çünkü artık özellikle çekime gitmek/gelmek işkence olmaya başlamıştı sırtımdaki yüklerle vs. Kursun derslerine gidememiştim, etrafımdaki herkes de "amaaaaaaan son gece bi bak eski sorulara geçersin yeaaa çogh kolaaay!" dediği için de teorik dersleri çok ciddiye almamıştım açıkçası... Ta ki son gece gerçekten de sorulara bakana kadar... Ben zannediyorum "Arabanın ön panelindeki simit şeklinde olan, tekerlekleri döndürmeye yarayan alet nedir?" gibi sorular olacak, ben de totomla gülerek "meh mehh tireksiyon tabii ki!" diye yanıtlayacağım... Anaaaammm son gece bi gördüm soruları dedim ehliyet kursuna yazılacağıma Urduca kursuna yazılsaymışım!

Hayatım boyunca bir otomobil ile aramdaki en samimi ilişki en fazla sağ koltukta oturup radyo kanalını değiştirmek olduğundan mıdır nedir, tutuştum son gece... Youtube'dan motorla ilgili dersleri dinliyorum notlar alıyorum... Gece olmuş 3, ben olmuşum krank mili, piston, buji.... 

Bi ara sıkıldım, moralim düzelsin diye, ilk yardım testini çözeyim dedim... Çözmez olaydım! Fark ettim ki eğer başınıza bir iş gelecekse, dua edin yanınızdaki ben olmayayım!!! Bi şekilde kolunuz falan kırılsa benim sayemde bitkisel hayata girebilirmişsiniz, o kadar söyleyeyim!

Eeee trafik bölümüne ne demeli? 30 senelik yaya tecrübem var! Bravo bana! Kırmızıda durulup yeşilde geçildiğini öğrenmişim bi tek! 

Gecenin sonunda "ben bu kafayla bu yaşa kadar iyi gelmişim" dedim... =)

Bir saatlik bir uykuyla gittim sınava... 

Mezuniyetin ardından herhalde beni bir daha çocuğunu yolcu eder gibi sınava bırakmayacağını sanan koci götürdü tabii ki beni =) Hatta sınav bitene kadar oturup okulun bahçesinde de bekledi =) Umut dünyası işte, bu şoförlük günleri bitsin diye son çırpınışlar onunki de... ^____^

Sınavdan çıktım, bişiler yaptım orası kesin ama hala o "çogh kolay yeeaaaa!" diyen insanlara olan sinirim geçmemiş...

Neyse çok uzattım...

Düne kadar diyordum ki Ekim sonu bi daha girerim artık napalım...

Neyse ki gerek kalmadı =) Geçmişim çok şükür hepsinden... :) Aralarında çok zor sorular olsa da her bölümden 70 almak yetiyormuş... ( Motoru 90'la geçmişim yalnız, nasıl azim yaptıysam son gece! )  ^_^

Ama benden size tavsiye, sınavı o kadar da hafife almayın! En azından bi 3-5 gün çalışın ya da kursun derslerine gidin ki benim döktüğüm terleri dökmeyin! =)

Bu aralar da direksiyon derslerine gidiyorum bakalım, haftaya da onun sınavı var :S İnşallah beceririm! Araba kullanmak da inanılmaz zevkliymiş yahu! Şimdilik doksan yaşında nineler gibi olsam da sevdim açıkçası bu işi!

Ancak fark ettim ki yaş büyüdükçe insanın canı kıymete biniyor, eskiden olsa deli cesareti olurdu, kendime gereğinden fazla güvenirdim ama şimdi biraz çekiniyorum doğrusu... :/ Bol pratikle rampaların ustası olmayı planlıyorum, hele şu ehliyeti bir alayım! ^O^

Var mı aranızda benim gibi anlamsızca bu ehliyet alma işini erteleyen? Hımmm?



cheers.


nora



Wednesday, 8 August 2012

New Blank Page.



Hiyaaaa ahali!!!

Kişisel bir çalışmayla karşılayayım sizleri (yazar burada yukarıdaki fotoğrafı kastediyor) Tanıştırayım; Fotoğraf dünyasında adı Jonathan Livingstone olmayan tek martıdır kendisi.

Ölmedim, hayattayım! Bir sürü şey birikti yine anlatacak, bir sürü şey de bayatladı açıkçası... :/

En azından mezuniyetten bahsedip kaçayım bugünlük =)



Veeeeee sonunda mezun oldum! İnanılır gibi değil! Hatta o kadar inanılır gibi değil belli ki, mezuniyet törenime eşim, annem, babam, ablam, yeğenim, kayınvalidem, kayınpederim herkes geldi emin olmak için! Ahahahahaa =)


Bir hafta sonrasında da balomuz vardı... Kampüsün girişindeki Aslanceğiz anlar halimizi, giderayak onunla da fotomu çektirdim ^_^


Okulun bahçesinde gerçekleşen balo cidden çok şık ve güzel hazırlanmıştı... Şaşırdığımı itiraf etmeliyim! Davetli öğrenci kankilerimin de her biri Oscar galasına gider gibiydi vallahi ^_^






Bir maceranın daha sonuna gelmiş oldum böylelikle...

Emeği geçen herkese buradan da teşekkür edeyim =) Başta Wikipedia ve Apple olmak üzere... Ahahahahahahaha ^_^ Şaka la şaka, henüz diplomayı vermediler, sakata gelmeyelim =)

Şimdilik bu kadar ama arayı açmadan diğer havadisleri de yazicim bir an önce...

peace out!

nora

Wednesday, 20 June 2012

Campus Galatasaray!



Hola millet!!!

Hani geçenlerde "beni çok heyecanlandıran ama henüz açıklayamayacağım bir proje"den bahsediyordum ya? Hah! İşte o proje artık bitti ve ben gururla sunuyorum sizlere... ^_^

Bir kaç gün içerisinde mezunu olacağım caaanım okulumun bir "oyun kulübü" var dünya tatlısı Aslan Evrim hocamın liderliğinde... Ve bu kulüp sadece oturup oyun oynamıyor düşünülenin aksine!

Bu yıl arı gibi çalışıp okulumuzun kuruluşunun 20. yılı şerefine, sıfırdan bir oyun yaratıyorlar !!! Özetlemem gerekirse, oyun Galatasaray Üniversitesi kampüsünde geçiyor ve dört kişiyle oynanıyor... Amacınız öğrencilerinizi mezun etmek!!! Süper fikir değil mi? ^_^

Oyunun içerisinde bir de Galatasaray Lisesi versiyonu mevcut... :)

Ben de bu süpersonik projenin fotoğraf kısmından sorumluyum ^_^ Oyunun içerisindeki kartların üzerinde yer alan sahneleri geçtiğimiz aylarda dişimizi tırnağımıza takarak ve çoook eğlenerek çektik... Yani kutunun içerisinde gördüğünüz tüm fotolar bana ait, ne güzel bir duygudur bu!



Oyunun lansmanı geçtiğimiz Cuma, Fransız Sarayı'nda, Fransız Büyükelçisi'nin bize özel verdiği davetle yapıldı. Bu vesileyle Fransız Sarayı'nı da ziyaret etmiş olduk ^_^

Bugünki Cumhuriyet Gazetesi'nde de Mine Kırıkkanat yazısında yer vermiş oyunumuza. Üstelik benim adım da GSU mezunu fotoğrafçı olarak geçiyor... ^_^ *ağızkulaklarda**şımar**şımar**sırıt* Okumak isterseniz buyrun efendim, buraya tıkkkk!!!

Dün ise oyunun tanıtım fotoğraflarını çekmekle meşguldum... Çok zor şartlar altında çalıştığımı belirtmeliyim (=^_^=) Bakınız;


Şımarık Nana aman vermedi bütün gün ^_^

Campus Galatasaray çok yakında piyasada olacak. İnanır mısınız ben de henüz hiç oynamadım =) Tüm kartları ezbere biliyorum ama! hehehe =)

Açıkçası tam da mezun olduğum yıl, böyle bir projede benim de tuzumun bulunması inanılmaz hoşuma gitti... Bir iz bırakmış gibi hissediyorum kendimi =)

Tamam tamam çok şımardım...^O^ Susmadan önce son kez, başta hocam Aslan Evrim olmak üzere emeği geçen herkese buradan da kocaman bir teşekkür edeyim!!!




cheers!


nora





NOT: Bu arada torunlarım, mezuniyet, balo gibi konularda yazacaklarım var, arayı açmadan onlar için de bir posta hazırlayacağım!


Monday, 28 May 2012

Ne Var Ne Yok?!

Hallo millet!

Ne var, ne yok onları yazmaya geldim.


Bugün resmen hayatımın son final dönemine girdim. Kendimden bu kadar emin "son" diyebiliyorum çünkü ne yalan söyleyeyim, bu yaştan sonra artık Harvard'dan dahi gelseler, gel bi de bizde oku, üstüne para vereceğiz deseler benim vereceğim tepki açık ve net olarak "Olum bak git!" olur ^_^ ( Bu espriyi yapmayanı dövüyolar da bu aralar! Mih mih ^____^)


Finallerin can sıkıcılığının yanında çoook süper bir projeyle ilgilenmekteyim bu aralar! Şu an ne yazık ki paylaşamıyorum ama ticari bir iş değil, onun ipucunu vereyim... Zamanı gelince hiç vakit kaybetmeden buradan da paylaşacağım söz!





Bu arada websitemin yapımı uzadığı için ( hain koca! ) ve fotoğraflar elimde biriktiği için ve eski facebook sayfamın adını değiştiremediğimden, bir cinnet anında yeni bir sayfa açtım! Henüz çok fazla bir şey yok  ama yavaş yavaş ekliyorum, takip ederseniz çoooook mutlu olurum! Linki de verelim,

Nora Jartan Facebook Sahifesi :P Tıkk & Like plizz!!!


Tüm bunların dışında, cici arkadaşım Melikoşumla gaza gelip aldığımız etamin malzemelerini değerlendirmeye çalışıyorum fırsat buldukça... Kendisi 2 gün sonra elindekileri bitirmeyi başardı ancak benimki sürünmeye devam ediyor... :/ Elbet bitecek.. Bitince çok güzel olacak ama ^_^ Örnek, Cross Stitch dergisinden, Enhar sayesinde haberim olmuştu böyle bir derginin varlığından... İnanılmaz güzel modeller var... Sanırım bazı kitapçılarda mevcut bu dergi ama ben Ipad versiyonunu kullanıyorum... 2.99 gibi bir ücreti var her sayının. Her bir kuruşuna değer! Etamin / Cross Stitch severlere duyurulur!


Torunlarıma gelince ^_^ Yeminle ömrüm uzadı bu bızdıkların tatlılıkları sayesinde!!! Gerçekten anlatılması çok zor, tekrar ediyorum, görmeniz lazım!!! Düne kadar Sushi yanlarından ayrılmamak için sepetten çıkmıyordu, ben de yanlarına yaptım bi yatak (yer yatağı stayla!), kociyle dönüşümlü kızımızı doyurduk, ettik, sıkılmasın diye vakit geçirdik yanında =)


Bebişler inanılmaz hızlı büyüyorlar! 2 gün önce esnemeyi öğrendiler *cuteness level 25000!* ve şimdi zırt pırt esniyorlar =) Ağızlarında tek bir dişleri bile olmadığı için çok komik görünüyorlar =) Son bir kaç gündür çok yoğundum çekemedim yeni fotolarını ama o hallerini mutlaka size göstericem ^_^

Yukarıdaki fotoyu 3. ya da 4. gün çektim, şimdi biraz daha kediye benzemeye başladılar, fare formundan çıkıp =) Hatta tüyler pofurmaya bile başladı! Anneleri tüm gün yalıyor, temizliyor, emziriyor... Aslan kızım benim... Ama hala sürünerek ilerliyorlar ve gözleri henüz açılmadı hiçbirinin =)


İyi ki caaaanım eski evimizi bırakıp bahçeli diye bu eve taşındık! Bu sene yaz mevsiminin de gelmeyeceği tuttu!!! :/ Arada güneş yüzünü gösterirse atıyoruz kendimizi dışarı... Onun dışında Zeus Bey'in dev tuvaleti işlevinde güzelim bahçe... 

Madem bu yıl yaz gelmiyor, ben de bu sene rejime girmiyorum o zaman kardeşim! *atar**atar* Bir büyükbaş edasıyla ne bulursam yiyorum! Hıh!


------------------


Tam bir ortaya karışık posta oldu bu kez... Daha fazla uzatmayayım... Eurovision'la ilgili düşüncelerimi de bir sonraki postaya saklayayım! ^_^


Eeeee izlediniz mi Cumartesi gecesi milli mücadelemiz olan Örovizyonu? =) 



Peace.


nora




Wednesday, 23 May 2012

Sushi anne oldu! Cute overload!


Uzun uzun yazacak kadar fazla vaktim yok ama dünki maceramızı özetlemeye çalışayım ^_^


Dün sabah Sushi kuzum beni oturduğum yerden zorla kaldırarak viyaklaya viyaklaya onun için hazırladığım doğum yatağına götürdü... Bir süre zorla kendini sevdirdi torlaya torlaya... Yorulup karşısındaki kanepeye oturmaya kalktığımda yıktı ortalığı; "hayır şu an beni sevmek zorundasın!" şeklinde =) Hatırlarsanız haftalar öncesinde hazırlamıştım o yatağı evin az kullanılan bir odasında... Benim için sorun değildi açıkçası, evin istediği köşesinde doğurabilirdi ama orayı hazırlamamın sebebi kapısını kapatıp diğer canavar kedüşlerden rahatça ayrı tutabilmekti.

Kızım normalde de kucağıma gelir (Akın'a hiç gitmez mihihih) ama dün bi sapık gibi ilgi isteyince dedim galiba bebikler geliyor =) 



Hemen odadaki kumu temizledim, ortalığı sildim, temiz havlular vs. ayarladım ve kızımı sevmeye devam ettim... Ufaktan kasılma benzeri şeyler de görmeye başlayınca veterinerimizi aradım, son tüyoları da aldıktan sonra artık hazırdım ^_^ ( bana ne oluyorsa, sanki ben doğuracaktım) 


İlk bebekte biraz panik oldu kızım, ne olduğunu pek anlamadı, kasılmalarda itme işini yarım yamalak yaptı... Ben de bebişi kese içinde görebildiğimden süre tutmaya başladım, Çünkü bebiş göründükten sonra 15-20 dakika içerisinde dışarı çıkmış olması gerekiyor, yoksa oksijen alamadığından sıkıntı olabiliyor. Özellikle hiç müdahale etmemeye çalıştım, hatta biraz uzaklaştım ki rahat etsin Sushi ama benim sevgi böceği kızım yanında istedi beni, açtı karnını okşayayım diye... Karnını sevdire sevdire tek bir miyav sesi dahi çıkarmadan doğurdu ilk bebeğini <3


Büyük bir titizlikle temizledi bebeğini, önce ağzını burnunu yaladı rahat nefes alabilsin diye... Sonra da tüm tüylerini yaladı kurutmak için... Resmen bir kez daha hayran kaldım kedi milletine... O kadar büyülü anlardı ki...

Bir saat kadar sonra tekrar kasılmalar başladı... Bu kez rahattı Sushi, ilkinin şokunu atlatmıştı ^_^ Kasılmalar artınca ikinci bebeği çıkarmak için azıcık uzaklaştı ilk yavrudan... Huysuz bızdık kıyameti koparınca panik oldu bizimki de, yarısı çıkmış ikinciyi unutup ilkini yalamaya başladı... İkinci de arkasında kesenin içinde kaldı öylece... Onu azıcık çekip keseyi patlatmak zorunda kaldım. Hemen döndü ve onu temizlemeye başladı neyse ki...


Diğer yavrularda ise hiç bir sıkıntı yaşamadık... Tabiri caizse "çatır çatır" doğurdu kızım... Gıkı bile çıkmadan... Akşam 7-7.30'a kadar sürdü doğum... Hep tortor, sakin sakin kavuştu bebeklerine... Ben de gurur duydum yavrumla ^_^


Yavrulara gelince... Yemin ederim aklımı yitirmek üzereyim... Böyle bir tatlılık o-la-maz!!! Fotolarda büyükmiş gibi çıkıyorlar, gözlerinizle görseniz siz de çıldırırsınız =) O kadar minik ve narinler ki, insan bakmaya kıyamıyor... Yürümeyi geçtim henüz kafalarını bile dik tutamıyorlar ama bir meme savaşı var görmeniz lazım ^_^ 

Bir kez daha içim parçalandı Sushi kadar şanslı olmayan, bu mucizeyi dışarıda berbat koşullarda yaşamak zorunda kalan yavrular için... Bizim gücümüz yettiği müddetçe çocuklarımız hep güvende olacak, karınları tok olacak... Diğerleri içinse, kapımızın önünde de hep bir kap mama, bir kap su ve hatta bir kap süt olacak... Ama yine de gözümüzün görmediği ulaşamadığımız canlar için içimizde bir burukluk... Ne fena bir şey...

"Your argument is invalid." pozu vermiş bızdık ^_^

Sonuç olarak toplamda 5 adet torunumuz oldu, cörk cörk annelerini emiyorlar... Şu an için hepsinin sağlık durumu iyi görünüyor... Umarım böyle de gider...

2 ay kadar anne sütüyle beslenecekler, sonrasında onları en az bizim kadar sevecek yuvalar bulmamız lazım! Yoksa düşünürseniz 5 kedimiz varken bir anda populasyon iki katına çıktı ^_^ 

Şu anda evde 10 kedi var :O Whaaaaaaaaaaaat???!!! 

Böyle yüksek sesle söyleyince çok garip geliyor =)