Showing posts with label Netflix. Show all posts
Showing posts with label Netflix. Show all posts

Thursday, 3 March 2016

Netflix-mania!



Geçtiğimiz aylarda Türkiye'ye geldiğinden beri görgüsüz gibi sadece Netflix izliyorum. Meğer hayatımdaki tek eksik buymuş ^_^

Yılbaşında kocaya Apple TV almıştım, televizyona bağladık ve bir kaç gün içerisinde Netflix Türkiye açıldı, evde bir bayram havası. Buraya da yazmıştım zaten. Apple TV + Netflix muhteşem ikili.

Bu yaşıma kadar geyikti ama gerçekten de artık sadece belgesel izler oldum :)

Aman da paçalarımdan kültür akıyor manasında değil tabii, en çok kriminal belgesellere bayılıyorum mesela ;)



Aralarında en iyisi tabii ki Making A Murderer adlı docu-serie idi. Çok çok iyi. Dünyada da inanılmaz ilgi gördü, Steven Avery ve ailesinin başına gelenlerin anlatıldığı bu belgeseli izleyip de online dedektif kesilmeyen yoktur herhalde ^_^ Şiddetle tavsiye ediyorum, öyle böyle değil!



Küçük bir kasabada yıllar önce bir kadına yapılan saldırıdan suçlu bulunarak hayatının 18 yılını hapishanede geçiren Steven Avery'nin DNA teknolojisinin yardımıyla 18 yıl sonra hapishaneden çıkmasıyla başlıyor ilk bölüm. Ancak asıl olaylar bundan sonra başlıyor :) Daha fazla anlatıp spoiler vermeyeyim ;) Dizinin konusu, kurgusu, anlatımı muhteşem. Tamamen gerçek görüntülerden ve gerçek kişilerin konuşmalarından, gerçek mahkeme görüntülerinden oluşuyor.  Bir solukta tüm bölümlerini izleyeceğinizi garanti ediyorum ^_^

Ben böyle Netflix çılgınlığına sarmışken, etrafımdan "eee VPN ile biz zaten izliyorduk, VPN kurarsan Amerika'daki tüm içeriğe ulaşırsın.." sesleri yükselince, bir deneyeyim dedim ve zaten hali hazırda canım memleketimdeki ileri demokrasi uygulamaları sebebiyle zırt pırt kapanan sosyal medya siteleri için zamanında Chrome'a kurmuş olduğum Zenmate isimli VPN programını aktif ederek Netflix'e girdim.

Amanııııın resmen Türkiye kütüphanesinde hiçbir şey yokmuş! Çıl-dır-dım! ^_^

Çocukluğumdan kalma eski dizilerden tutun da, son dönem aklınıza gelen nerdeyse tüm diziler, filmler USA içeriğinde varmış meğer!

Netflix de benim bu sihirli dünyayı keşfetmemi bekliyormuş! Bir kaç gün geçmemişti ki, cort! "Şekerim VPN ya da bir proxy üzerinden sitemize girip hakkınız olmayan içeriği izlemeye çalışıyorsunuz, rica edicim kapatın şu programları, öyle adam gibi girin!" mesajı çıkmaya başladı...

Yani özetle, artık zengin Netflix Amerika içeriğine VPN ya da farklı bir yolla ulaşamıyoruz :/ Özellikle yapımcı firmalar bu konuda Netflix'i uzun zamandır sıkıştırdığından, adamlar artık izin vermiyorlar girmemize. İnternette de aradım farklı bir yolu var mı diye ama maalesef henüz bulamadım. Bilen varsa, alırım bi dal.

Umarım yakın zamanda Netflix bu firmalarla sözleşmelerini yenilerken bizim gibi Amerika dışındaki üyelerini de hesaba katar.

Şimdilik kendi içeriğimizle idare edeceğiz...

peace

nora


photo source: wetpaint.com, screencrush.com



Thursday, 7 January 2016

Kişisel Gündem v.1

Cortladım cortlayacağım az kaldı :)

Benim gibi koltuk patatesinin nesine 365 Project ? ^_^

Şaka şaka, gayet motivasyonum yüksek, hiç fena gitmiyorum bence :) Son 1 yılda yazdığımdan daha fazla posta girdim buraya, gururluyum. Siz de okuyorsunuzdur diye düşünüyorum, umarım yanılmıyorumdur. Arada bir ses edin ;)

Sadece, buraya şefkat gösterebilmem için Uzay'ın uyumasını beklemem gerekiyor, bu sebeple gecenin köründe giriyorum yazıları, artık o kadar da olur! Bardağın dolu tarafından bakarsak, her sabah kahvenizi alıp bilgisayar başına geçtiğinizde, yeni bir yazı görüyorsunuz ^_^



Bugün bir ara oğluşla salonda takılırken baktım kendi kendine ana kucağında oynuyor, bi cesaret ne zamandır son bölümünü izlemek kısmet olmayan Childhood's End'i izledim. Birer saatlik 3 bölümden oluşan bir mini dizi. Bayılıyorum sci-fi mini dizilere. Eskilerden favorim Lost Room'dur.

Childhood's End, ilk bölümden itibaren acayip sarıyor zaten, tavsiye ederim. Gayet başarılı. Bilim-kurgu severler beğenecektir. Şimdi hiç konusunu anlatıp da spoiler vermeyeyim. 

Onun dışında günün haberi tabii ki de Netflix'in dünyaya açılması oldu :) 

Tabii ki eksik kalmadık.

Kociye yılbaşında Apple TV almıştım, Netflix'in uygulamasına bakıp bakıp gözümdeki yaşları siliyordum ki tam zamanında yetişti :) Evet içerik Amerika'dakine göre henüz çok zayıf ve Türkçe altyazı henüz yok ama şu an için problem etmiyorum çünkü Digitürk'ü kapatmak için bahane arıyordum, şahane oldu. Dünkü fırtınada yine çanak döndü, sinyal gitti, her seferinde gelip 30 saniyelik çanak düzeltmeye bile para almalarından bıktım. Zaten yıllardır Friends izlemekten ciğerim soldu. İlk işim arayıp da bulamadığım, Ricky Gervais'in dizisi Derek'i izlemek olacak Netflix'te, mis gibi. Hoşçakal Digitürk!

Ha tabii gerçekten Digitürk'ü kapatmak diye bir şey varsa! >.<

Daha önce defalarca denemiştim, bin dereden su getiriyorlar, eskiden sırf kapatma diye bir sürü bedava kanal veriyorlardı falan... Son denememde bayağı yol katettim halbuki. Her şey tamam, hiçbir tekliflerine boyun eğmiyorum, kararlıyım, taviz yok, o Digitürk kapanacak! 

Son noktada, "Efendim iptal talebinizi belirten bir dilekçe yazıp faks çekmeniz gerekiyor" dedi telefondaki yetkili.

Sene 2015.

Faks.

Faks ne lan?!

"Mail atsam?" 
- Olmaz. 
"Kargo ile göndersem?" 
- I-ıh.

İlla faks çekeceksin dedi.

İşte o noktada yenildiğimi kabul etmem gerektiğini anladım. 

Çünkü hiçbir kuvvet beni kaldırıp da içinde bulunduğumuz yüzyılda hala faks makinesi bulunduran bir kırtasiyeci aramaya gönderemez! 
Pes ettim.

Sonradan öğrendim ki online halledilebiliyormuş sanırım bu faks çekme işi. Artık hiçbir engel kalmadı.

Eeee Netflix de geldi, öyleyse bu hafta

FAKS YOU DİGİTÜRK!

peace

nora