Showing posts with label Flashback Friday. Show all posts
Showing posts with label Flashback Friday. Show all posts

Friday, 26 April 2013

Flashback Friday!

Uzuuuun bir aradan sonra "Flashback Friday" bölümümüzle karşınızdayız gönül tostları!

Bu haftaki konuğumuz, evimizin sevgi böceği, hanımefendilik abidesi Cappy Sultan!



Kendisi bol patili evimizin 2 numerolu kedisi olur. Mumuk Efendi Cappy'ye kadar başka hiçbir kedüşü kabul etmemişti, ama kızımın güzelliğine o da dayanamadı ve sonunda pes etti ^_^


2009 Sonbahar... Okuldan dönüşte normalde hiç de kullanmadığım bir yoldan gidesim gelmişti o gün... Dolmuştan Altunizade'de inip otobüse binecektim... Capitol'ün önünde indiğimde 4 şeritli o kocaman yolda (kaldırımda değil evet yolda) tek başına yürüyen, tek gözü olmayan bu bebeği gördüm. Vızır vızır arabalar geçiyor, kalabalık... Tabii ki aldım kucağıma, etrafa soruşturdum annesi var mı yakınlarda diye. Ne yazık ki kimsenin haberi yoktu ve çok da umurlarında değildi elbette...

Kucağımda hırkama sardığım bebiş ise durmadan viyaklıyordu, bir deri bir kemik oluşundan çok aç olduğunu tahmin edebiliyordunuz. Biraz dikkatli bakınca ağzının dilinin simsiyah olduğunu gördüm. Asfaltta bulduğum yavru açlıktan asfaltı mı yalamıştı? Tek gözüne ne olmuştu peki? Boğazımda düğüm, atladım taksiye... Doğruca, veterinere...


İlk kontroller, aşılar vs. yapıldı. Eve gitme vakti gelmişti. Ama bizim kuduruk bir oğlumuz vardı ve kendisi daha önce başka kedi istemediğini açıkça belirtmişti :)

70m2'lik 2+1 evimizin bir odasını bu hanımkıza ayırdık. Karnı doysun diye açık büfe servis açtık kendisine. O gün unutamadığım şeylerden biri de, açlıktan ölmek üzere olan bu yavrunun bir lokma mamayı ağzına alıp koşa koşa kucağıma atlaması ve tortorrr mırıldanarak o mamayı yemesiydi. Her bir lokma için bunu yaptı. Teşekkür etmenin önemini bilen asil bir kız olduğunu daha 2-3 aylıkken gösterdi bize :)


Kapının diğer tarafında Mumuk bey kıskançlık krizleri yaşarken, bizse kızımla içerde aşk yaşıyorduk :) Bir yandan ilanlar hazırladık, internette her yere yazdık, çizdik. Çok özel bir bebekti ve cidden çok sevileceği bir yuvayı hakediyordu.



Yuva arayışları sonuçsuz kaldı. Kimse tek gözlü, cins olmayan bir kediye talip olmadı. Bu arada da kızım Mumuk'u kandırmayı başardı ve böylece ailemize yeri her zaman ayrı olacak Cappy'm katılmış oldu. (İleride evin tımarhaneye dönmesine de önayak oldu tabii bu durum ^_^)

Kızımın adını Capitol'ün önünde bulduğum için Cappy koydum. Çok da yakıştı bebeğime ^_^


Minikken tam bir oğlan çocuğuna benziyordu. Sonradan bu kadar güzelleşeceğini bilselerdi belki sahip çıkarlardı kuzuma... Hep söylüyorum en çirkin hayvanı bile alıp getirseniz, iyi beslenme ve sevgi ile nasıl güzelleştiklerine şaşırırsınız...




Pofuruk kızım hep evin sevgi böceği oldu. Kendinden sonra gelenleri Mumuk'tan korudu, evde çıkan kavgaları hanımağa tavırlarıyla gidip ayırdı ^_^ Tüyleri gibi yumoş bir karaktere sahiptir Cappy Sultan.





Mmmmhh...Cappylicious!


Kısırlaştırıldıktan sonra aldığı kilolarla da göz doldurur! Minnacık kafasını gören dev poposuyla karşılaşınca şaşırıyor hep! ^_^



En meşhur pozu da şudur:



Uzun yıllar güzel kızımla birlikte geçecek umuyorum <3 p="">

NOT: Bu posta Cappy hayranlarına özel hazırlanmıştır!  ^_^



peace


nora



Friday, 11 May 2012

Flashback Friday!

Hello millet!

Bu haftaki Flashback Friday bölümünün konuğu yine BEN. Hep ben, ben, ben BEN! Mehueheuhe ruh hastası bir imaj çizdim sanırım =) Ama kişisel bir blog olması sebebiyle bir şekilde zaten hep kendimden bahsediyorum değil mi?

Oh yeah. 

Çok fazla zevzeklik yapmadan sizi 6-7 yıl öncesine götürüyorum. 

İzmir'den ayrılmadan önce, Kordon'da son içişler...


Biraz depresif bir dönemimdi, itiraf etmeliyim...


Hatta yanlış hatırlamıyorsam bu fotoğrafların çekildiği gece karar vermiştim İzmir'i terk etmeye...

Belki de bu fotoğrafları görmek bana o anları hatırlattı, emin olamadım şimdi...


İçince şebeklikte sınır tanımayan genç Nora'ya burdan sesleniyorum, "Kızım madem böyle saçma hallere giriyorsun, bari fotoğraf çektirme! " =)

Bir de şimdiki zaman Nora'sına sesleneyim; "Kızım madem böyle fotoğraflar çektiriyorsun, bari bloguna girme!!! " ^_^

Siz 10 yıl genç halinize seslenseydiniz ne derdiniz? ^_^

Cheers.

Nora


Friday, 20 April 2012

Flashback Friday!

Efendim gönül isterki Cuma gününe özel köşemizi Cuma günü yazayım siz de yine Cuma günü okuyun... Ama beni az çok tanıdınız... Her yere her daim geç kalan biriyim... Bloga neden geç kalmayayım, değil mi?

Neyse, ben henüz uyumadığım için bana hala Cuma gecesi... Sorun yok.. Bekleme yapmayalım, devam edelim..

İstediğim fotoları henüz tarayıcıdan geçiremediğimden,  yine uzak bir geçmişe gidemiyoruz...


Sene 2008...

4 yıl kadar önce...

Karşınızda bu haftaki FLASHBACK FRIDAY! konuğumuz :


Blogumun ilk takipçileri bizzat şahit oldular Mumuk'u bulma ve iyileştirme sürecimize... Hatta onlar bu fotolara aşinalar aslında...

Bilmeyenler için özet geçeyim... Mumuk'u soğuk bir günde apartmanın duvarında buldum. 10 günlük kadardı ama buna rağmen boynunda iyileşmiş bir yarası ile üst ve alt solunum yolu enfeksiyonu vardı. Fotolardaki sümüklü burun ve çarpık gözlerin sebebi bu enfeksiyon...

Bulduğumuzda o kadar minikti ki veteriner pire damlası yapmadı çok küçük olduğu için... Bir süre pireli haliyle yaşadık beraber ^_^ ( merak etmeyin insanlara geçmiyor, atlasa zıplasa bi şekilde üstünüze çıksa da sizin vücut sıcaklığınız yetmiyor pirelerin hayatta kalmasına, o yüzden çok da sorun değildi ) Zaten o aylarda bizim tek derdimiz bu bıcırığı yaşatmaktı... Veterinerin lafı "iyi bakılırsa belki yaşar" olmuştu çünkü...

Neyse uzatmayayım, el bebek gül bebek baktık ve şu an tam bir tosuncuk kendisi bildiğiniz gibi...

Ancak eski fotoğraflarına baktığımda gözlerim doluyor resmen...


Özellikle gözlerinin durumu ilk zamanlar çok kötüydü... Bildiğiniz iltihap akıyordu sürekli... Uyuduğu zaman iltihaptan göz kapakları yapışıyordu.. Her uyandığında ıslak pamuklarla temizliyorduk açabilsin gözlerini diye... :(


Bu fotoda artık biraz biraz iyileşmiş gözler... Yavrumun burnu da tıkalı olduğundan ağzı açık uyuyordu genelde :( Aslında çok kötü fotoğrafları var ama o kadarını koymak istemedim buraya... Biraz daha iyileştiği dönemi paylaşayım dedim...





Uzun süre biberonla besledik tosbağayı... Açıkınca boynumuza tırmanıp "viiiyyykkkk" diye bir ses çıkarırdı =) Hemen maması hazırlanır gobiş doldurulurdu =)


O zamanlar manyaklar gibi WoW oynadığımız zamanlar ^_^ Haliyle anormal ısınan bilgisayarın üstüne her kedüş gibi bizim kuduruk da bayılıyordu yatmaya... ^_____^

Mumuk'un kendisi büyüdü kocaman oldu ama davranışları hiç değişmedi... hala bebek sanıyor kendini... Çok mu şımarttık nedir? =) Diğer kedüşlerimiz öyle değil mesela, büyüdükçe sakinleştiler, olgunlaştılar... Mumuk şapşiriği ise hep aynı kuduruk! Ha bir de benim tosuncuk oğlum pek bir gevezedir! Miyavlamaz ama marrrmurrr bir şeyler anlatır genelde... ^_^

Ailem, arkadaşlarım herkes "Ama Mumuk bi başka!" diye başlayan cümleler kurar hep =) Halbuki tip olarak da en sıradan tekir tipine sahip... Sanırım "şeytan tüyü" dedikleri şey var kudurukta!




Pawz.


nora

Friday, 13 April 2012

Flashback Friday!

Hellooo!

Yine ben.

Tıpkı bir blogger gibi sık sık yazıyorum farkında mısınız? =) Lütfen kayıtlara geçsin!

Zevzekliği bir tarafa bırakıp, yeni bölümümden bahsetmek istiyorum!

FLASHBACK FRIDAY!

Eğer tembelliğim engel olmazsa; bundan böyle (her hafta olmasa da) sık sık, Cuma günlerine özel, geçmiş günlerimden dem vuran, eski günlerimi yad eden postalar hazırlamak istiyorum müsadenizle ^_^ Daha doğrusu bir en fazla iki fotoğrafla geçmişten günümüze hede hödö blah blah... =) TRT'ye bağlamayayım şimdi =) You got the point.

Ve ilki ile karşınızdayım!

Çok da eski günlere gitmiyoruz aslında ilk postada... 5 yıl kadar öncesine ışınlanıyoruz; 18.08.2007.



52 kilo olduğum günler ^_^ Hey gidi!

Öhömm.. Neyse o konuya girmeyelim ;)

Düğünden sonra yakın arkadaşlarımızla bu halde bir bara atmıştık kendimizi :) Çooook da eğlenmiştik tipimden de anlaşılacağı üzere ^_^ 

O gün için kuzum GUTU ve eşi teee İzmir'den gelmişti :) 

Bir de bardan çıkmaya kalktığımızda kapıdaki bodyguardların kapıyı kapatıp bahşiş istediklerini, yüklü bir miktar verene dek de açmadıklarını hatırlıyorum! O gün zaten "pastanın kesmemesiyle" başlayan bir kabustu bizim için! 

------------

Eeee nasıl bu bölüm tutar mı sevgili izleyiciler? Devam edeyim mi Flashback Friday olayına? Hımmm???


peace.


nora