Showing posts with label Kanada. Show all posts
Showing posts with label Kanada. Show all posts

Sunday, 29 September 2024

Kisisel tarihim, naber?

Wow!

Sene olmus 2024, blogger mi kaldi, degil mi arkadaslar? 

Valla kalmis, ben dunyanin obur ucunda yaslanirken, blogum da burada oylece duruyormus. 

YouTube'a yeni video yukleyince 'blogger'da paylas' sekmesini gorunce, tiklayiverdim!

Eee gelmisken iki laf etmeden cikmayayim madem :) 

Kanada'ya tasinali, 8 yili gecti, ben 40'larima geldim, vatandaslik alindi, Turkce dagarcigim biraz bozuldu, ingilizcem umuyorum ki daha iyi bi yere geldi... Pandemi oldu, once Sissy'm sonra Cappy'm bu diyari terk etti (hala konusamiyorum bu konuda hickiriklara bogulmadan), tum algimiz degisti ama 3 senenin sonunda hicbir sey olmamis gibi davranmaya karar verdik kollektif olarak... 

Ama son bomba update'im (Turkcem bozuldu dedim size): 7 yildir basamaklarini tirmandigim corporate isimden bu Mayis ayinda ayrildim ve kendi sirketimi kurdum :))) 


Manyak miyim ben niye cillop gibi 9-5 isimi biraktim da yine yeni bir maceraya atildim? 

Eee biraz. 

Kisisel istatistigime dayanarak soyleyebilirim ki, benim hikayem full bu tarz riskler almak uzerine kurulu, bilen bilir, ve simdiye kadar oyle ya da boyle hep ileri gittim (en azindan bana oyle geliyor). 

Ya Turkce yazmayali cok uzun zaman olmus, ne desem kotu ceviri gibi duruyor! Neyse zaten kimsenin okuyacagini sanmiyorum bu postu, blogger'daki tek online kisi ben olabilirim su an :) 

Neyse efendim, 9-5 dedim ama aslinda gece gunduz kopek gibi calistigim isimden ayrilinca (insert burnout here) hayatta zevk aldigim bazi seylere de ayiracak vaktim oldu. 

Mesela YouTube kanalim. 

Iyi haber: YouTube'a fulltime dondum, her Persembe yeni video yayinliyorum. 

Kotu haber: Videolarim ingilicce :) Ve gocmenlikle falan uzaktan yakindan ilgisi yok. 

Hatta yillar icinde bir cok insana cidden faydasi oldugunu bildigim Express Entry / Kanada'ya nasil tasinilir vs. videolarimi arsivledim, artik maalesef yayinda degiller. 

10k + izlenmeleri vardi bazilarinin ama cok uzun zamandir gocmenlik sistemini takip etmiyorum dolayisiyla, verdigim bilgilerin guncelliginden asla emin olamiyordum, kimseyi de boyle hayati bir konuda yanlis yonlendirmek istemem, o yuzden o videolari kaldirmak bir nevi sorumlu bir davranisti. 

Ustelik artik bu noktada yillarin verdigi producer / director deneyimimle, o videolar - her ne kadar cok daha genc gorunsem de - genel olarak 'cringe' geliyordu bana :)

Neyse, simdi video / content creation uzerine icerik uretiyorum, amacim yine ayni: insanlara bildigim her seyi ogretmek! 

Sifirdan Premiere Pro, Photoshop, After Effects ve CapCut ogrenmek isteyenler icin videolar cekiyorum, yeni baslayanlar icin cok faydali olacagini dusunuyorum:



Buraya bir daha ne zaman donerim bilmiyorum ama hala ugrayanlariniz varsa cok merak ediyorum bi comment atin please :) 


Hadi optum!

N.






Wednesday, 23 January 2019

Kanada'dan kalıcı oturum izni almak (Express Entry)

Kanada'ya taşınmak istiyorsunuz ancak nereden başlayacağınızı bilmiyorsunuz... Öyleyse doğru yerdesiniz :P

Yaşadığınız ülkeyi bir anda terk edip, bambaşka bir kültürün içine yerleşmek elbette kolay iş değil. Özellikle de işin başında, binbir çeşit evrak toplamak, form doldurmak vs. bir hayli yıldırıcı oluyor, yalan yok. Ama inanın, gözünüzde büyüttüğünüz kadar zor bir iş de değil. Kara kara düşünüp, nereden nasıl başlayacağınıza karar veremiyorsanız, beni takip edin derim :)

Buraya gelirken her bir adımı kendi kendime attığım için, neler hissettiğinizi çok iyi anlıyorum. Ve bu süreçte ben yabancı dilim olduğu için şanslıydım, bir çok farklı kaynaktan destek alıp, forumlarda sabahlayabiliyordum. Ama maalesef neredeyse sıfır denecek kadar az Türkçe bilgi var bu konuda internette. Olanlar da zaten danışmanlık firmalarının reklamları tadında işler.

'Ben bu oyunu bozarım!' diyorum ve bu işe el atıyorum arkadaşlar :)

Kanada göçmenlik sistemi 'Express Entry' ile ilgili ilk olarak bilmeniz gerekenleri kabaca anlattığım videom YouTube kanalımda yayında!

Videoyu beğenip, kanala üye olmayı unutmayın lütfen... Çok uğraştım çünkü :)

Zaten yeterince ilgi görmezse devamını yapmayı düşünmüyorum... Full-time iş, çocuk, hayvanlar derken,zaman dediğimiz şey altından değerli oluyor... Eğer kimsenin işine yaramayacaksa pek bir anlamı yok açıkçası.

Neyse efendim, her bir karesini ellerimle çizdiğim (beaver dahil), ilk etapta kafanızı da çok fazla karıştırmadan gerekli bilgileri verdiğim Express Entry videomda, Bilal'e anlatır gibi anlattım :)

Afıyet olsun!





Ayrıca bakınız:

Kanada Öğrenci Vizesi Başvurusu

Kanada'da kış


Cheers,


Nora

Thursday, 20 December 2018

Ne var ne yok?


NOT: Bu yazıyı işyerindeyken, fırsat buldukça hazirladigim icin, gözümden kacan hatalar olmuş olabilir. Daha kotusu, işyerinde Türkçe klavye kullanamadigimdan, otomatik düzeltmenin yardim ettigi kadar düzeltebildim yazdiklarimi.. Affola!

Biliyorum artık blog yazmak güvercinle haber yollamak kadar modern bir seye dönüştü ama ayda yılda bir de olsa buralara gelip 'hayat nasıl gidiyor?' postası bırakmayı seviyorum. Çünkü bu blog hiçbir şey olmasa, kisisel tarihim, günlüğüm, unuttuğum anılarım bir yerde. 

Kanada'ya tasindiktan sonra amacim cok daha sık yazmakti, video cekmekti ama araya 'hayat' girdi diyeyim :) Okul bitti, stajdi, is bulmakti, bi yandan Uzay derken yalan oldu tabii ki bu planlar... Olsun, her ne kadar duzenli yazamasam da, arada gelip 'cee-ee' yapması da guzel. 

Saka maka, gectigimiz Temmuz'da Kanada'ya tasinali tam 2 yil oldu. Bazen dun gibi geliyor ucaga binisimiz, bazen de ne yalan soyleyeyim, sanki uzun yillardir burada yasiyormusuz gibi hissediyorum. Genel olarak, COK AMA COK memnunum. Zorluklar yok mu elbette var, hatta soyle soyleyeyim, herkesin yapabilecegi, mutlu olabilecegi bir is degil gocmek... Ama ben bugune kadar bir kez bile 'ahh nerden geldim bu gurbet ellere!' demedim. Hatta tam tersi, 'keske daha once gelseymisim' dedigim cok oldu. Velhasil, keyfim cok yerinde. O zaman bi bakalim; Ne var, ne yok? 


EV


Bizim Mahalle / Neighbourhood - Photo by Nora Jartan



Hala ilk geldigimizde tuttugumuz evde yasiyoruz. Kucucuk bir townhouse. Duplex. 2 yetiskin, 1 cocuk, 4 kedi, 1 kopek - haliyle sigamiyoruz pek :) Ama ev borcuna girmek de istemiyorum. Oakville'de evler maalesef oldukca tuzlu. Simdilik idare ediyoruz. En cok Lulu icin bahceli daha buyuk bir eve tasinmak istiyordum, ama bir kac hafta once evimizin dibine buyuk bir 'dog park' acildi, bu sorun da ortadan kalkmis oldu...

Lulu at the dog park / Lulu kopek parkinda - Photo by Nora Jartan


Normalde bu tarz 'off-leash' alanlar disinda kopeginizi tasmasiz gezdirmeniz yasak, arada goruyorum bazi insanlarin kopekleri bizimki gibi kuduruk olmadigi icin tasmasiz bir sekilde, sahiplerinin yaninda tin tin yuruyorlar ama genelde herkes tasmayla gezdiriyor. Benim zaten yasak olmasa da yapabilecegim bir sey degil, bizim Lulu her gordugune kendini sevdirmek icin cüssesine bakmadan atlayan bir kopek :) Yani bu yuzden evimin dibine acilan bu park muhtesem oldu. Hem Lulu ozgurce oynayip sosyallesiyor diger kopeklerle, hem ben de 35 kiloluk bir kucu tarafindan cekistirilmeden rahat rahat temiz hava aliyorum! Ha bir de her gun ayni saatlerde parka gelen bir ekip olduk, cok tatli yeni insanlarla ve kopekleriyle tanistik, baya en az 1 saat lak lak yapiyoruz! Tabii kis gelince, havalar -15'lere dusunce 1 saat biraz zor dururuz ama olsun, simdilik cok keyifli!


Gecenlerde minik bir video da hazirladim yeni kopek parkimiz icin, YouTube kanalimdan suraya koyayim:



IS-GUC

Efendim, tam bir yildir Kanada'nin en buyuk TV kanallarindan birinde, The Weather Network'te Digital Video Specialist olarak calısıyorum. Buraya intern olarak girmistim, sagolsunlar stajim bitince benim icin bu pozisyonu actilar. Cok severek yaptigim, asiri mutlu oldugum bir isim var. Tabii ki her gun lay-lay-lom degil, bazen çok yoruluyorum (özellikle haftasonları da calıstıgım icin) ama isimden cok memnunum. 1 yildir haftada en az 4 gun olmak uzere part-time calısıyordum, bu hafta terfi aldım ve full-time'a geçtim :)

Maalesef Kanada'da full-time düzgün bir is bulmak pek kolay degil, hele yeni gelenler icin. Surekli 'Canadian Experience' sahibi eleman arıyorlar güzel pozisyonlar icin; önceki yasadiginiz ülkenizdeki meslek gecmisinizi çok da sallamıyorlar. Ee ama burda is bulamadiginiz icin de 'Canadian Experience' edinemiyorsunuz... Saçma bir kısır döngü iste.



DIGER

Son zamanlarda beni en cok heyecanlandiran yeni oyuncagimla tanistirayim:



DJI Mavic Air. Yillardir heveslisi olarak takip ettigim, ilk firsatta da edinmek istedigim bir seydi drone. Ama ne yalan soyleyeyim, simdiye kadar istedigim ozelliklere sahip modeller tip olarak da buyuk olduklari icin cok da elim gitmiyordu almaya. Kendimi taniyorum, eger tasinmasi kolay bir model olmazsa evde yatacak, ee belli bir kalitenin ustunde video cekmiyorsa yine evde yatacak. Bir kac hafta once DJI Mavic 2'yi cikardi aslinda ben Mavic Air'i aldiktan 1 ay sonraya tekabul ediyor, ancak yine de ahh ben neden yeni modeli beklemedim demedim. Cunku benim ihtiyacima gore Mavic Air mukemmel boyutta ve kalitede. 3-axis- gimbal ozelligiyse tadindan yenmiyor.


Yalniz drone sahibi olmak icin en kotu ulkede yasiyorum sanirim. Kurallar cok siki. Cok ciddi cezalari var. Drone'ununuzu ucurabildiginiz guvenli alanlar cok kisitli. Ben de genelde isyerinin otoparkinda pratik yapiyorum zaten :) Su sekilde gostereyim:


Komsum kopeklerini gezdirirken karsilastik, drone selfie cektik :)


Simdilik benden haberler bu kadar! Yeni yıla girmeden yeni bir yazı daha eklemek en büyük dilegim :) Cunku bu yazıyı hazırlamaya ilk basladigimda mevsim bahardi, simdi kis oldu haha!! 


Cheers,

N.





Thursday, 1 March 2018

WINTER IN CANADA





Kanada'da kış mevsimini merak edenlere YouTube kanalımda yeni video var.



Bunu seri yapacağım, tek bir videoya her şeyi sığdırmak mümkün değildi elbet... Bu seri ingilizce oldu, en kısa zamanda Türkçe altyazı da ekleyeceğim söz!



Bu arada ne yalan söyleyeyim, kanala üye geldikçe utancımdan 'ay ne zamandır yeni bir şey girmedim, insanlar üye oluyor ben tembellik yapıyorum' gazıyla yaptım bu videoyu da.. O yüzden, tehdit gibi olmasın ama yeni videolar istiyorsanız üye olmayı unutmayın :P








Tuesday, 18 April 2017

YouTube is the new black.




YouTube kanalı açmak aslında okulun istediği bir şeydi. Ama şu an o kadar kaptırdım ki, başka bir sosyal medya platformuna uğramaz oldum!

Ee doğal olarak bloga da çok uğramıyorum :/

(Bir kaç yorum gelmiş, kaçırmışım. Çok özür!)

Bir yandan okulda yaptığım projelerden örnekler paylaşırken, bir yandan da Vlog tadında paylaşımlar da yapıyorum.. Fırsat buldukça Kanada ile ilgili daha fazla video hazırlayacağım! Hele şu okul bi bitsin!

Kanalıma uğramadıysanız kaçırdığınız bir kaç videoyu buraya da koyayım...

Mesela geçenlerde Toronto'da Level Up Showcase adında öğrencilerin yarattığı oyunların yarıştığı bir etkinlik vardı ve ben bununla ilgili haber yapmıştım, buyrun izleyin :)




Ya da yine geçtiğimiz günlerde, bir gün yemek almak için yürüdüğüm koridorda birden şöyle bir şey başladı :)



Özetle, beni izleyin anacım! ^_^

(Yaşı 30 üstünde olanlar bu espriyi anlamıştır:))


Subscribe yani Abone olmayı unutmayın! =)


Cheers,

nora

Eski fotoğrafçı, yeni gazeteci.



Bir kez daha mezun oluyorum arkadaşlar :)

Büyük konuşmak istemiyorum ama yalvarırım bu son olsun ^_^

Yalan söyleyemem, sanırım şimdiye kadar en keyif aldığım eğitim bu sonuncusu oldu. Yurtdışında eğitim deyince ilk başta gözüm korkmuştu ama sanırım hakkını verebildim. 

Sheridan College'ta Journalism New Media eğitimi aldım. İnanılmaz yoğun ancak bir o kadar da harika bir deneyimdi. "Tam benlik bir bölüm" idi hatta :)

Bölüme ilk başladığımızda hocalarımız "Artık birer gazetecisiniz!" dediğinde pek de inanasım gelmemişti ama şimdi bakıyorum da, ciddi şekilde donanımlı hissediyorum bu halimi eskiye göre.



Elbette bunda bu bölümün eğitiminin çoğunun gerçekten "sahada" geçmesinin de etkisi var. Sınıflara tıkılmak, Test / Quiz yapmak yerine, gerçekten ekipmanları yüklenip kendimizi sokaklara atıp, haber peşinde koşmamızın etkisi var. 

Bu hafta okul bitiyor.

Stresini, yoğunluğunu özlemeyeceğim belki ama onun dışındaki her şeyi çok arayacağım gibi geliyor.

Neyse biraz dinlenmeyi hakettim. :)

Hoş, 1 Mayıs'ta stajım başlıyor ^_^ Çok da dinlenecek fırsatım olmayacak ama.. Gerçi iş bile bu okul kadar yoğun olamaz diye düşünüyorum... 

The Weather Network 'te yapacağım stajımı, çok heyecanlıyım o konuda da.. 

Bakalım nasıl olacak...


*fingerscrossed*


^_^


peace 


nora



Saturday, 11 March 2017

Senkronize Artistik Buz Pateni Dünya Şampiyonası 2017 Kanada



Her Perşembe, TV Production dersim için sıfırdan, orijinal güncelliği olan gerçek bir haber yapmam gerekiyor.

Haber yapmak derken, öyle oturayım yazayım değil, akşam 16.00 haberlerine yetiştirmem gereken "reporter package" dediğimiz, kamerayı mikrofonu kapıp, gidip röportajlar yapıp, görüntüler alıp, sonra bunları oturup yayına çıkmaya hazır bir şekilde editleyip, seslendirmelerini bitirmem gerekiyor. Genelde bir muhabirle birlikte çalışıyorum ama açıkçası her halükarda işin ağır yükü bende oluyor.

Nasıl zor, nasıl stresli anlatamam.

Ama bu Perşembe şimdiye kadarki en keyifli Perşembe idi benim için.

Dünya Gençler Senkronize Buz Pateni Şampiyonası'nı çekecektim. Arenanın kapısından girer girmez sırtında "Türkiye" yazan pırıl pırıl kızları görünce resmen tüylerim diken diken oldu.

Normalde sadece dersim için bir haber yapacakken, dayanamayıp, bir de Türkçe versiyonunu hazırladım. Gençlerimizle, koçlarıyla birer de Türkçe röportaj aldım :)

Figure Skating (Artistik Patinaj derlerdi bizim zamanımızda) yakından izleyince daha da muhteşem bir spormuş, onu gördüm o gün. Öyle de zor ki.

Buralarda çocuklar henüz yürümeyi öğrenmeden kaymaya başlıyor... Neredeyse her mahallenin "Community Center"'ının olimpik buz pateni sahası var... Dev markalar bu alanda bir çok şeye sponsor oluyor... Yani imkanlar saymakla bitmez.

Türkiye'de kaç tane buz pateni sahası var? Toplamda 15 buz pistinin olduğu ülkemizde bunlardan yalnızca 2 tanesi olimpikmiş.

Helal olsun kızlara, buna rağmen başarılarıyla dünyanın öbür ucuna gelmişler.

Konudan biraz uzaklaştım...

Aşağıda Türkçe olarak yaptığım haberi bulabilirsiniz :)

Youtube kanalıma üye olmayı da unutmayın! Canavar videolar gelecek demiştim, Vlog olayına da başladım biliyorsunuz... İzleyin izlettirin... Desteğinizi esirgemeyin rica edicim ^_^


UPDATE:





Cheers,

N.



Saturday, 4 March 2017

Oakville Downtown Vlog #01

Buraya gelmeden önce Kanada'da yaşam ile ilgili internette çok da fazla blog ya da youtube kanalı bulamıyordum... Kendi kendime diyordum ki, bir gideyim, bu konuya çılgınlar gibi içerik sağlayacağım :)

Tabii evdeki hesap çarşıya pek uymadı, burada yeni bir hayat kurmak beklediğimizden de yoğun bir tempoyla bizi karşıladı ve ben ancak yeni yeni bu tarz planlarımı gerçekleştirebiliyorum.

Biliyorsunuz, yeni bir Youtube kanalı açtım. 

Şimdi de, ilk Vlog videomu yayınladım :) Bu videolarda, Kanada'daki günlük hayatımızdan görüntüler paylaşacağım. Beğenirseniz, devamı gelecek.

Bu kadar işin gücün arasında çok uğraşıyorum izlemezseniz üzülürüm vallahi ^_^

Hazır uğramışken, kanala abone olmayı da unutmayın! =)


Cheers,

Nora

Wednesday, 22 February 2017

What The Fog?!


Şubat ayı Kanada'da kışın en zor geçtiği ay diyorlardı, son 1 haftadır 10 derecelerdeyiz, bahar erken geldi derken....

Bugün böyle bir sabaha uyandık, resmen göz gözü görmüyor... ^_^

Şöyle anlatayım:

A post shared by Nora Jartan (@norawashere) on

YouTube 'u Yeniden Keşfetmek

Kanalıma hoşgeldiniz :)

Belki yıllardır düşünüyorum adam akıllı bir Youtube kanalı açmayı, süper ilginç(!) hayatımı bir de oradan paylaşmayı...

Ancak ister tembellik deyin, ister yoğunluk bir türlü girişmemiştim bu işe...

Ta ki Kanada'ya taşınıp, Journalism New Media okumaya başlayana kadar. Bölümümün adında "New Media" geçtiğinden, daha doğrusu geleneksel gazetecilik çoktan öldüğünden, okulda sırf Youtube ile ilgili bir dersim var desem inanır mısınız?

Dersin adı "Entrepreneurial Journalism", tabii ki tek ilgilendiği şey Youtube değil, ancak hocamızın sınıfımıza özel bir kanal açtırması yetmiyormuş gibi, ona düzenli bir şekilde video sağlayamamız gereken ödevler veriyor her hafta... Yukarıdaki ders adına tıklayarak abone olabilirsiniz :)

Az önce ödevlerimden birini yükleyince, buradan da paylaşayım istedim:



Sınıfımızın kanalına buradan: Entrepreneurial Journalism

Benim kişisel kanalıma da şuradan: Nora Jartan 

 Abone olabilirsiniz!

Spoiler: Kişisel kanalımda Kanada'dan hazırlayacağım VLOG serisi için çekimler yapıyorum, şimdiden takibe alın derim ;)


Cheers!

nora


Monday, 23 January 2017

Kanada'ya Evcil Hayvan Götürmek


Yurtdışına taşınmak başlı başına çok büyük bir karar. İstemek ayrı, gerçekleştirmek ayrı. "Yurtdışına taşınmaya karar verdim" dedikten sonra bile yüzlerce tilki dolaşıyor insanın aklında. "Şunu nasıl yaparız, bunu ne yapacağız?" gibi soruların sonu gelmiyor. Interneti didik didik edip, bir yerlerden bir kaç bilgi bulabilirseniz şanslısınız. 

Tası tarağı toplayıp sevdiklerinizi, alışkanlıklarınızı, memleketinizi geride bırakıp bambaşka bir ülkeye yerleşmek sanki yeterince zor değilmiş gibi, bir de evcil hayvanınız varsa kafanızdaki sorulara yenileri ekleniyor. 

Bizim için kedilerimizi ve köpeğimizi götüremeyeceğimiz bir senaryoda yurtdışına taşınmak diye bir ihtimal söz konusu olamazdı. Hatta gönül isterdi ki, bahçede baktığımız, kısırlaştırdığımız, eve girip çıkan onlarca kediyi de getirebilseydik keşke... Tabii ki bu mümkün değildi, "asıl kadro" diye nitelendirdiğimiz kedilerimiz Cappy, Sissy, Nana ve köpeğimiz Lulu'yu götürecektik. Ancak son sene aramıza katılan ve kapıdan kovsak bacadan giren, bize pek bir düşkün Totoro da bonus olarak son anda asıl kadroya dahil oldu... Etti mi 4 kedi, 1 köpek... 

Öncelikle itiraf edeyim, Kanada uzun zamandır aklımızdaydı ancak soğuktan da korkmuyor değildik. Daha doğrusu "değildim"... Yazın bile yorgan örten birisi olarak, ara ara farklı ülkelerin göçmenlik programlarını araştırıyordum... Bugün Avustralya'dan değil de, -10 dereceden, Kanada'dan yazıyorsam, bilin ki, evcil hayvanlarımız yüzündendir :)

Avustralya'ya evcil hayvan sokmak inanılmaz zor. Her aşıyı yaptırıp, her belgenizi hazırlayıp, ülkeye evcil hayvanınızla giriş yapsanız bile, karantina süreci var. Benim o dönemde internetten araştırdığımda Avustralya için karantina süresi 6 ay diyordu. Ancak Avustralya göçmenlik danışmanı bir arkadaş bu sürenin 2 ay olduğunu söylemişti daha sonra bana. Tecrübesi olan yazsın, ben buradan yanlış bilgi vermeyeyim.




Nana | 2016

Kanada'da yurtdışından getirdiğiniz evcil hayvanınız için herhangi bir karantina süreci yok. 

Buraya evcil hayvanınızı iki şekilde getirebilirsiniz:

1- Kendi uçtuğunuz uçakta sizinle birlikte
2- Pet Cargo olarak.

Bizde sayı fazla olunca, Cappy ve Nana'yı (iki kedi) uçakta ayağımızın dibinde, Sissy, Totoro (iki kedi) ve Lulu'yu (köpek) Air Canada Pet Cargo ile getirdik. 

(İnternette bu konuyla ilgili neredeyse hiçbir şey bulamadığım için, uzun uzun, detaylıca yazacağım)

Kanada Evcil Hayvanınızla Gelebileceğiniz En Rahat Ülke


Bu konudaki tecrübemi birebir yazınca anlayacaksınız, bırakın karantinayı, ben elimde iki kedi Pearson havaalanında fellik fellik "Ay ben bu kedileri kimseye göstermeyecek miyim memur bey?" diye gezmesem, kimsenin bana bir şey soracağı bile yoktu... Birazdan anlatacağım detaylı..


Öncelikle kulaktan dolma bilgilere itibar etmemenizi sağlamak için, bu konu ile ilgili resmi web adresini vereyim:

Kanada'ya evcil hayvan getirmek veya hayvanınızla seyahat etmek (ingilizce)

Buradan kedi ya da köpek başlığını seçerek (tavşanınızı ya da kuşunuzu da getirebiliyorsunuz anladığım kadarıyla) bu ülkeye hayvanınızı sokmakla ilgili detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz. 

Ben özetlemeye çalışayım ama siz yine de linkten detaylı okuyun lütfen.

Kanada bir çok ülkenin aksine, Mikroçip ya da Tattoo (dövme) İSTEMİYOR. 

Önceden herhangi bir test (titrasyon testi vs. dahil) yaptırmanız GEREKMİYOR.

Böylece herhangi bir bekleme süresi de YOK.

Bu konuda bilmiş bilmiş konuşup kafanızı karıştıranlar, üç kuruş daha fazla koparmak için sizi yanlış yönlendiren veterinerler olabilir. İtibar etmeyiniz. 

Bu ülkeye hayvanınızı sokmak için yapmanız gereken en önemli şey Kuduz Aşısı ve bunu İngilizce ya da Fransızca olarak belgelemeniz gerekiyor. Türkiye rabies-free bir ülke olmadığı için bu aşıyı yaptırmanız lazım. Ancak o kadar rahatlar ki, diyelim yaptırmadınız ve bir şekilde geldiniz ülkeye.. Size bu aşıyı burada yaptırmanız için belli bir süre veriyorlar ve yaptırdıktan sonra aşı kartını Canadian Food Inspection Agency ofislerinden birine götürüyorsunuz. Yani adamlar tek bir şey istiyor, Kuduz aşısı, onu da yaptırmadınız diyelim, yine de karantinaya almıyorlar hayvanı... :) Ama şiddetle tavsiye ediyorum, aşıyı Türkiye'de yaptırın, burada veterinerin kapısından girdiğiniz anda dolarları saçmaya başlıyorsunuz :) Aşırı pahalı...



Bu bahsettiğim Kuduz Aşısı Sertifikası aslında zaten sizin evcil hayvanınızı Türkiye'den çıkartabilmek için Tarım İlçe Müdürlüğü'nden almanız şart olan belge ile aynı şey. Daha doğrusu Türkiye'den aldığınız bu belge Kuduz Aşısı Sertifikası yerine geçiyor çünkü bu sertifikada yazması gereken hayvanın kimlik bilgileri, aşıları vs. gibi bilgiler bu belgede hem Türkçe hem de İngilizce olarak mevcut. 


Evcil hayvanınızı Kanada'ya getirirken tek sinir bozucu prosedür Türkiye'deki bu uygulama aslında. Çünkü bu belgeyi uçuştan maksimum 48 saat öncesinde alabiliyorsunuz. Yani ben gideyim kafama göre 2 hafta önce hazırlayayım bu belgemi alayım gibi bir durum yok. Ve maalesef evcil hayvanınızı da bu evrağı alacağınız ilçe müdürlüğüne götürmeniz gerekiyor, oradaki görevli veteriner hayvanı görmeden size bu belgeyi vermiyor.



(Pet Pasaportu'na işlenmiş kuduz aşısı sticker'ı )

Biz önce veterinerimize gidip hayvanlarımızın tüm aşılarını yaptırdık, tabii ki Kuduz aşısı da dahil. Ne olur ne olmaz diye, Pet Passport adında yeni karneler çıkarttırdık (kimse bize bunun şart olduğunu söylemedi, veterinerlerimiz dünya tatlıları oldukları için kendileri böyle bir şey yaptılar). Tüm bilgiler ingilizce olarak da bu karnelerde mevcut oldu bu şekilde. Sonra bu karneleri ve hayvanlarımızı alıp Beykoz tarım İlçe Müdürlüğü'nün yolunu tuttuk. (Daha doğrusu eşim minicik arabamızla bir kaç sefer yaparak biraz eziyet çekerek halletti) 

Yanlış hatırlamıyorsam, evrak başına 150TL gibi bir ücret alıyorlar. (2016 itibariyle)


Bizim durumumuzda beraber uçacak hayvanlara tek bir belge düzenlediler. Yani yanımızda gelecek 2 kedi için tek bir belge, pet cargo ile gelecek 2 kedi 1 köpek için tek bir belge düzenlendi. (yanlış hatırlamıyorsam) Böylece pet cargo olarak gelen hayvanlarınızı Kanada'da karşıladığınızda gümrükte ödediğiniz ücret de düşüyor (kargo başına vergi alıyorlar) Yanınızda getirdiğiniz hayvanlarınız gümrüğe girmiyor, onlara Kanada'da ekstra para ödemiyorsunuz.


Biz iki kedi ile birlikte uçacağımız için kendi uçak biletlerimizi de Air Canada'dan tercih ettik çünkü THY ile ilgili çok fazla olumsuz olay duyduk bu süreçte. 


Eğer kediniz/köpeğiniz sizinle birlikte uçacak ise, kendi biletinizi almadan önce rezerve ettirirken bunu belirtmeniz gerekiyor. Uçacağınız sefer ile ilgili kabine hayvanınızı almanızın bir sakıncası yok ise, onay geliyor ve siz biletinizi alıyorsunuz. Ben bu işlemleri telefonda halletmiştim.


Air Canada ile uçuyorsanız, bilet başına (belirli bir kilonun altındaki) kedi/köpeğinizi kabinde yanınıza alabiliyorsunuz. Ancak uyarayım, Istanbul-Toronto seferinde kullanılan uçaklar oldukça sıkışık, ayağınızın dibinde kedi ile 10-10.30 saat uçmak çok da konforlu bir yolculuk değil :)


Kedi ya da köpek için havayolunun belirlediği şartlara uygun taşıma çantası almak zorundasınız. Kabinde gidecek pet için belli ölçülerde hard veya soft case olabilir diyorlar ama benim tecrübeme göre hard case'in o koltukların arasına sığma ihtimali yok! Kumaş taşıma çantası almanızı yine şiddetle öneririm. 


Hangi havayolu ile uçacaksanız, onun websitesinden ölçü bilgilerini mutlaka edinip, öyle alışverişe çıkın. Bu tarz konularda pek de taviz verilmiyor, elinizde kediniz havaalanında kalmak istemezsiniz.


Yanımızda götürdüğümüz kediler için biletimize check in yaptırırken 60-70 euro gibi bir ücret ödediğimizi hatırlıyorum. 


Pet Cargo olarak götürdüğünüz hayvanınız için ise kilosuna, boyuna, desisine göre ayrıca yüklü bir miktar ücret ödüyorsunuz. Bir çok aracı firma var, fiyatlar firmadan firmaya değişiyor olabilir, ve maalesef aracı firma olmadan Air Canada pet kargosu kabul etmiyor. Aslında bu çok da kötü bir şey değil, çünkü hayvanınızı emanet ettiğiniz bu tarz profesyoneller olması biraz daha güven veriyor. (Her firma için aynı şey söylenemez elbette, ancak bizim kullandığımız firmadaki Şule Hanım çok kahrımı çekti bu süreçte :)


Air Canada'nın sevdiğim bir yanı ise, hayvanınıza cidden değer veriyor olması. Örneğin yalnızca belli hava sıcaklığında pet kargosu kabul ediyor. Bizim şansımıza Temmuz ayında Türkiye'de de Kanada'da da aşırı sıcak hava sözkonusuydu ve maalesef pet kargolarımızın uçuş onayları için günlerce bekledik ve maalesef biz buraya geldikten 10 gün sonra ancak getirebildik. Aslında bu da çok iyi bir şey, sonuçta kargo olarak seyahat ettikleri için apronda bekletilebiliyorlar ve zaten saatlerce uçmuş olan bir hayvanın canını sırf para için riske atmıyorlar. 


Biz Pearson Havaalanı'na 2 kedi bir bebek şeklinde indikten sonra, önce ülkeye giriş evraklarımızı işlettik. Bu da bir - bir buçuk saat sürdü (buraya gelince anlayacaksınız, hayat çok yavaş akıyor). Kediler neyse ki yol boyunca hiç arıza yapmadılar. Hatta ben o kadar uzun yolculuktan sonra altlarına yapmışlardır diye düşünüyordum ama tutmuşlar yazık... 



Önemli bir noktadan bahsetmeyi unuttum: uçuş sırasında size doldurmanız için bir evrak veriliyor. Yanınızda gümrüğe bildirmeniz gereken eşya/yiyecek vs. var mı diye. Bu evrağı doldurup, havaalanında gümrük kısmına veriyorsunuz. Burada "live animals" gibi bir ibare var, onu mutlaka işaretleyin. Benim gözümden kaçmış ve ülkeye girişte gümrük görevlisi kırmızıyla üstünü çizip uyardı: 
"bir dahaki sefere burayı işaretlemeyi unutmayın" diye..




Evraklarımızı işlettikten sonra bavullarımızı aldık, tam sefilleri oynuyoruz, kucağımızda bebek, ellerimizde tosun gibi kediler, onlarca bavul... Çıkışa da gelmişiz... Elimizi kolumuzu sallayarak çıkabiliriz yani, kimsenin bize bir şey sorduğu yok... Ben tutturdum, olmaz bu kedilerin evraklarını birilerine göstermemiz lazım! :)


Çıkıştaki polise gidip dedim ben kedilerimle geldim, bu çocukların evraklarına kimse bakmayacak mı? Bir yer tarif etti, ve ben her zamanki gibi ilk cümleyi duyup, sonrasını takip etmedim çünkü ne zaman birine yol sorsam cevabı dinlemiyorum :) Biraz dolandık, meğer burnumuzun dibinde bir bankoymuş, bulduk, görevli polise çocukların evraklarını verdim, 2 saniye kadar baktı, onayladı ve bitti :)


Bu kadar kolay olacağını tahmin etmiyordum doğrusu.. :)


10 gün kadar sonra pet kargo olarak gelen diğer çocukları almaya gittiğimde durum biraz daha farklıydı açıkçası.

Uçağın iniş saatinde havaalanının yanında bulunan gümrük binasına gittim. Ve 4 saat bekledim :(



Air Canada Pet Cargo ile gelen çocuklarımı beklerken can sıkıntısından Instagram'a girdiğim post :)


Maalesef kargo olarak gelince, hayvanlar indiklerinde oradaki görevli bir veterinerin muayenesinden geçmeleri gerekiyormuş. Görevli veteriner de her zaman orada olmuyormuş, ancak gerektiğinde çağırıyorlarmış ve geliyormuş.

Bu süreçte hayvanınızı göremiyorsunuz, air condition'ı olan bir bölmede tutuyorlar ve sizi asla almıyorlar bu bölüme. "Merak etmeyin, arkadaşlarımız hayvanlarınızla ilgileniyorlar, keyifleri yerinde, bir sıkıntıları yok.." gibi açıklamalar yapıyorlar sadece.


Neyse, 4 saatin sonunda veteriner onayladıktan sonra, size verilen evrakları alıp, başka bir binaya gidiyorsunuz, o noktada kendimi "olacak o kadar" parodisinde hissetmediğimi söylesem yalan olur.. ^_^


Bu binada ise evrak kontrolleri yapılıyor ve kargo başına bir ücret alınıyor (30 cad gibi bir şeydi sanki). Bana sıra geldiğinde gümrük görevlisi kafasını evraklardan kaldırıp gözümün içine bakarak, "Neden bu kadar çok hayvanı bu ülkeye sokmak istiyorsunuz?" diye sordu. Adam haklı tabii, anlamaya çalışıyor :) "Bir Crazy Cat Lady kolay olunmuyor memur bey!" demek isterdim ama tabii ki onun yerine "Onlar benim yıllardır baktığım evcil hayvanlarım, Türkiye'de onları bırakabileceğim kimsem yok" dedim. Hafifçe yüzünü buruşturup onayladı evraklarımı.


Sonra bu evrakları alıp, 4 saat beklediğim binaya geri döndüm ve bir de onlara onaylattım. Olacak O Kadar parodisi demiştim değil mi?


Her şey hazır olduğunda, taksimi çağırdım, depo kısmına gidip çocuklarımı aldım.


Böylece kavuşmuş olduk.




Son olarak belirtmeliyim ki, Kanada'ya taşınıyorsanız evcil hayvanınızla kolaylıkla gelebilirsiniz. Hiç dert etmeyin. Ben 4 kedi 1 köpek getirdiysem, siz de minnok çocuğunuzu rahatlıkla getirebilirsiniz.

Çok uzun yazdım farkındayım ama umarım anlattıklarımın birilerine faydası olur. Çok fazla vaktim olmadığı için yazdıklarımı tekrar tekrar kontrol edemedim, sürçülisan ettiysem affola :)

Bir sonraki yazımda ise, evcil hayvan ile Kanada'da ev bulma maceramızı yazacağım :)



peace


nora



Friday, 5 August 2016

Yeni Hayat



Kanada topraklarına ayak basalı tam 14 gün olmuş.

Normal şartlarda henüz yola çıkmamış olacaktık. 

Fakat normal namına bir şey kalmadığı için memlekette, apar topar kalktık geldik.

Öyle ki, getireceklerimizi hızlıca ayırıp, geri kalan her şeyi öylece bırakarak.

Yangından kaçar gibi.

Kimseye veda edemeden...




Oğlumun doğum günüydü 20 Temmuz.

Oğlumun, ilk doğum günüydü.

Çok büyük planlarım yoktu belki, taşınma telaşındaydık, ama en azından bir pasta kesip, iki fotoğraf çekecektim. 

Meraklı elleriyle saldıracaktı oğlum pastasına. Bir yandan fotoğraflarını çekip, diğer yandan onun o komik hallerini izleyecektim. Gözlerim dolarak...

OHAL ilanını izledik televizyondan onun yerine. Tırnaklarımızı kemirerek.

Her şeyimiz bu denli hazırken, maddi-manevi yurtdışına taşınmaya bu kadar odaklanmışken, her gün başka bir aksiyona uyanıyorduk vesselam.

Yüzüp de kuyruğuna geldiğimiz bu noktada risk alamadık.

Eşyası da, evi de sizin olsundu... 

Biz oğlumuza en güzel hediyeyi giderek verdik.

Pastasını da seneye keseriz.






peace



nora