Showing posts with label Avatar. Show all posts
Showing posts with label Avatar. Show all posts

Friday, 22 January 2016

Bir Kimlik Türü: Ehliyet


Rica edeceğim yarın kar yağmasın!

Çünkü sabahtan evden çıkıp Ortaköy'e gideceğim.

Beykoz sınırlarını ayda yılda bir terkeden birisi olduğumdan benim için büyük mesele :)

Kar yağınca toplu taşıma dediğimiz kavram sihirli bir şekilde yok oluyor, taksiler dünyanın en değerli varlıklarıymış gibi gideceğiniz yeri beğenmiyor, benim gibi acemi şoförler ise arabalarını almayı aklının ucundan bile geçirmiyor.

Bu arada ehliyeti alalı 3 sene oldu sanırım, şimdiye kadar hiç ceza yemedim!

Neden?

Çünkü trafiğe çıkmıyorum! ^_^

İlk aldığım aylarda kocayla ortak kullanarak Ankara'dan İstanbul'a geldik, onun dışında 3-4 kez de, "hadi sen iç koci ben arabayı kullanırım" deyip, gecenin köründe trafikte kimse yokken sağ salim eve getirdim ikimizi, o kadar. 

Aslında araba kullanmakla ilgili hiçbir sıkıntım yok, gayet hakimim. Benim sorunum bu şehrin hödük şoförleriyle.

İnanılmaz stres ettiler beni resmen soğudum.

Hamileyken de cesaret edemedim açıkçası direksiyon başına geçmeye.

Offf çok ezik hissediyorum kendimi bu konuda.

Adamlar 70 IQ ile trafikte cirit atarken, ben hala yok otobüs, yok taksi... 

Ay ama napıyım canım kıymetli! ^_^

Şimdi de Uzay varken hiç cesaret edemiyorum. 

Eee direksiyon başına geçmeden de alışılmıyor bu merete!

Cüzdanda ikinci kimlik olsun diye de o kadar debelenmedik herhalde...

Bir an önce halletmem lazım bu işi, çok erteledim...

Ehliyet alıp trafiğe çıkmayan da bi biz kadınlar oluyor, neden acaba?

Var mı aranızda benim gibi ehliyeti süslük duran?

Bu arada 2012'de yazdığım ehliyet maceramı şu linkten okuyabilirsiniz :)


peace


nora

Friday, 22 November 2013

Kaç olduk?

Etrafımdakilerin bana en sık sordukları soru:

"Evdeki pati sayısı kaç oldu şimdi?"

Mumuk The Kuduruk

İki basamaklı rakamlara geçtiğimizden beri bu soruyu hep geçiştiriyorum, ya da *politically correct* cevaplar vermeye çalışıyorum. ;)



Niye kasıyorsam?

3. kediden sonra zaten "manyak" gözüyle bakmaya başlamıştı herkes bize... ^_^

İşin aslı şu; hani siz bir hamur işi yaparken alabildiğine un koyuyorsunuz ya, heh biz de işte evimiz alabildiğince sokaktaki muhtaç durumdakilere açıyoruz kapımızı. ^_^

Ama artık bahçeli bir evde oturuyor olduğumuzdan, eskisi kadar zor olmuyor... Çoğu evi otel gibi kullanıyor zaten. Mesela Sushi zillisi artık sadece yemek yemek için uğruyor, iki sevdirip kaçıyor. Bazı günler gelmiyor bile...

Torunlardan sadece Avatar eve bağlı çıktı... O da garip bir bağlılık... Üst kapının önünde "Açın şu kapıyyyaaaaa!" diye ağlar, açarız, koşarak çıkar... Hooop dışardan alt kapıya dolanır, "Bu kapıyı da açıııııaaaannn!"... Ta ki bizi hayattan soğutana dek, bu şekilde bütün kapıların önünde isyandadır kendisi...

Son ütücü - Avatar ^_^

Cappy-licious

Bu kadar çok evcil hayvanla yaşamak elbette herkese göre bir şey değil... Tek bir hayvanın bile size nasıl bir sorumluluk yüklediğini düşünün... Bildiğin mesai harcıyoruz eşimle... Benim stüdyom evimin alt katı olduğundan, yani işim gereği kendileriyle daha çok haşır neşir oluyorum :) Ama zorlukları yok dersem yalan olur.

Doğal ortamında Sissy :)

En büyük sıkıntı tabii ki, temizlik! O_O Aslında çocuklarımı bahçeye salmadan önce sadece tüy problemimiz vardı... Onlar döküyorlardı, ben temizliyordum. Sonuçta kedi gerçekten de temiz bir hayvanat türü :) Şimdiyse tüy sorununa ek olarak, özellikle kışın, bir de çamur sorunumuz eklendi :) Hadi köpüşlerin patisini siliyorum dışardan girdiklerinde falan ama sıkıysa kedüşlerinkini sil :) Herhalde denesem hastanelik ederler beni ahahah ^_^ Zaten 10 küsür kedinin günde 1586 kez eve girip çıktığını düşünürseniz, matematiksel olarak da mümkün değil bu yöntem :) (Hala tam kedüş sayısını söylemiyorum yalnız ;)) 

Nana, nam-ı diğer Nanik!

O sebeple daha kolay olan, evin ortasında duran vileda yöntemini kullanıyorum :) Her bir kedüş eve giriş yaptığında "Kakılmıştır benim adım...!" anlayacağınız... :)

Mumuk'un pencere Qeyfi ^_^

Bir de bu kudurukları bırakıp bir yere gidememek gibi bir durum var tabii ki... Eğer şehir dışına gidilmesi gerekiyorsa eyvah! Birimizin evde kalması şart... Tatil falan? Zaten mümkün değil!

Sushi & Zeus

Sadece kedüşler varken yine de bir kaç gün bırakabiliyorduk da, Zeus'la Lulu'yu evde bırakıp gitmek diye bir alternatifimiz yok :)

Lulu & Zebuşka

Dışarı çıkan bir kedinizin olmasının bir diğer güzelliği (!) de, size olan sevgisini gösterme biçimi olarak, hediyeler getirmesidir... :/


Ben ki, bu eve taşınmadan önce böcek görsem tavana zıplardım, artık tam bir Amazon kadını oldum diyebilirim... Yukarıda görmüş olduğunuz gibi zavallılar bizim kedilerin kadrajına girdikleri an, işleri bitiyor... " Annecim sen bize çok iyi bakıyorsun, al ben de sana bunu avladım!" hediyesiymiş bunlar... Bence düşünmeleri yeter, gerçekten getirmeseler de olur!!! >.<



Aslında bu yazı daha çooook uzun sürer ama ben biraz yoruldum, şu Nanik gibi serileyim biraz koltuğa diyorum :) 

Siz de bu arada tahmin edin bakalım, evde kaç kişi olduk biz en son?

^_^

peace

nora