Tuesday, 5 January 2016

Kedi, Köpek ve Bebek

"Eeee akşama ne yemek yapsam?" gibi "Yarın bloga ne yazsam?" diye düşünür oldum ^___^

Hatta dürüst olmam gerekirse, tanıyanlar bilir; akşama ne yemek yapsam diye düşündüğüm pek görülmedi bugüne kadar ;) Kıymetinizi bilin!

Aslında elimde yazılmayı bekleyen çok sağlam hikayeler var... Bunlardan en bombası elbette ki doğum hikayem... Kendi doğumum değil tabii ki, Uzay'ın doğum hikayesi. Öyle ya, neden "doğum hikayem" diyoruz? "Doğurma hikayem" denmeli aslında. Neyse.

Doğurma hikayemi hemen yazamayacağımı biliyordum aslında ama çocuk nerdeyse 6 aylık olacak, bu kadar gecikeceğimi tahmin etmiyordum. Hoş, bu süreçle ilgili hemen hemen hiçbir şeyi doğru tahmin edemediğimi bir bir başıma gelince anladım ya... Şimdi daha iyi anlıyorum, markette sokakta hamile halimi görüp bana acıyan gözlerle bakan diğer anneleri ^_^

O bakış aslında "You have no idea!" bakışıymış :)

Siz siz olun, çocuk sahibi değilseniz, hiç atıp tutmayın.

Ben çok atıp tuttum.

Hepsi patladı :)

Doğum macerasını ayrıca yazacağım. Söz. Her hamile gibi ben de başka insanların hikayesini okumaya can atıyordum. Sadece bu sebeple bile yazmam gerek.


Evde bir sürü pati varken bir de çocuk gelince noldu? 



Daha fazla yorucu oldu. Hepsi bu. Önceleri %100 benim ilgimi gören tipitoşlar, ben Uzay'a kilitlenince, triplerden triplere girdiler. Kıskananlar oldu tabii, ama kıskanmak deyince çocuğa zarar verecek bir kıskanma gibi düşünmeyin, işte yukardaki gibi, ana kucağını paylaşamamak mesela :) Cappy'i indiriyorum, çocuğu alıyorum koymak için, hoooop o arada Nana oturmuş bile! 

Ailenize yeni katılan bir bebek olduğunda evdeki hayvanlarınızı göndermek zorunda değilsiniz. Bu saçma düşünceyi atın kafanızdan. 



Kediniz / köpeğiniz kasıtlı olarak bebeğinize zarar verecek hiçbir şey yapmaz. Elbette ki bebeğinizi gözünüzün önünden bir saniye bile ayırmamalısınız; ancak zaten evde bir hayvanınız olmasa da bebeğinizi gözünüzün önünden bir saniye bile ayırmamalısınız :)

Bizim asıl kadromuz artık Cappy, Sissy, Nana ve Lulu. (Zeus bir kaç ay önce bizi terk etti, o konuyla ilgili elim pek gitmiyor klavyeye ama yazıcam bir ara..) Ama bunların dışında hem eve girip çıkan 10 kadar kediden oluşan bi seri var (Avatar, Sushi, Ponpon, Karamel, İrmik vs. ), bir de üstüne bir bu kadar daha eve girmeyen, bahçede baktıklarımız. 

Böyle bir eve bir de bebek doğunca, bana da sadece kafaya huniyi geçirmek kaldı ^_^



Evimiz büyük, yer sıkıntımız yok aslında. Zaten zamanında hayvanlar rahat etsin diye böyle bir eve taşınmıştık. Ama tabii ki de evin büyük olması evdeki bütün hayvanların ben neredeysem orada olma isteğini değiştirmiyordu ^_^

Her an benimle alt alta üst üste olmaya alışık kedilerim ve Lulu, sezaryen sonrası iyileşmeye çalışan, 7/24 kucağında bebek olan, bu insanlıktan çıkmış vaziyetteki annelerini pek bir yadırgadılar. 

Eve gelen giden de cabası.

Normal şartlarda da misafir olayına pek sıcak bakmayan kedilerim iyice telef oldular :) 

Neyse ki ilk tantanalar geçince her şey normale döndü.

Tabii ki bu süreçte birbirinden fantastik şeyler duymadım değil... Aman tüy kaçar, aman bebeğin suratına otururlar (niyeyse?) aman şöyle yapar, böyle yapar... Bunları diyenler de hayatı boyunca evinde tek bir hayvan beslememiş insanlar... 

"Çok afedersiniz de, benden iyi mi bileceksiniz?" demedim. 

Onun yerine çocuğuma, aileme odaklandım. Onlarla savaşarak harcayacağım enerjiyi, oğluma kullandım. 

"Hıı.. hıı.. evet... tabii tabii... Yok zaten almıyoruz biz kedileri o odaya... " falan :)

Bu yazıyı okuyan hayvan sahibi hamileler varsa, tavsiye ederim, hiç uğraşmayın, ağzınız onları onaylarken, kafanızın içinde minik bir maymuncuk trampet çalsın :)

  Dinlemeyin, geçin.

İçinize endişe tohumları ekmelerine izin vermeyin.


Hayvanlarınızın düzenli aşılarını, iç-dış parazitlerini yaptırın, sizin de aklınızda bir soru işareti kalmasın.

Siz zaten annelik içgüdülerinizle yavrunuzu her türlü tehlikeden koruyacaksınız, bırakın çocuğunuz hayvan sevgisinden mahrum kalmasın.

Bir süre sonra bebişiniz ayaklandığında hayvanları ondan nasıl koruyacaksınız onu düşünün :)


peace

nora



7 yorum:

ferulago said...

Vallahi cok dogru :)

Gece said...

Dün gece eşimle yaptığımız sohbetin üzerine denk geldi yazın. Tam da aradığım (istediğim) şeyleri yazmışsın. Bizde artık yavaştan çocuk muhabbetine girmeye başladık. Evde de 2 tane kedimiz var ve hani imkanı yok vazgeçemeyiz onlardan. Bu yazının linkini ona yollayayım da rahatlasın biraz :)

Nesrin said...

Merhaba , ablamında bir tane köpeği var evde besliyor ve 1 yaşında tatlı bir yeğenim var . İnsanlar ne çok yorum yapmayı seviyor , ay çocukla köpek olmaz bilmem ne ... gayet de güzel olur . Köpeğimiz Benek ,Yeğenim Arel'i hiç rahatsız etmiyor ki Arel bazen tüylerini çekiyor ses bile çıkarmıyor hayvancık ...
Çok tatlı bir bebeğiniz var sevgiler

nora said...

@ferulago Aslında temiz kafayla oturabilsem ve bölünmeden şöyle 1 saatim olsa bu konudan 10 sayfa yazı çıkar da :) Şartlar elverdiğince bu kadar oldu :)

@Gece Ahhh 2 kedi nedir ki? :) Şöyle düşünün, eskiden sokaktaki kediler gelip evin sobasının yanına kıvrılırmış kışları, o zamanlar ne aşı var ne de veteriner... Hayat modernleştikçe doğadan uzaklaşıyoruz, yanlış yapıyoruz aslında.. Çocuklarımızı fanusta büyütmeye çalışmak, çıkarıyor sonradan o alerjileri... Evcil hayvan olan eve doğan çocukların bağışıklık sisteminin daha güçlü olduğuna dair yüzlerce araştırma var...

@Nesrin Çok teşekkür ederim, ablanızı ve tatlı yeğeninizi benim için de öpün lütfen! :) Zaten bizim kültürümüzde kişisel tercihlere, kararlara zerre saygı yok, samimi dahi olmadığınız birisi gelip sizin yaşam tarzınızla ilgili acımasızca yorum yapabilme hakkını kendinde görüyor maalesef..

Gokkusagi Dosyasi said...

Çok tatlısınız ailecek, bayılıyorum kedili-köpekli-bebekli hallerinize. :)
Ben bebek yaparsam, oğlum Mısır biraz kıskanabilir ama kızım Faik çıldırır ona eminim. Zaten Mısır hiç oyuncu değil, Faik ile bebek çok iyi oyun arkadaşı olurlar diye düşünüyorum. :)) Yani bizde bebek, Faik'e kardeş olarak gelecek herhalde. :) Sonuçta ben de bir huni takar mıyım bilmiyorum ama ne olursa olsun, hayat onlarla muhteşem!
Kocaman sevgiler.

Sed. (weba) said...

Ya fotoğrafların tatlılığına "yaaaaaaaaaaaaa :gözlerindekalpçıkmışgülensurat: " şeklinde bakmaktan yazıyı okumak zaman aldı tabi eheh ^^,
Ya insanlar çok biliyor Nora. Babaannemlerle aynı apartman büyümüş bi çocukluğum oldu. Hep evde kedimiz olurdu (bazen kediler) Bi babannemlerde bi bizde olurdu pisiler, aile apartmanı yani düşün. Ne ben ne kardeşim bebekliğimizden beri en ufak sorun yaşamadık. Sonrasında amcam evlenip yengem hamile kalınca yengemin ailesi (ay çok pis dedikodu anlatıyormuş gibi oldum böyle de ahahaha) "bu kedilere ne olacak, torunumuz böyle kedilerin dolaştığı evde büyümemeli, şöyle olur böyle olur." dediler. Bu insanlar bize misafirliğe geldiğinde kedileri sevmeye bayılan tiplerdi. Neyse yengem de aynen senin gibiydi, kendinini yormamak adına "hıhı" diyip geçiyordu. En sonunda yengem doğum yaptığında annesi gene kedilerden ötürü söylendiğinde yengem dayanamayıp "ya anne bu çocuklar kediler içinde doğmuş büyümüş kocaman kocaman olmuşlar, benim çocuğuma da bi şey olmaz artık uzatmaz mısın konuyu lütfen." demişti. :) Ne zaman böyle konulara denk gelsem hep bunu anlatırım. Şimdi yazıyı okuyunca da sana yazmak istedim.
:)

nora said...

@Gökkuşağı Dosyası: Amaaaan 2 kedüşle huni takmazsın merak etme :) İlk aylar insan biraz daha pimpirikli oluyor, sonra düzen oturuyor zaten... Onlar için de kolay bir süreç değil sonuçta, ama pozitif kalıp, mümkün olduğunca az düzenlerini değiştirirsen zerre sıkıntı yaşamazsın, aksine çok keyifli olur her şey :)

@Sed : Ahahaha canım çok teşekkürler, ahh annelik mesleği çok zormuş, fotoğrafçılık mesleğimi ezdi geçti, kameramı elime almak zor geliyor çoğu zaman, yoksa ne fotolar çekilir! Her an ayrı aksiyon! Ayyyyyy dedikoduuu muuu hiiiç sevmeeeemmm *kıps* *çekirdekalır**çaykoyar* :))) O yengeni bir sonraki görüşünde benim için de öp lütfen :) Böyle yengelere ihtiyacımız var! Çünkü o süreçte herkes bi laf söylüyor, herkes en iyisini kendi bildiğini savunuyor, zaten hormonlar sapıtmış, kafa gitmiş, hele de ilk kez anne oluyorsan kendini çok acemi hissediyorsun, yenidoğan bebek oyuncak gibi, dokunmaya kıyamıyorsun... Bana bir akrabam şimdi isim vermeyeyim, direk şu cümleyi kurdu: " Benim bi arkadaşımın çocuğunun ciğerine tüy kaçmıştı, çocuk öldü!"... EEE YUH ARTIK! Bi tarafından attığının zaten farkındayım çük şükür okumam yazmam var ben çocuğum için her şeyi araştırıyorum ama gerçek bile olsa yeni doğum yapmış birine bu söylenir mi??? İnsanlar çok ama çok düşüncesiz!